Filyos… Filyos…

Türkiye İstatistik Kurumu 2015 yılı nüfus rakamlarını açıkladı…
Özeti şu: Ülke nüfusu artıyor, Zonguldak tepetaklak düşüyor…
Özellikle kırsal alan sözcüğün tam anlamıyla boşalıyor…
Zonguldak’ın çöküşünü bir kez daha tescilleyen rakamlar, kıyısından köşesinden Filyos Vadisi Projesi tartışmalarını da tetikliyor…
Kulakları çınlasın, Namık Aşçı ağabeyim, süreğen tartışmalar için, “Bu pilav daha çok su kaldırır” derdi…
Siyaset bunca kısır olunca, doğal olarak,hiçbir taş yerine oturmuyor, her tartışma su kaldırmak ne kelime, sulandıkça sulanıyor…
Tam bir “kara mizah” örneği olarak süren Filyos tartışmalarıysa hepsinin üstüne tüy dikiyor…
Ortalık yalandan, kirli bilgiden, yanlıştan geçilmiyor çünkü…
Doğal dokusu tümden tahrip edilip işsiz, aşsız, geleceksiz bırakılan gariban kent, bir hayalin peşinden sürüklenerek, umutlarıyla dalga geçiliyor…
Kimi aklı evvellerin goygoyculuğuyla akıl almaz bir statüko oluştu kentte, proje diye ortaya atılan zırvalara karşı çıkmak,“Zonguldak’a ihanet” sayılıyor…
Evrenin (dileyen tanrı da okuyabilir) milyarlarca yılda oluşturduğu doğal dokuyu geri döndürülemez şekilde tahrip edecek uygulamalara karşı çıkmak, bir çevreci fantezisi görülüp, aşağılanıyor…
Oluşturulan puslu ortamdan siyasetin embesilleri nemalanıyor, Zonguldak battıkça onlar makam, mevki kazanıyor…
 
GELECEK TARIMDADIR
Filyos Vadisi Projesi denen ve neresinden bakarsanız bakın “kirli” olan bu safsataya, her yönüyle karşı çıkmayı bir insanlık borcu sayıyorum…
Kimilerini daha önce yazdığım için belki tekrar olacak ama pek çok nedenim var buna…
1. Bu proje kirlidir, kirli siyasetçiler, halkımızın tertemiz umutlarıyla oynayarak kendilerine ikbal yaratmaktadır…
2. Tam da bu nedenle, Filyos Vadisi gibi yörenin en değerli ekosistemi iki adım sonrasını görmekten aciz siyaset madrabazlarının körlüğüne terk edilemez.
3. Canlı çeşitliliği, endemik türler açısından cennet olan bir ekosistemin, bu canlılardan yalnızca biri olan insanoğlunun günlük çıkarları için heba edilmesi akla, vicdana aykırı olduğu kadar günahtır da…
4. Filyos Irmağı’nın bin yıllardır taşıdığı alüvyon yükünün oluşturduğu birinci sınıf tarım arazileri, beton altına gömülemez, sanayi atıklarıyla kirletilemez. “Her şey halkımız için” diyen akıldaneler bilmelidir ki, gelecek tarımdadır…
5. “Gelecek tarımdadır” diyorum, teknolojik gelişme endüstriyel yatırımların istihdam yaratmasını engelliyor çünkü… Özellikle robotik teknolojilerin gelişmesi endüstrideki kol gücünün payını tümden azaltıyor. Bu yüzden tarım istihdam açısından da önem kazanıyor…
6.  İnsanoğlunun var olduğu andan beri temel geçim ve beslenmearacı olan tarımın hem halkın gıda güvenliğininkorunması, hem de endüstriye ham madde sağlanmasıaçısından stratejik önemi her geçen gün daha da artıyor…
7. Söylemeye gerek var mı bilmiyorum…Turizm, bacasız fabrika olarak, kimi ülkelere endüstriyel yatırımlardan çok daha fazlasını kazandırıyor. Kadıoğlu Köyü ile Filyos’ta ortaya çıkan buluntular gösteriyor ki, Ereğli ile Amasra arasındaki bu bölge, tarihin her döneminde yaşam alanı sunduinsanlara.Bu potansiyeli akılcı uygulamalarla turizme kazandırmak pekâlâ mümkünken, beton altına gömmek yalnızca kent değil insanlık suçudur da…
 
MEZARLARINIZDA TERS DÖNECEKSİNİZ
Memleketin gelişimi için çalışmaktan daha çok algı operasyonu yöneten siyaset cambazları ne kadar farkında bilmiyorum amavadide, organik tarımın desteklenmesi, balcılığın geliştirilmesi, hayvancılığın özendirilmesi, kestane ormanlarının veriminin artırılması, balıkçılığın ayağa kaldırılması gibi küçük çabalarla büyük katma değerler elde etmek mümkün pekâlâ.
Katma değer elde edildiği gibi, bu yolla, köylerden göç de önlenerek, kentin, kan kaybı da durdurulacaktır…
Hepimiz biliyoruz, kestane doğanın bize en büyük lütfu bize… Meyvesi, kerestesi, balıyla bizi ihya edecek bir servet olarak ormanlarımızda kendiliğinden büyüyor…
Ancak birilerinin övmekle bitiremediği termik santraller kestane ormanlarını kurutuyor, emekleme aşamasındaki balcılıkayağa dikilmeye bile fırsat bulamadan ölüyor…
Kilosu 80 liradan kestane balı bulunmuyor piyasada, kovanlarda bal yok, kirlilik yüzünden arılar bal yapmıyor çünkü…
Yöremizin en özgün ürünlerinden biri olan manda yoğurdu, inek yoğurdunun iki katı fiyatındayken, yok satıyor. Mandaların yaşamasına uygun sulak alanları yok etmeye çalışan akılsızlığaalkış tutmamız bekleniyor…
Zonguldaktüm destekleme programlarının dışında tutularak tarım öldürülürken, kirli endüstri ürünü tesisler tek istihdam kaynağı olarak dayatılıyor…
Başkalarını bilmem ama ben aklım, vicdanım, yüreğimle bu akıl dışılığa karşı çıkıyor, politikacı, gazeteci, yardakçı gibi kirli teknoloji muhiplerinin tamamına sesleniyorum:
Bugün insanları kandırabilirsiniz. Ama tarih mutlaka hak ettiği yere koyacak sizi.
İnanın o vakit ters döneceksiniz mezarlarınızda…