15.05.2013, 19:01

Utanmak hep bize mi düşer?

Salı günkü Halkın Sesi’nin manşeti dikkatinizi çekmiştir mutlaka. Topkapı Sarayı Müzesi eski Müdürü ve İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi, Sabahattin Türkoğlu, ZOKEV’in düzenlediği “Zonguldak Folkloru” bienalinde, salonda bulunan Belediye Başkanı Muharrem Akdemir’e seslendi ve “Zonguldak’ta hâlâ bir etnografya müzesinin olmadığını öğrendim. Sizin adınıza utandım” dedi. Türkoğlu “Böyle bir şey yaparsanız tarihe geçerseniz. Adınızı Zonguldaklılar asla unutmaz. Ben Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü yaptım. Siz başlayın, söz veriyorum, her türlü desteği vereceğim.”  cümlelerini de kurdu, canlı tanığı olduğum diyalogda. Böyle bir şeyi hiç beklemeyen Akdemir “Dün akşam ilgili birimlere talimat verdim. Yazışmalara hemen başlıyoruz”  diyebildi ancak. Salonda bulunan herkesle birlikte, “Bunu kamuoyuna verilmiş bir söz olarak kabul ediyoruz” diyerek aklımızca söz aldık başkandan…

 

Birebir muhatap olmak zorunda kaldığım için biliyorum, ülkede halkbilimi alanının en değerli hocalarından oluşan grubu çok şaşırttı kentimiz. Sık sık “Bu nasıl şehir ya?” serzenişlerini duymak inanın beni de bunalttı. Onlar için yoklar kentiydi Zonguldak. Müze yoktu. “Peki o halde Zonguldak hatırası olarak evimize götürmek üzere yöresel bir ürün alalım. Burada Bartın yazması bulunmalı mutlaka” dediler ama utana sıkıla, “Öyle bir yer de yok” dedim. Bir umut gezdirdiğim birkaç dükkâna dönüp bakmadılar bile. Otantik hiçbir şey yoktu çünkü… Çarşıda yaptığımız kısa tur sırasında, çevreye bakınan hocalardan biri nezaketini korumaya çalışarak: “Yahu siz de belediye de mi yok? Bu ne biçim yerleşim böyle, tüm yapılar üst üste. Zonguldak insana boğulma hissi veriyor. Üstelik sokaklar çöpten geçilmiyor. Bu ne pislik yahu…” Verecek hiçbir yanıt bulamadığım için acı acı yutkundum yalnızca…

 

Hocaların merakı dinmiyordu bir türlü.  Etkinliğe yerel yönetimlerin, vilayetin ya da üniversitenin desteğinin olup olmadığını sordular bu kez. Salon tahsisi dışında hiçbir desteğin olmadığını, tüm organizasyonun vakfın kaynaklarıyla yapıldığını, ayrıca bir sponsoru da bulunmadığını söyleyince, doğrusunu söylemek gerekirse,  tavan yaptı şaşkınlıkları. “Vakıf çok zengin bir kuruluş o zaman” dediler. Yanıtım yine olumsuzdu. Her şeyin tümüyle üyelik aidatları ve vakıf gönüllülerinin karşılıksız emekleriyle yapıldığını söyledikten sonra ekledim: “Bu ülkede yok da, dünyada başka örneği var mı bilmiyorum. ZOKEV, bir vakfedeni, ticari işletmesi, şıhı, şeyhi, müridi, mürşidi, sponsoru olmayan, kendinden başka hiçbir güce yaslanmayan bir kurum. Başkalarının son derece büyük paralarla yaptığı işleri, biz kendi emeklerimizi içine kattığımız için mütevazı bütçelerle gerçekleştiriyoruz. Şu ana kadar pek çok çalışmayı bu şekilde yaptık. Kimseye de mahcup olmadık…”

 

KADIRGA RAMPASINDA KEŞMEKEŞ BÜYÜYECEK

Bunları konuşurken içinde bulundukları araç Kadırga rampasını tırmanıyordu. Büyük bir ekskavatör rampanın kıvrımına uygun formda yapılmış yıkık binanın molozlarını yüklüyordu kamyona. Göz ucuyla bakıp geçtiler. Onlara trafiğin tüm yükünü bu rampanın çektiğini, patinaj yapan bir kamyonun beş on dakika yerinden kalkamaması durumunda kent trafiğinin kördüğüm olduğunu söylemedim elbette. Küfrederler diye korkuma, altyapısı zaten yetersiz olan, doğru düzgün kaldırımı bile olmayan sözüm ona bu caddenin etrafında bulunan eski yapıların yıkılarak yerlerine çok katlı bloklar dikildiğini, yüzlerce yeni insanın yerleşeceği yapıların hiçbirinin otoparkının da olmadığını dilimin ucuna bile getirmedim. Zonguldak’ta imar işlerini anlamak mümkün değildi gerçekten. Bunları konuşup yüzümü bir kez daha kızartmaya tahammülüm kalmamıştı artık…

 

Hep yazıyorum. Kaderimizi elinde tutan devletli efendilerimiz kenti tarumar ediyor, kimliksizleştiriyor, akıl almaz oyunlarla rant kapısına çeviriyorlar her yeri. Ortaya çıkan rezaletin hesabını vermek, yüz kızartıp utanmak da bize düşüyor. Bir konuğum geldi geçenlerde. Fatih Sitesi girişinde karşıladım. Çevrede yükselen dev yapılara bakıp, selam vermeye bile fırsat bulmadan “Oha” dedi şaşkınlıkla. Ağzından kaçırdığı sözden utanan konuğum özür diledikten sonra, “Ya Ahmet kusura bakma da bunca körlüğü nasıl becerdiniz? Neden karşı çıkmadınız bu rezalete?” Utanma sırası bendeydi bu kez. Uzun uzun anlatacak takati bulamadım kendimde. Boynumu büküp. “Yapanlar, onay verenler utansın diyebildim” yalnızca. Allah’tan Kozlu Belediyesi’nin Topbaşı mevkiinde onay verdiği inşaatları görmedi. Oralara gitsek, balkonu kaldırımı işgal eden üst üste binmiş yapılardan birinin camından aşağı atardı herhalde beni…

Yorumlar (0)
19
açık
Puan Durumu
Takımlar O P
Takımlar O P
1. Trabzonspor 38 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 38 65
5. Alanyaspor 38 64
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 38 57
9. Adana Demirspor 38 55
10. Sivasspor 38 54
11. Kasımpaşa 38 53
12. Hatayspor 38 53
13. Galatasaray 38 52
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 38 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 38 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 38 93
2. Liverpool 38 92
3. Chelsea 38 74
4. Tottenham 38 71
5. Arsenal 38 69
6. M. United 38 58
7. West Ham United 38 56
8. Leicester City 38 52
9. Brighton 38 51
10. Wolverhampton Wanderers 38 51
11. Newcastle 38 49
12. Crystal Palace 38 48
13. Brentford 38 46
14. Aston Villa 38 45
15. Southampton 38 40
16. Everton 38 39
17. Leeds United 38 38
18. Burnley 38 35
19. Watford 38 23
20. Norwich City 38 22