En son 9 Ağustos’ta buluşmuştuk bu köşede…

Yaşamın bize sunduğu kötü sürprizler belimizi bükse de bazen, “hayat devam ediyor” diyip ayağa kalkmak zorunda kalıyor insan…

Hani hasta olur yorgan döşek yatarsınızda, yediğiniz içtiğinizin tadı tuzu olmaz ya…

Aynen öyle halet-i ruhiyemiz!

Neredeyse 3,5 aydır yazmıyorum…

Kimi zaman parmaklarımda derman olmadı yazacak…

Kimi zaman ise yazamamak için kendimi zor tuttum…

Yüreğimizdeki fırtınalı günler dindiğinde ise “oyun dışında” kaldığımızı fark ettik!

Lafı gevelemenin alemi yok…

“Hoş geldin” diyene “hoş bulduk”

“Çok da derdimize” diyenlere de “hayırlı günler”

                                  ***

Tabi bu 3,5 ayda hayatımızda ilginç gelişmeler de oldu…

Hiç derdimiz yokmuş gibi bir de “Çınaraltı” çıktı dertsiz başımıza…

Şaka gibi geliyor bazen…

“İflas” üzerine mastır yapmış bendenizin son “Zihni Sinir” projesi Çınaraltı…

İster “Cahil cesareti” diyin adına…

İster “Deli saçması”!

Ama tam da hayal ettiğim gibi bir yer oldu Çınaraltı…

Biraz sanat, biraz tarih kokan…

Taş plaktan yükselen Müzeyyen Senar’ın hışırtılı sesi eşliğinde kahvelerin yudumlandığı,  EKİ Radyosu’ndan kalma 45’liklerin çalındığı bir restoran…

Daha değil ama hayalimdeki fotoğrafı hayata geçirdiğimde küçük bir şehir müzesi olacak Çınaraltı…

Şehir dışından gelen misafirlerinizi ağırlayabileceğiniz bir restoran…

İlk kez gelenlerin girişteki şaşkın bakışları, ayrılırken yüzlerinde beliren tebessüm sanki bu kez doğru yolda olduğum hissine kapılmama neden oluyor…

Keyifli, bir o kadar da yorucu Çınaraltı…

Ticari zekasına inandığım Gürkan Gülay’ın olması da yüreklendiriyor beni…

Umarım bu kez yanılmıyorumdur!

Bir gazeteci özgürlüğünü ekonomik bağımsızlığından alır...

Bu şehirde gazetecilikten servet kazanan tek bir kişi tanıyorum…

Onun da nasıl kazandığını iyi biliyorum…

Açıklayamayacağım bir servetle anılmaktansa…

Rızkımızı kovalamaya devam edeceğiz inatla…

Bir süre daha çınarın altında “Çınaraltı”nda olacağım…

Ama “Halkın Sesi’ne daha fazla zaman ayırmak şartıyla…

Bize yakışacak bir gazete sözüyle…

                                 ***  

Yarın Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan entrikaları, ayak oyunlarını, Harun Akın’ın bitmek bilmeyen ütopyasını konuşacağız…

Ertesi gün kendi mezarını kazan Şerafettin Turpcu ve saz arkadaşları…

Ertesi gün ve daha ertesi de buradayım…

Aklımdakileri unutmadan yazmam lazım!