Dünden önceki gün bütün gazeteleri dolaşan Ali Bektaş bizim gazeteye de uğradı bir ara…

Açık söyleyeyim, geleceği saatlerde terk ettim gazeteyi…

Kendimden korktum…

Ali Bektaş tarafından fena halde aldatılmış, uyguladığı belediyeciliğin mağduru olmuş bir insandım sonuçta, kendimi tutamayıp bir nezaketsizlik yapabilirdim…

Yaşadığım birkaç şey de canımı sıkmıştı, ruh halim de iyi değildi ayrıca…

Kimilerinin açıkça yalan olduğunu bildiğim sözleri çekemezdim, çaresiz her insan gibi kaçarak kurtardım kendimi içimdeki cehennemden…

Aldatılmış hissediyordum, bir ölçüde de olsa sol değerlere yaslanıp, halktan yana belediyecilik yapabileceğini düşünerek ona oy vermiştim çünkü.

Aptalca bir romantizm işte…

O da gitti ne hayal ediyorsam tersini yaptı Kozlu’da…

Tarih yazacak bu ihaneti…

En başta benim düşünen onlarca insanın iradesini yok saydı, tüm değerlerimize küfreder gibi gitti AKP’ye teslim etti ruhunu… Sol gösterip, sağ vurdu yüreğimize…

Sonra 22 yıldır aynı evde kiracı yaşadığım Fatih Sitesi’ni yaşanamaz bir yere çevirdi… Yeni bir tane ağaç dikmediği gibi, ne kadar yeşil alan varsa alayını satarak betonlaştırdı. Yetinmedi, her bir karışına yapı ruhsatı vererek iki çocuğumun doğduğu güzelim mahallemde kuş cıvıltısını bile yasak etti bizlere…

Hemen girişindeki yol ayrımını “AKP kavşağı” haline dönüştürecek uygulamaların altına imza atmaktan hiç çekinmedi. Çok az benzeri görülecek şekilde tamamı AKP’li müteahhitlerce yapılan inşaatlarla tüm görünümünü bozdu Fatih Sitesi’nin…

 

HAYAL OLDU GİTTİ VAATLER

Tarih yazacak bu pişkinliği…

Leb-i Derya’yı yere göğe koyamıyordu. Bir yerlerden bulup getirdiği namlı müteahhit, Kozlu’nun görünümünü değiştirecek işler yapacaktı …

Değişti de gerçekten… Kozlu’da yeşerecek bir karış toprak kalmazken, bağrına saplanmış bir bıçak gibi yükselen Leb-i Deya kaya mezarları haline döndü… Gaza getirip ev aldırdığı yurttaşlara da, “Alırken bana mı sordunuz” pişkinliğiyle sırtını dönüverdi…

Utanmasam, onlara da “Oh oldu” diyeceğim gerçi… Gerçekten canları yansa, ufacık da olsa bir ses çıkarırlardı… Gıkları bile çıkmadığına göre mağdur değiller demek ki… Yüz binlerce liralarının batmasının onlar için bir önemi yok anlaşılan…

Tarih yazacak bu yalanları…

Referandumda oylar “evet” çıkarsa Kozlu’nun ortasına kocaman bir hastane yapılıyordu. Profesörleri bile hazırdı hatta… Hayal oldu gitti…

Yaptığı tek şey, sahil bandının düzenlenmesinden ibaret diyeceğim ama onu da peşkeş çekti AKP’lilere… İl Başkanı Hamdi Uçar’a, Tuncay Karakuş’a dolguyla kazanılan alanları vererek, siyasetteki yol arkadaşlığını adı konmamış çıkar ilişkisine çevirdi…

 

LAFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜSEYDİ

Tarih yazacak bu hayal bezirgânlığını…

Neymiş, modern pazaryeri yapacakmış Zonguldak’a…

Sormazlar mı adama şu anda yapımı devam eden pazaryeri ne olacak? Yıkıp çöpe mi atacaksın milyarlarca lirayı?

Neymiş raylı sistem kuracakmış…

2009’da da öyle söyleyerek oy almadı mı insanlardan? Kozlu – Zonguldak arasında çalışacak metroyu o zaman da vaat etmemiş miydi Kozlululara?

Neymiş derelerin üzerlerini kapatıp, alan kazanacakmış…

Yeni bir şey değil ki o vaat, 2009 yılındaki seçim bildirgesinde o da var…

Neymiş kültür merkezleri yapacakmış kentte…

Kozlu’ya da yapılacaktı bu dönemde, içinde Milli Kütüphane’nin tüm bilgilerine ulaşılabilecek bir donanımda olacaktı hatta…

Derelerin üstü kapatılacakmış…

İnanmayacaksınız ama Kozlu Deresi’nin de üstü kapatılacaktı seçim bildirgesine göre… Lafla peynir gemisi yürüseydi üzerinden arabalar geçecek, otoparklar yapılacaktı kazanılan alanlarda… Girişimcisi bile hazır tersanelerde beş bin kişi çalışacaktı en az…

Neymiş Başbakan da destek verecekmiş projelere…

Şu Gelik’in yolunu bile beş yılda yaptıramadığı için belediye başkanın istifa etmesine göz yuman Başbakan’ın kefaleti ne kadar makbuldür tartışmak isterim doğrusu…

Tarih bunları yazacak elbette… Emin olun ak koyunla kara koyun çıkacak mutlaka ortaya…