Aşkar’a göre 28 Şubat bir darbeler süreci

ZONGULDAK 28.02.2017, 12:28 28.02.2017, 12:30
Aşkar’a göre 28 Şubat bir darbeler süreci

 Aşkar’a göre 28 Şubat bir darbeler süreci

“28 ŞUBAT ÜRETTİĞİ MAĞDURİYETLER GİDERİLDİĞİNDE SONA ERMİŞ OLACAK”

 

Memur Sen İl Temsilcisi Kamuran Aşkar sendika merkezinden yazılı bir açıklama yaparak geçmiş 28 Şubat sürecini değerlendirdi.

Aşkar yazılı açıklamasında şu görüşlerine yer verdi:

Darbe anayasasının başat vesayet kurumlarından Milli Güvenlik Kurulu’nun 28 Şubat 1997 tarihindeki kararlarıyla Refah-Yol hükûmetine yönelik gerçekleştirdiği illegal müdahale, daha doğru tabirle darbe, Türkiye için yeni bir cendereye alınmayla sonuçlandı. Esasen 28 Şubat, o meşum MGK toplantısının tarihiyle anılsa da aslında 90’lı yılların başında başlayan ve 2000 yılının ilk çeyreğine kadar devam eden bir darbeler süreci olarak görülmelidir.

Milleti ve beklentilerini önemseyen siyasetin güçlenmesini irtica tehdidi olarak niteleyenler gerçekte vesayetlerinin ve buna dayalı paylaşım zeminlerinin yok olmasından, güçlerinin irtifa kaybetmesinden korktular. Çünkü Refah-Yol hükûmeti, faiz lobisini rahatsız eden yaklaşımları ve Siyonizm ile birlikte Batı dünyasını endişelendiren D-8 girişimleriyle vesayetçi çevrelerin tepkisini çekecek yerli bir siyaset izliyordu. Bu tepki, 28 Şubat’ta vesayetçi çevrelerin sivil ve askeri kanatlarının birlikte hareket ettiği bir müdahaleye dönüştü. Bir yandan cuntacılar Sincan’da tankları yürütürken, diğer yandan “Beşli Çete” denen cunta tetikçisi sivil toplum örgütleri ile malum medya darbenin sivil ayağını oluşturdular. Sivil-asker cuntacı kesimler, hem kendi alanlarında darbeyi meşrulaştırma hem de el birliği ile bu derin operasyonu gerçekleştirme çabalarına hız verdiler.

Siyonizm ve Batı destekli bir müdahale olan 28 Şubat;

Türkiye’de yeni bir vesayet katmanı üretmek,

Giderek temayüz eden milleti tehdit etmek ve iradesini ortadan kaldırmak,

İnancın toplumsal görünümünü hayatın bütün alanlarından dışlamak,

Faiz lobisinin talebiyle ve küresel bir operasyonla Anadolu sermayesini saf dışı bırakmak, İslam dünyası için umut, daha da önemlisi öz güven daveti olan D-8 projesini akamete uğratmak,

Devleti hortumlamayı engelleyen ve devletin kasasını milletin kasasına dönüştüren “Havuz Sistemi”ni kaldırmak için gerçekleştirildi.

Küstahça bir tavırla bin yıl süreceği deklare edilen 28 Şubat, küresel istikbarın yerli müstekbirleri tarafından gerçekleştirilmiş bir darbe olmanın yanında, çalışma hayatından ekonomiye, eğitimden medyaya, asker ve sivil bürokrasiden belediyelere, siyasetten Meclis’e ve hatta hükûmeti devirmeye varan geniş bir yelpazede hem dini değerleri hem de mütedeyyin insanları doğrudan hedef almıştır. Öyle ki, bu amaçla insanı ve onurunu yok sayan bir vesayet terörü estirildi, bütün ülkede vahşi bir toplum mühendisliğine girişildi.

Siyasal zeminde var olan vesayetin sosyolojik düzlemde de var edilmesi için üniformalı bir mimari çalışma yürütüldü. Vesayetlerinin keskinliğini göstermek için namaz kılandan oruç tutana, başörtüsüyle görev yapandan üniversiteye devam edene hemen herkes kamu hizmeti görmekte ya da almaktan men edildi. Yaptıklarının doğru olduğunu göstermek için ikna odaları kuracak kadar yoldan çıkan bu güruh, ikna edemediklerinin haklarını imha etmeye yeltendi.

Milletin parasıyla kurulan üniversiteler milletin başörtülü kızlarına turnikelerle yasaklandı. Yetmedi önce İmam-Hatiplilerin üniversiteye gidiş yolu, sonra da İmam-Hatipler kapatıldı. Bütün bu dayatmalar, zorlamalar ve zulümler sadece kamu hizmetleriyle sınırlı kalmadı, vesayet treninin özel sektör vagonları da kendi mecralarında benzer zulümler yaşattı ve kendi alanlarıyla sınırlı bir av başlattı. Bu süreçte milyonlarca kişi “Batı Çalışma Grubu” tarafından fişlendi. Bu sayede fişleyen ve vesayete boyun eğmeyenleri dışlayan bir devlet pratiği hâkim kılındı. Kişiler ve sermaye gruplarının yanında mütedeyyin kişilerin yoğunlaştığı sivil toplum kuruluşlarına da jandarma ve polis eliyle operasyonlar düzenlendi; yalan bilgi ve sahte belgelerle, her yanı vesayet kokan manşet haberlerle bu kuruluşların müntesipleri baskı altına alındı, hukuki varlıkları sonlandırıldı. Daha da vahimi, bu insanlar brifingli yargı mensupları tarafından hukuksuz bir şekilde hapse atıldı. Bu yolla toplumun bütününe yönelik bir korku atmosferi oluşturuldu. Milli Medya büyük bir baskı altına alındı. Anadolu sermayesine, “Ya vesayete boyun eğeceksin ya vesayete kurban gideceksin!” tehdidiyle cumhuriyet tarihinin en büyük sermaye kıyımı gerçekleştirildi.

Refah-Yol hükûmeti, siyaset üzerine kurulan baskı ve yürütülen tanklarla istifa ettirildi. Refah Partisi, vesayet sisteminin yargıdaki en büyük temsilcisi olan Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı. Yolsuzlukları engelleyen havuz sistemi ve ufuksuzluğa son veren D-8 çalışmaları durduruldu. Ülke büyük bir krize sürüklendi. Bu süreçte 28 Şubat’ın cuntacı komutanlarının yönetim kurullarına getirildiği finans sektöründe büyük bir hortumlama süreci başladı. Yüz milyarlarca dolar, vesayeti yeniden kuranlar ve onları alkışlayanlar arasında paylaştırıldı.

Evet, bin yıl sürecek denen darbe süreci ortadan kalktı. Darbecilerin getirdiği yasaklar ortadan kaldırıldı, özgürleşme ve demokratikleşme ile birlikte 28 Şubat darbecileri yargılanmaya başladı. 28 Şubat’ta yürüyen tankların paletleri çöpe atıldı ancak o paletlerin kamu vicdanlarında açtığı yaralar kanamaya devam ediyor. Mağduriyetlerin bir kısmının hâlâ sürdüğünü görmek ve bunların da sona ermesi için çaba sarf etmek zorundayız.

28 Şubat’ta brifingli yargı kararlarıyla hukuksuz cezalara çarptırılan mahkûmların mağduriyetlerinin giderilmesi için gerekli adımların atılması, cezaevinden çıkmış olanlarınsa mağduriyetlerinin tazmin edilmesi gerekmektedir.

Adaletin tesisi ve kamu vicdanının rahatlatılması; o süreçte zarar gören herkesin maddi ve manevi zararlarının tazmin edilmesinin yanı sıra, 28 Şubat zulmünü üreten ve buna ortak olan herkesin cezalandırılmasıyla mümkündür. Dolayısıyla mağduriyetler giderilmeden ve suçlular cezalandırılmadan 28 Şubat -en azından toplumun bir kesimi için- devam ediyor olacaktır.

Mütedeyyin halkın, diğer bir ifadeyle, çevrenin elit merkeze karşı siyasal alanda giderek görünür hale gelerek yönetimde etkili olmaya başlaması, kendisini devletin sahibi gören “kökü dışarıda” vesayetçi elitleri her zaman rahatsız etmiştir. 1960’ta Adnan Menderes’e, 1980’de toplumun bütün kesimlerine ve 28 Şubat’ın da içinde yer aldığı 90’lı yıllarda mütedeyyin çevrelere karşı uygulanan tasfiye hareketi, 2000’li yıllarla birlikte milletin iradeyi tekrar ele alması sonrasında farklı görünümlerle devam ettirilmeye çalışılmaktadır. 2007 yılında 27 Nisan, 6-8 Ekim Kobani bahaneli kalkışma ve çukur terörü, 7 Şubat ve 17-25 Aralık yargı kaynaklı darbe teşebbüsleri, Gezi kalkışması ve nihayet 15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsü, bu girişimlerin farklı görünümleri olarak tarihe kaydedilmiştir. Bütün bu süreç bize, vesayetçi güruhun vesayeti yeniden tesis etmek noktasında boş durmadığını, durmayacağını göstermektedir. Çünkü bu güruh, idarenin ve iradenin millette olmasından hiçbir zaman hazzetmedi. Onlar egemen değil, vesayet karşısında boyun eğen millet istiyorlar. Milletimiz de bunun farkında, vesayetin yeniden hâkim olmaması için üzerine düşeni büyük bir fedakârlıkla yapmakta kararlı olduğunu 15 Temmuz’da göstermiştir.

Milletimizin bu bilinci yüklenmesinde ve gereğini yerine getirmesinde siyasi öncülerin etkisinin anılması ve unutulmaması vefa gereğidir. Bu çerçevede 28 Şubat darbecilerinin doğrudan hedef aldığı 54. Hükûmetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın hiç şüphesiz özel bir yeri var. O milletinin ifadesiyle “Savunan Adam” kimliği ile 28 Şubat’ın darbe ikliminde milleti adına çalışmaktan, milleti için yönetmekten ve bu kadim coğrafyanın öncü devleti olan Türkiye’yi iç çatışmadan koruma refleksinden hiç vazgeçmedi. İçeride güçlü, medeniyet coğrafyasıyla iş birliği içerisinde küresel sömürü sistemine karşı direnç geliştiren Türkiye idealiyle siyaset yapmaya, herkesi kucaklamaya, inandığını söylemeye ve yaşamaya devam etti. Bu noktada millet iradesinin hâkim olmasında ve inkıtaya uğratılmamasında büyük emeği olan Necmettin Erbakan hocamızı saygı ve minnetle yâd ediyor, yüce Allah’tan onun için rahmet diliyoruz.

Bir daha bu ülkede 28 Şubatlar olmayacak. Çünkü bu millet artık iradesine sahip çıkma noktasında rüştünü ispat etmiştir. Bu bağlamda, darbe üreten sistemin ve darbeci düşüncenin bütün tortularıyla ortadan kalkması için 16 Nisan’da yapılacak anayasa değişikliği referandumu yepyeni bir imkândır.

Memur-Sen olarak, millet ve emek İçin “evet” diyeceğimizi ilan ettiğimiz referandumun milletten onay almasıyla kurulacak Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi ile darbe üreten bürokratik oligarşi ve vesayet sistemi tümüyle ortadan kalkacak, milletin dirayeti ve etkili karar alma mekanizmalarıyla darbe niyeti niyet edenlerin kursağında kalacaktır.

                                                                                                                                             

Yorumlar (0)
14
parçalı az bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Pendikspor Futbol 34 77
2. Amed Sportif Faaliyetler 34 57
3. TECO Karacabey Belediyespor 34 56
4. Isparta 32 Spor 34 55
5. Tarsus İdman Yurdu 34 55
6. Anagold 24Erzincanspor 34 54
7. Bucaspor 1928 34 53
8. Kırşehir Belediyespor 34 49
9. Ankara Demirspor 34 49
10. Weecoins Kırklarelispor 34 47
11. Şanlıurfaspor 34 46
12. Nazilli Belediyespor 34 45
13. Uşakspor A.Ş. 34 40
14. CriptoSwaps Zonguldak Kömürspor 34 38
15. Pazarspor 34 34
16. Akhisarspor 34 31
17. Karatay Termal 1922 Konyaspor 34 29
18. Eskişehirspor 34 22
19. GMG Kastamonuspor 0 0
Takımlar O P
1. Trabzonspor 38 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 38 65
5. Alanyaspor 38 64
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 38 57
9. Adana Demirspor 38 55
10. Sivasspor 38 54
11. Kasımpaşa 38 53
12. Hatayspor 38 53
13. Galatasaray 38 52
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 38 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 38 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 38 93
2. Liverpool 38 92
3. Chelsea 38 74
4. Tottenham 38 71
5. Arsenal 38 69
6. M. United 38 58
7. West Ham United 38 56
8. Leicester City 38 52
9. Brighton 38 51
10. Wolverhampton Wanderers 38 51
11. Newcastle 38 49
12. Crystal Palace 38 48
13. Brentford 38 46
14. Aston Villa 38 45
15. Southampton 38 40
16. Everton 38 39
17. Leeds United 38 38
18. Burnley 38 35
19. Watford 38 23
20. Norwich City 38 22