Belge var, sevkiyat yok: Kâğıdın üstündeki kömür, gerçeğin altındaki karanlık

Abone Ol

Zonguldak’ta kömür yalnızca yerin altından çıkmıyor; bazen dosyaların arasından çıkıyor.

Bu şehir kömürü tanır. Tozunu da bilir, ağırlığını da, riskini de. Ama son günlerde anlatılanlar kömürün değil, kâğıdın ağırlığını tarttırıyor.

İddiaya göre ortada ustalıkla kurulmuş bir ticaret zinciri var. Kömür kaçak ocaklardan temin ediliyor, başka bir yerde yıkanıyor, ama faturası bambaşka bir kapıdan kesiliyor. KDV bir cebin yolunu tutuyor, kömürün gerçek bedeli başka bir kasaya akıyor. Herkes kâğıt üstünde tertemiz. Sahada ise sis var.

Kağıt üzerinde nizami bir ticaret.
Sahada karşılığı tartışmalı bir hareket.

Gerçek bir ticaretin izi olur. Kamyonu olur. Plakası olur. Depo kaydı olur. Telefon sinyali olur. Sevk irsaliyesi olur. HTS verisi olur.

Eğer faturada yazanla sahadaki hareket örtüşmüyorsa, bu basit bir muhasebe karışıklığı değildir. Bu, bilinçli bir tercihtir.

Sorular net, cevapları ağır:
• Faturayı kesen gerçekten malı mı teslim etti?
• Malı teslim eden neden faturada görünmüyor?
• KDV’yi alan ile kömür parasını alan neden farklı eller?
• Sevkiyat kayıtları ne anlatıyor, ya da neden susuyor?
• Üniversite bölgesinde mütevazı bir lokantacı, bu zincirin neresinde duruyor?
• İşler KILIÇ gibi keskinleşti de kimse fark etmedi mi?

Alaplı’ya uzanan hatta, iddiaya göre yıkama işleminden geçen kömür pudra üretim tesislerine gidiyor. Ancak evrak ile fiili hareket arasında uçurum varsa, ortada yalnızca bir satış değil; planlı bir perdeleme ihtimali vardır.

Kâğıt her şeyi taşır. İmza taşır. Kaşe taşır. Fatura taşır. Ama gerçeğin ağırlığını sonsuza kadar taşıyamaz.

Bu şehir küçük. Herkes bazı şeyleri bilir ama yüksek sesle konuşmaz. Çünkü konuşanın üzerine gölge düşer sanılır. Oysa asıl gölge, sorulara cevap verilmediğinde büyür.

Kimseyi peşinen suçlamıyoruz. Ama “kâğıt kömür” masalı da dinlemiyoruz.

Eğer ortada bir “kâğıt zinciri” kurulmuşsa, bu yalnızca bir vergi meselesi değildir. Bu, dürüst çalışan esnafa haksızlık, devlete zarar, piyasaya müdahale demektir. Kayıt dışı düzen, kayıtlı olanı boğar.

Gerçeklerin bir huyu vardır: Üzeri örtüldükçe keskinleşir.

Ve bir gün o gerçekler, parlak bir kılıç gibi iner masaya. İsim aramaz. Bahane dinlemez. Belgeyi açar. Kaydı gösterir. Rakamı konuşturur.

Kömür karadır. Ama asıl karanlık, beyaz görünen kâğıdın altında saklanıyorsa mesele büyüktür.

Ve bu şehir, karanlığı uzun süre taşımaz.