Hayata ilkeli baktığı, ayakları üstünde durarak dünyayı tanımlamaya çalıştığı zaman, olan biteni anlamakta güçlük çekiyor insan… Neyi, nasıl yorumlayacağını şaşırıyor… Buna bir de verili durumların, yalan makinelerinde ters yüz edilip, hiç değişmeyecek ebedi hakikatlermiş gibi dayatılması da eklenince, anladığını başkalarına anlatmakta da zorluk çekeliyor…  Yalnızca akıl, vicdan tutulması değil, ruh ve düş yitimi de yaşanıyor ülkede… Akıl almaz bir ruhsuzluk, her türlü düşü kurmaktan uzak bir kabalıkla hayatlarımızı rehin alıyor…
 
Nereden başlasam… Hükümetin ekonomi politikalarını eleştirmek çok kolaydır örneğin bizim ülkede… Memur maaşlarına yapılan zamdan, döviz fiyatlarına, birçok göstergeyi dayanak yaparak yerden yere vurabilirsiniz iktidarı… Daha da ileri gidip, dış borç stokundan yola çıkıp, yabancı şirketlere tanınan imtiyazları da vurgulayarak ihanetle bile suçlayabilirsiniz hatta… Eğitim politikalarına da itirazınız olabilir sağlık politikalarına da… Ulaşımda, karayolu öncelikli politikaların bir yandan doğamızı talan ederken, diğer yandan nasıl bir rant yarattığını anlatmanızda da hiçbir mahzur yoktur…
 
15 YAŞINDAKİ EREN’İ KÖR TERÖRE KURBAN VERDİK
Ama güvenlik politikaları için aynı şey geçerli değildir… Daha da ilginci iktidara her konuda eleştirel yaklaşanlar bile, mesele buraya geldi mi, pozisyon alır bir anda… Ekonomide insanları himmete muhtaç bırakıp, devlet ihalelerini yandaşa peşkeş çeken çapsızlıkla; bizi iç, dış savaşların eşiğine getiren basiretsizliğin aynı aklın ürünü olduğu düşünülmez nedense… Dahası, 15 Temmuz’da meclisi bombalayıp, sivil halkın üzerine ateş açan üniformalı canilerin, uyguladıkları zulümle, Kürt sorununu çıkmaza sürükleyen zalimler olduğu, ne hikmetse, kimsenin aklına gelmez…
 
Son yaşadığımız o büyük acıda da gördük örneğini… 15 yaşındaki Eren’i kör teröre kurban verdik… Olaydan kahramanlık destanı çıkaran ortak akıl, cinayeti sorgulamaya hiç meyletmedi yine… Yüreğim durmuyor benimse… Günlerdir, 15 yaşındaki çocuğun operasyon bölgesine neden götürüldüğüne yanıt arıyor… Bilen var mı? Günler önce meydana gelen bir hırsızlık olayının takibinde, bir çocuk neden kullanıldı? Kim bunun suçlusu? Eren’in genç bedenine saplanan mermilerin, PKK’li katillerin silahından çıkmış olması, bu ihmali sorgulamamıza engel olabilir mi?
 
BU KADAR VİCDANSIZ NASIL OLABİLİYORSUNUZ
Ya sonraki olay… Canlı bomba olduğundan şüphelenilen bir IŞİD üyesi gözaltına alınıyor… Akıl alır gibi değil, Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğüne getirilen şüpheli, orada, polis memuru Sinan Acar’ı bıçakla şehit ediyor… Düşünmeden edemiyor insan, işlerine geri dönmek için açlık grevi yapan Semih ve Nuriye’ye destek vermek için toplanan gruba, aynı günlerdeki polis müdahalesi sırasında, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan’ın kolu kırıldı… Gazete haberlerine göre, o haldeki Elvan, hastaneye, ters kelepçe vurularak götürüldü…
 
Sormak hakkım, dünyanın başına bela bir çetenin üyesi, gözaltına alındığı polis merkezinde, böyle bir cinayeti nasıl işleyebildi? Bu nasıl bir güvenlik politikasıdır ki, şiddet içermediği çok açık bir eyleme tanınmayan hoşgörü, IŞİD canisine tanındı? Bir sözüm de, sosyal medyada, fotoğraflarını Eren’le yan yana koydukları Berkin’e olmadık hakaret yağdıran şuursuzlara… Siz hangi ülkede yaşıyorsunuz? Berkin’e gözyaşı döken hangi insan Eren’den bunu sakındı da böyle davranıyorsunuz? Acıları yarıştırıp, insanlara hakaret ederek nereye varacağınızı sanıyorsunuz? Son sorum da şu: Sahi, bunca vicdansız nasıl olabiliyorsunuz?