07.02.2020, 21:05 446

Her öğretmen en az bir kitap yazabilir, yazmalıdır...

Türkiye'nin, dünyanın incisi olduğunu düşünüyorum. Bu topraklar gezegenin en modern 10 ülkesi arasında yer alacak kapasiteye sahiptir.

 
Ülkemizde 1 milyon civarında öğretmen var. Bunların meslek yaşamlarında en azından 1 kitap yayınlaması teşvik edilmelidir. 
 
Yazılan kitabın türü önemli değildir. Bu eserler her yıl MEB tarafından etüd edilmeli, nitelikli olanlar kağıda basılı olarak, az nitelikli olanlar ise e-kitap olarak yayımlanmalıdır.
 
Kitap yazan öğretmenler her bakımdan ödüllendirilmelidir.
 
Bir kişi kitap yazmaya başlayınca en az 100-200 kitabı okumak, incelemek durumunda kalır. Bu da "çarpan etkisiyle" daha bilgili eğitimci zümresinin doğmasına sebep olur.
 
30 yıllık öğretmenim. Amatör bir ruhla 50'den fazla kitap yazdım. Bunu ben yapabiliyorsam, her öğretmen yapabilir diye düşünüyorum.


Teknolojik imkanlar çok genişlemiş ve ucuzlamıştır. Bir kitap yazmak ve basımını yapmak basit bir iş haline gelmiştir.


Tüm öğretmenlere deneyimlerimi, önerilerimi 1 Kuruş talep etmeden yazılı ve görüntülü olarak sunabilirim. Bu projede gönüllü olarak yer alabilirim...
 
 
Çay...
 
Dünyada en çok çayı Anadolu insanı içiyormuş.
Son yıllarda gerçek çayı bulamaz oldum. Çeşitli markalarda çaylar alıp denedim. Bir türlü 20 - 30 sene öncesinin berrak, duru çay tadını alamadım... 
Rize'de öğretmenlik yapan bir arkadaşım son 5 yılda bir kaç defa kendi ürettiği çaylardan yolladı. Onların tadı gerçekten çok iyi idi... 
Son 20 - 30 yıldır "doğal", "organik", "hormonsuz" gibi sözleri çok duyuyoruz. Bunların bizde bir inandırıcılığı ne yazık ki kalmadı. Organik diye alınan gıdalarda bile yapay gübreler, ölçüsüz tarım ilaçları mevcut.
Zira, endüstriyel gübreleri (?), yan etkisi çok fazla olan tarım ilaçlarını kullanmayan çiftçiler fazla ürün alamadıklarını dile getiriyorlar.
Çay hazırlarken kaliteli su kullanmanın da çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bolu'nun çam ormanlarından gelen Kökez suyunun lezzetli çay yapmada çok etkisinin olduğunu deneyerek gördüm. Kansorejen pet ambalajlar içinde satılan çeşitli markadaki suları da çay yapmada kullandım. Ancak bu sular biyolojik olarak ölü olduklarından aynı aromayı tutturamadım.
Trabzon'un Of ilçesinde yaşayan, emekli eğitimci sayın Safiye Hanım tamamen doğal yöntemlerle ürettiği cüz2i miktardaki çayı tüm ülkeye gönderiyor. Tavsiye ediyorum
    
Yorumlar (0)
18
kapalı