Gazeteye yazıma son şeklini vermek üzere geldiğimde Maden mühendisi-yazar Ekrem Murat Zaman’la karşılaştıktan sonra yazımızın konusunu değiştirmek zorunda kaldım. Doğruyu söylemek gerekirse ben de bıktım artık siyaset yazmaktan.
 Sayın Zaman Maden müzesinin sergilenecek materyallerin toplanması konusunda gelinen son durumla ilgili bir hayli sitemli. Bir dokunduk, bin ah işittik.
 İl Kültür ve Turizm Müdürü Zekai Kasap’ın dostum olması nedeniyle Türkiye’de bir ilk, dünyada dördüncü olacak olan maden müzemizin gerçekleşene kadar ki bütün aşamalarını bilirim. İhale sürecine gelinceye kadar hatta binanın yapım aşamalarında ne denli gayretler gösterdiğini kimse inkâr edemez. Ancak gelinen noktada yaşayan bir müze haline gelmesi için sadece müze binasının olmasının yeterli olmadığı, sergilenecek materyallerle zenginleştirmek için daha farklı çabalar gösterilmesi gerçeği ortada duruyor.
 Zonguldak’ta çıkardığımız madenin dünya madenciliğine tanıtılması ve dünyadaki her bir madenin ülkemiz ile karşılaştırılarak ekonomik sınıflandırma ve derecelendirme yapılması olanaklarının alt yapısını hazırlayacak müzenin, oluşturulmasında çok geç kalındığını söylemeden de yapamayacağım.
 Dedektiflik yapıp suçlu arayacak değilim. Eğer suçlu aranacaksa, doğruyu söylemek gerekirse bu kentin bütün dinamikleri zan altında. Hadi resmi devlet kuruluşlarını bir yere kadar anladık. Sivil toplum kuruluşları, dernekler neden sahip çıkmazlar kentin tarihine?
 Müzeler kentlerin hatta ülkelerin marka değerleridir. Kömür madenleri ve maden işçileri sayesinde emeğin başkenti olarak anılan Zonguldak, Hiç kuşku yok ki, maden müzesi sayesinde markalaşacak.
Öyle ise yapılacak iş belli.

 Bu kentte yaşayan sağcı-solcu, genç-yaşlı, köylü-kentli demeden hepimiz evlerimizde EKİ’ ye (Ereğli kömür işletmeleri) ait anı olarak sakladığımız her türlü resimli ve yazılı evrak ya da eşyaları müzeye bağışlayarak büyüklerinden kalan anıları ölümsüzleştirmeliyiz.
 Müze sorumlusu Maden Mühendisi Ekrem Murat Zaman sizlerden gelecek her türlü materyali dört gözle beklemekte.
Haydi, Zonguldak, Ekrem Murat Zaman’ı eşya ve evraka boğalım.

                                                     **********
Yaşlandık mı yoksa?
 Çok iyi anımsarım, gençliğimizde 40 yaşın üzerindekilere bir ayağı öbür dünyada, artık işi bitmiş olarak bakardık. Doğruyu söylemek gerekirse Benim de 50 li yaşlara geleceğim hiç aklıma gelmezdi. Anlaşıldığı üzere çok büyük haksızlık yapmışız.
 Bilinen gerçek her canlı ölümü tadacaktır..
 İyi güzel de genç yaşta ölmezsek yaşlılığı da tadacağız.
 Her işe artık koşar adım gidemiyorlar. Tıpkı yürüyüşleri gibi bedensel etkinlikleri yavaşladı. Beyin emir veriyor ama organlar artık emirleri yerine getiremiyorlar diyerek yaşlıları sabun fabrikasına göndermeli şakası yapılır ya bazen.
 Sakın ha.
 Aksine giderek çocuklaşma eğilimi gösteren yaşlıların dünden daha fazla sevgi ve saygıya ihtiyacı olduğu gerçeğini bir an bile aklımızdan çıkarmadan onları yüceltelim.
 Bu duygularla Başta 85 yaşını dolduran ikizler, babam ve halam olmak üzere bütün yaşlıların 18-24 Mart yaşlılara saygı haftasını kutluyorum.

      Günün sözü:
 İnsanda hayallerin yerini anılar almaya başlamışsa, yaşlılık başlamış demektir.
 "Halil CİBRAN"