24.05.2021, 00:11 293

HAZIRLANIN

Akaryakıta muazzam zam geldi biliyorsunuz, esnafa verilen avutma ve uyutma paralarını hazineden karşılayamayan hükümet kolay yolu seçti ve zammı geçirdi…

Hem de ne geçirmek…

Kol gibi!..

Ülkede çiftçisinden işçisine kadar her kesim de ayağa kalktı…

Çünkü bunun adı insanca yaşama zam!

Ve her zam sonrası yine aynısı olacak ve DOMİNO TAŞI prensiplerine uygun olarak akaryakıta gelen zam tüm piyasa ürünlerinde etkisini gösterecek.

Dolar ve Avro patlayacak,

Kiralar artacak, siz istediğiniz kadar “Bu konuda yasalar yönetmelikler var Tefe-Tüfe oranından fazla artamaz “ deyip durun…

Kim takar Yalova kaymakamını? Mal sahibine eliniz mahkum bir kere…

Ulaşım bedelleri artacağından kentlere nakliye ile gelen tüm sebze, meyve, et, vs. gıda ürünlerine bu zam yanşayacak…

Dövizle satın alınan hammaddeler üretim mallarını etkileyeceğinden günlük yaşamınızda kullandığınız her türlü alet edevat zamlanacak…

Sosyal yaşam gereği kullandığınız telefon, tv abonelikleri, aidatlar vs. ne varsa fiyatı artacak…

Doğal gaza zaten ayda bir zam geliyordu şimdi ara zamlar da gelecek!

Saymakla bitmiyor liste, aklınıza ne gelirse zamlanacak, hazırlanın…

Yılbaşında aldığınız üç beş kuruş zam zaten erimişti, şimdi bir de krediler için banka banka gezeceksiniz. Gördüğünüz gibi müjde olarak verilen her haberin arkasından zam çıkıyor. Ucu da bize dokunuyor. Halk gittikçe fakirleşiyor…

Ülkenin durumu böyle işte, var mı “hayır” diyen?

Yüzde 99 oranındaki halk çoğunluğu sürünürken, partili olanlar dört beş yerden birden aylık alarak, ihale alarak köşeleri tekrar tekrar dönüyorlar.

  1. bu yüzde 99’dan da “helallik” istiyorlar.

Kara mizah gibi, alay eder gibi, milleti akılsız sanar gibi…

X XX

ŞIH HAZRETLERİ

Neyse fazla moralinizi bozmayalım, biraz da gülün…

Türkmen Evine Bir Şıh Misafir Geldi,Buyur Ettiler, Köylülerle Birlikte OdayaAldılar, Köylüler “Ne Keramet Edecek”Diye Ağzının İçine Bakarken, Şıh Arada Bir

İrkilir Gibi Yapıp “Hoşt”Diyordu…

Köylüler Bunun Bir Keramet OlduğunuAnladılar Ama Ne Kerameti OlduğunuAnlayamadılar, Merakla Sordular:

“Ya Şıh Hazretleri Nedir O Arada Hoşt Dediğin ?”

Şıh :

“ Bir Köpek Kabe'nin Duvarınaİşeyecek Gibi Niyetleniyor, OnuGörüyorum Tabii Ki, Hoşt Diye Kovalıyorum …”

Köylülerin İtikadı Bir İken Bin Oldu…

Olanları Kapının Eşiğinden Dinleyen Evin Hanım Ağası SofrayıHazırladı, Herkesin Önüne Üzerinde Et Olan Pilav Geldi… Şıhın Tabağında Sadece Pilav Vardı… Şıh Bir Süre Etsiz Tabağa Baktıktan Sonra, Kapıda Beliren Hanım Ağaya;

“Benim Tabağımda Et Niye Yok, Bunun Bir Sebebi Var Mıdır Ey Hatun ?” Diye Sordu…

Hanım Ağa Yaklaştı, Tabağı Ters Çevirdi,Onun Etlerini Pilavın Altına Koymuştu…

Pilavın Altında Etlerin Gözükmesiyle Elindeki Kepçeyi Şıhın Kafasına İndirdi:

“Ulan Tabağındaki Eti Görmedin De, Kâbe’dekiİti Mi Gördün Deyyus...”

X XX

CÜBBELİ’DEN İSLAMİ TRAŞ

Hacıdan hocadan söz açtık bir kere… Bu hoca hikayeleri askerlik hikayeleri gibi, başladın mı, bitmek bilmez…

Bu hikaye de Cübbeli Hocamızdan, gerçek bir hikaye, inanmayan youtube’de bulur…

Cübbeli hocamıza soruyorlar;

“ hocam nasıl tıraş olunmalı, bunun İslami usulü var mı?”

“Olmaz mı…” diyor hoca ve devam ediyor:

“Jiletle tıraş olunmaz, ustura ile olunmalı, etek kılları da ustura ile alınmalı, göğüs ve sırt kılları tıraş olunmamalı, koltuk altı kılları ise yolunmalı ya da ağda ile alınmalı, sünnet böyledir…”

Haydaaaaa;

Bu ustura işi sakat, özellikle de etek konusunda, ya kazayla fazladan bir kesim yaptınız, hayatınız kayar wallaaaaaaa…

X XX

KAVUN MEVSİMİ

Başladık ya hacıdan hocadan, arkası geliyor ister istemez,

Alın bir tane daha;

Son zamanlarda köydeki gençler içki, sigara ve kumara düşkün hale gelmişler.

Hal böyle olunca; köyün imamı da kahve sohbetlerinde sık sık içki, kumar ve sigaranın kötülüklerinden söz etmeye başlamış.

Bir gün ahali yine bir kahve sohbeti sonrası imama:

" – Hocam Siz, sık sık içki, sigara, kumarın kötülüklerinden söz ediyorsunuz da, İçki sizin oğlanda, Kumar sizin oğlanda, Sigara sizin oğlanda… Bizim oğlanları da sizinki ayartıyor. Sizin oğlanı vazgeçirebilseydiniz…"

Köylünün Hocam dediği imam eve gider, oğlunu karşısına alır, olanları bir bir anlatır.

" – Oğlum. Gel vazgeç. Yoksa ya başka yere taşınacağım, ya da, bir daha ahalinin yüzüne bakamam."

Oğlu dikkatle dinler.

"- Haklısın Babacığım. Yalnız bir koşulum var; bu akşam birlikte içelim, sonra dilime değdirmeyeceğim, Sigarayı da bırakacağım, kumara da tövbe edeceğim."

Adam düşünür; ne yapsın, kabul eder…

Akşam oğlan mangalı yakar, Üç beş pirzola, üç beş köfte, kavun, iyisinden beyaz peynir, yetmişlik boğma rakıyla masayı donatır.

Baba imam, bir tövbe-estağfurullah çeker, çömelir ve oğluna eşlik eder.

Gece yarısına doğru içkiler, mezeler biter.

Oğlan masayı toplarken;

" - Teşekkür ederim Babacığım, sen beni kırmadın, Ben de sözümde duracağım, seni mahcup etmeyeceğim, bu işleri bırakacağım..."

Tabii, bizim hocanın keyfi yerinde…

Oğluna döner;

" - Bak oğlum… Kumarı bırak, Sigarayı bırak, Ama rakı için acele etme; şu kavun mevsimi bir geçiversin..."

Yorumlar (1)
Muhittin it 2 ay önce
Süper bir yazı olmuş Tebrik ediyorum
26
açık