Kim ne derse desin CHP Türkiye’nin siyasal hayatında olumlu, olumsuz çok önemli rol oynuyor… Olumlu diyorum, ülkenin başta Eskişehir olmak üzere başarılı pek çok belediyesi bu partiye üye en başta… Dahası toplumsal muhalefetin her koşulda yanında olduğunu söylemek mümkün olmasa bile en azından dert anlatılabilen, baş sıkıştığında yanına gidilen bir konumu var…  Kimi zaman ifrata kaçılsa da kayıtsız şartsız aydınlanmadan yana olması, çağdaş değerleri savunması, hukukun egemen olduğu bir ülkeden yana tavır alması, yurtta ve dünyada barış istemesini de önemsemek gerekiyor…
 
Cumhuriyetçi - Kemalist tonları baskın olsa da, ideolojik olarak bir kitle partisi olmanın tüm özelliklerini taşıyor CHP… Bazen en ateşli milliyetçi kesilip ucu ırkçılığa kadar varan bir yere savruluyor… Bazen de çağdaş bir sosyal demokrat parti hüviyetine bürünüp evrensel değerlerin en ateşli savunucusu oluyor… İçindeki gerici dile teslim olup, Ekmeleddin İslamoğlu gibi bir adayı halkın karşısına çıkarması, ya da bunun tam tersi bir tutumla, ülkede yükseltilen isteriye karşın idama karşı olduğunu söyleyip insan haklarından yana tutum alması bu özelliğinden kaynaklanıyor…
 
TÜRK TİPİ BİR SOSYAL DEMOKRAT PARTİ
Eğri oturup doğru konuşalım, devlet kuran parti CHP genlerindeki bu kottan dolayı, gerçek bir sosyal demokrat parti olamadı hiçbir zaman… Kimi üyelerinin “evrensel normlar” diye bir derdi hep olsa da, büyük çoğunluk bu değerlerin ülkeye 5 numara büyük olduğunu savundu… Başta Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) olmak üzere, Avrupa’daki sosyal demokrat partilerin tamamının işçi sınıfı kökenli/tabanlı olmasına karşın CHP bu sınıfsal zemine hiç oturmadı… Üyeleri sendikalar içinde etkin olsa da, emekçiler, başat aktör olamayınca, Türk tipi bir sosyal demokrat parti çıktı ortaya…
 
Bana sorarsanız yaşanan yapısal sorunlar, ideolojik sorunların hep önünde oldu CHP’de… Siyaseti, “maiyet oluşturma”, “sıçrama tahtası olarak kullanma”, “ikbal aracı olarak görme”, “statü aracına dönüştürme” gibi bize özgü hastalıkların en belirgin yaşandığı yapı halinde olan CHP’de, “küçük olsun benim olsun” körlüğü her zaman egemen oldu… Kongreler sorunların konuşulup ideolojik açılımların yapıldığı platformlar değil de, kıyasıya süren iktidar mücadelesinin arenasın olarak görüldü… Bu amansız rekabet sonucunda, CHP, birbirini sevmemek ne kelime nefret eden insanların partisi oldu…
 
KİMSEDE ORTAK AKLI YARATMAK GİBİ DERT YOK
Kimilerini tenzih ederek söylüyorum ki, bu yapısal sorunlar konuşulmadığı gibi, seçim sonuçlarını tahlil edip, doğru politikalar geliştirecek bir sağduyu da oluşmuyor CHP’de… Ülkenin ekonomik, sosyal, kültürel, sınıfsal etnik analizlerini yapıp uygun çözümler üretecek bir ortak aklı yaratmak gibi dert de yok kimsede… Bu nedenle toplumun hiçbir kesimiyle sahici ilişkiler geliştirilemiyor… Tam da bu nedenlerle ideolojik olarak beslenip, üye tabanını oluşturması gereken emekçilerden oy alamadığı gibi, çağdaş değerlerin savunucusu belli gelirin üstünde, kentli ve görece olarak daha eğitimli geniş kesimlerle de kucaklaşamıyor…
 
24 Haziran seçimlerinin üzerinden kısa bir süre geçti… Her açıdan inanılmaz bir geri gidiş var ülkede…  Ekonomik krizin ayak sesleri yaklaşan felaketin tamtam sesleri olarak doluyor kulağımıza… Sahalara çıkıp buna itiraz etmesi gerek CHP dut yemiş bülbül gibi…  Parti içindeki iktidar hırsından gözü döndüğü için toplumsal sorunlarla uğraşacak zamanı yok beyefendilerin… “O gitsin, ben geleyim”den başka birr içeriği olmayan bu kavganın AKP’den başka kazanını olmayacak… Olmayacağı gibi, parti ve buna bağlı olarak da toplumsal muhalefetle başka bir ülke umudu da küçülecek… Bize düşense yine saç baş yolmak olacak…