15 Temmuz faşist darbesini Allah’ın lütfu olarak gören AKP elebaşları, bunun gereğini yapmaya devam ediyor şimdilerde… Gece yarısı çıkarılan KHK ile bu kez, Eğitim-Sen Zonguldak Şube Sekreteri İsmet Akyol ve Çaycuma Baş Temsilcisi Gökhan Taner Günsan meslekten ihraç edildi… Askeri darbeye, AKP elebaşlarının, memleketi parsel verip, devletin en kilit noktalarına itinayla yerleştirdikleri adamlar değil de, İsmet’le, Gökhan tevessül etti sanki… Bir taşla iki kuş vuruyorlar akıllarınca: Bir yandan kimsenin kimseye hayrı dokunmayacak bir karanlıkta korkuyu büyütüp herkesin sesini keserken, diğer yandan da ayak bağı olabilecekleri devletten uzaklaştırarak, dikensiz gül bahçesi yaratıyorlar kendilerine…
 
KHK’lerin, tam bir hukuk garabeti olduğunu söylemeye gerek var mı bilmiyorum… Cumhurbaşkanı, başbakan ve bir dolu bakanın imzasıyla yayımlanan iki satırlık insafsız yazıda, “Ekli listede adı bulunan ve terör örgütleriyle iltisakı olduğu düşünülen kişilerin, ayrıca bir tebligata gerek duymaksızın kamuyla tüm ilişiği kesilmiştir” yazıyor… Herkesle aynı anda baktıkları listede ismi olanlar, büyük bir çaresizlikle baş başa kalıyor, her türlü kapı kendilerine kapandığı gibi, dilekçe, mahkeme de hak getire çünkü…
 
FETÖ’NÜN OLSA OLSA MAĞDURU OLUR ONLAR
Bu kararnameyle, terör örgütüyle iltisakı görülerek görevden çıkarılan öğretmenlerden birinin Eğitim-Sen il yönetimindeki tek Çaycumalı, diğerinin de Çaycuma Temsilcisi olması manidar geldi nedense… Bunun ne anlama geldiğini düşündüm uzun uzun… “Terör örgütleri Çaycuma’yı mesken tuttu galiba” dedim, uymadı… Öyle bir şey olsa, bu zamana değin devletin çoktan harekete geçmiş, örgütün diğer üyeleri hakkında bir operasyon başlatmış olması gerekirdi zira… Hadi bugüne kadar “uyuyan hücre” olarak kendini gizlemeyi başarmış bir örgüt var diyelim… İsmet’le Gökhan’ın hangi eylemiyle bu örgüte iltisakı tespit edilmiş acaba… Hiçbir bilgi yok o konuda, kimse bir şey bilinmediği gibi, en küçük açıklama da yapılmıyor muhataplarına…
 
Bundan da vazgeçtim diyelim, arkadaşlar hakkında adli ya da bir idari işlem yapılmış mı bugüne kadar… Sendikal görevleri nedeniyle yapılan soruşturmalar dışında tek kelimelik bir şey yok sicillerinde… FETÖ ile ilişkileri olabilir mi peki? Ne gezer… Olsa olsa mağduru olabilirler ancak… Daha AKP’nin A’sı bile ortada yokken, “ışık evleri” denen karanlıklardan yükselen kötülüklerle boğuşuyordu onlar… Bugünün Ali kıran baş kesenleri şimdi “FETÖ’nün piçleri” dedikleri adamlarla olimpiyatçılık oynayıp, devlet kadrolarını üleşmek için yapmadıkları madrabazlık kalmazken, karşılarına dikilen tek güç yine onlardı… Başta “Ne istediniz de vermedik” diyen zat olmak üzere, herkese FETÖ’cü denebilir ama onlara asla denemez bu yüzden…
 
FİNCANCININ KATIRLARINI ÜRKTÜ
Eee ne kalıyor geriye: Çaycuma’daki ilişkiler bence… İsmet’le Gökhan, gerici güçlerin pilot bölge seçtikleri Çaycuma’da, ildeki toplam sıbyan mektebinin 2-3 katı okul açmasına karşı çıktılar büyük bir gayretle… Laik, demokratik eğitimin yılmaz savunuculuğunu yaptılar… Çaycuma Milli Eğitim Müdürlüğünün yılbaşı kutlama yasağından, okul idarecilerini camiye genelge zoruyla çağırmasına değin, laiklik ilkesine aykırı ne kadar uygulaması varsa, deşifre ettiler…  Ülke günlerce bu uygulamaları tartıştı… Bu da fincancının katırlarını ürküttü… Bedeli ödetilen budur bence arkadaşlarımıza…
 
Yeri gelmişken aylardır merak ettiğim bir konuyu anımsatmak isterim burada… İsmet Akyol, sosyal medya hesabından, yolda karşılaştıkları Milli Eğitim Müdürünün kendilerine küfür ettiğini duyurdu birkaç ay önce… Olay basına da konu oldu, Halkın Sesi “Bu müdür haddini aşıyor” başlığı attı hatta… Müdür tek kelimelik açıklama yapmadı. Devlet teamülü, böyle bir şey yaptıysa özür dilemesini, yapmadıysa kişi hakkında soruşturma başlatmasını gerektiriyordu oysa… Olayları birleştirince, “Milli Eğitim Müdürünün suskunluğunun ardında, KHK’ye yönelik hazırlık mı vardı?” sorusu geldi aklıma… Yanıtı evetse, vay bu devletin haline… Hayırsa, kendisine iftira atan, emrindeki bir memur hakkında neden işlem yapmadığı sorulmalı o zaman… Sessiz kaldığı sürece Milli Eğitim Müdürü daima itham altında kalacaktır.
 
KHK’nin açıklanmasının ardından Gökhan ve İsmet’le sohbet ettik biraz… Moralleri yerindeydi… Sivas’ta yaşayan annesine telefonda durumu anlatmış İsmet… “Canın sağ olsun oğlum, sen hırsızlık yapıp benim yüzümü kara çıkarmadın ya” yanıtını almış… Gözlerim yaşardı bu feraset karşısında… Ellerinden öpüyorum ve haykırıyorum en yüksek sesimle: İsmet ve Gökhan, tıpkı görevden çıkarılan diğer KESK üyeleri gibi yüz akıdır bu ülkenin… Başları göğe erecek kadar diktir… Onlara bu kumpaslara kuranların haline bakacağız yarının aydınlık Türkiye’sinde… İnsan içine çıkacak yüzleri kalmayacak, inanın buna…