Adalet ve Kalkınma Partisi İl Başkanı Mustafa Çağlayan, 28 Şubat sürecinin 29. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen programda açıklamalarda bulundu.
Çağlayan, 28 Şubat’ın yalnızca siyasi değil, toplumsal etkileri de olan bir müdahale olduğunu belirterek, “Amaçları itibarıyla 27 Mayıs neyse, 12 Eylül neyse, 27 Nisan neyse, 15 Temmuz neyse 28 Şubat da aynı şekilde bir darbedir. Hatta topluma yönelik ağır sonuçları olan, nesiller boyu sürmesi hedeflenen hesaplı bir darbedir” ifadelerini kullandı.
Millet iradesine karşı tankların yürütüldüğünü ve seçilmiş hükümetin görevden el çektirildiğini söyleyen Çağlayan, özellikle başörtülü kadınlara ve muhafazakâr kesimlere yönelik uygulamaların toplumsal hafızada derin izler bıraktığını dile getirdi.
Başkan Mustafa Çağlayan konuyla ilgili yaptığı açıklamada;
"28 Şubat Darbesi’nin 29. yıl dönümünde, darbe ve darbecilik zihniyetini kınamak için bugün bir araya geldik. Öncelikle şunun altını çizmek isteriz ki; amaçları itibarıyla 27 Mayıs neyse, 12 Eylül neyse, 27 Nisan neyse, 15 Temmuz neyse 28 Şubat da aynı şekilde bir darbedir. Hatta siyasetin yanı sıra topluma yönelik de indirilmiş ağır bir darbeden bahsediyoruz. Sonuçlarının nesillerce sürmesi amaçlanan, hesaplı bir şekilde kurgulanmış bir darbedir. Bu ülkenin insanının millî ve manevî değerlerini hedef almış bir pusudur. Millet iradesine karşı tanklar yürütülmüş; seçilmiş Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti görevden el çektirilmiş; başta başörtülü kadınlar olmak üzere bu ülkenin mütedeyyin kesimlerine yönelik büyük bir zulüm dalgası başlatılmıştır. Bu ülkenin vatandaşları kendi ülkesinin kurumlarına, sırf dinî hassasiyetlerinden ötürü sokulmamaya çalışılmıştır. AK Parti olarak 28 Şubat ve benzeri tüm darbeci ve vesayetçi girişimlerin karşısında olduğumuzu burada bir kez daha ilan ediyoruz. İktidarımız döneminde attığımız adımlarla vesayet odaklarını teker teker çökerttik. Millî iradeyi bu süreçte yeniden inşa ederek ülkemizi ve milletimizi hak ettiği demokrasi standardıyla buluşturduk.
Ancak son zamanlarda yine başörtüsü ve Anadolu’muzun yerel kıyafetlerine yönelik çirkin tavrı gördükçe, 28 Şubat zihniyetinin her an hortlayabileceğini bir kez daha idrak ediyoruz. Maalesef bazıları, AK Parti iktidarı döneminde atılan demokratikleşme adımlarıyla hak ve özgürlükler noktasında kaydedilen ilerlemeye rağmen hâlâ içinde bu köhne zihniyeti taşıyor. Bu anlamda millî iradenin inşası noktasında demokrasi bilincinin, sivil iradenin ve sandığın gücünün ne denli önemli olduğu bir kez daha anlaşılmaktadır. Bu fikirlerin karşısında duranlar, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti var diye şimdilik belli şeyleri söylemeye cesaret ve fırsat bulamıyorlar. Ancak ilk fırsatta neler yapabileceklerinin fragmanını her seferinde milletimize izletiyorlar. Bu zihniyetle mücadele biz AK Parti için bir demokrasi mücadelesidir; bir hak mücadelesidir; büyük Türkiye mücadelesidir. Şunu vurgulamak gerekir ki; toplumsal barışımıza kasteden bu zihniyet orada durduğu sürece büyük ve güçlü Türkiye idealimize ve Türkiye Yüzyılı vizyonumuza her daim ket vurulmaya çalışılacaktır. Ancak bizler tüm bu engelleri milletimizle beraber aşmaktan geri durmayacağız. Bizler AK Parti olarak, Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ülkemize hizmet etme kararlılığımızı ve darbeci zihniyet karşısında dimdik durma irademizi yılmadan sürdüreceğiz. Demokrasi tarihimizde bir daha asla 28 Şubat benzeri süreçlerle karşılaşmamak için millî irade anlayışını daima diri tutmaya devam edeceğiz."