Bize benzemeyen bizden(mi)dir!..

Abone Ol

İnsan, kendine benzemeyeni bir tehdit olarak algılar.
-Alper Sezer.
​İnsanoğlunun "öteki" olanı veya kendine benzemeyeni doğrudan bir tehdit olarak görmesi, hem türeyimsel psikolojinin hem de sosyolojinin en temel dinamiklerinden biridir. Bu durum, bireysel bir ön yargıdan ziyade insan zihninin hayatta kalma mekanizmasının biyolojik ve kültürel bir uzantısıdır.

​Tarihsel ve türeyimsel süreçte zihnimiz, enerjisini tasarruflu kullanmak ve hızlı karar vermek üzere uzmanlaşmıştır. İlk çağlardan itibaren insan için "kendi kabilesinden" olan kişi öngörülebilirdi; onun ne yapacağı, kuralları ve niyeti belliydi.
​Buna karşın kabileye dâhil olmayan, yani jestleri, dili, giyimi ve davranışlarıyla "farklı" duran kişi her zaman potansiyel bir belirsizlik ve risk taşıyordu. Zihin, belirsizliği bir ihtimal olarak değil, doğrudan "hayati tehdit" olarak etiketleme eğilimindedir. Çünkü bir tehlikeyi var sanıp kaçınmak hayatta kalmayı sağlarken, gerçek bir tehlikeyi iyimserlikle gözden kaçırmak yok oluşa yol açardı.

​Modern dünyada fiziksel hayatta kalma arzumuz, zihinsel hayatta kalma arzusuna dönüşmüştür. Bir insanın kendi inançları, yaşam tarzı, dünya görüşü ve kimliği onun psikolojik konfor alanını oluşturur.
​Kendisine benzemeyen biriyle karşılaştığında, karşısındaki varlık doğrudan onun kendi kabullerini sorgulatır. Bu sorgulama süreci zihinde bilişsel çelişki ve rahatsızlık yaratır. İnsan, kendi doğrularını koruma refleksiyle karşı taraftaki farklılığı doğrudan kötüleştirmeye, küçümsemeye veya tehdit olarak konumlandırmaya başlar.

​Sosyolojik açıdan bakıldığında insan, aidiyet hissetme ihtiyacı duyar. Bir gruba ait olmak ("Biz"), o grubun sınırlarını belirlemeyi gerektirir. Sınırların ötesinde kalanlar ise kaçınılmaz olarak "Onlar" hâline gelir.

​Biz: Güvenilir, haklı, ahlaklı ve öngörülebilir.
​Onlar: Gizemli, potansiyel tehlike, uyumsuz ve öngörülemez.

​Ayrımcılık, yabancı düşmanlığı (ksenofobi) ve ön yargıların temelinde tam olarak bu mantık yatar. İnsan, anlamadığı veya kalıplarına sığdıramadığı şeyi kontrol edemez; kontrol edemediği şeyden de korkar.
​Sonuç olarak; kendine benzemeyeni bir tehdit olarak görmek insan zihninin varsayılan (otomatik) ayarıdır. Ancak insanı diğer canlılardan ayıran şey, bu otomatik kökensel reflekse mahkûm olmamasıdır.

Akıl, empati ve eğitim; insanın bu ilkel koruma mekanizmasını aşarak "farklı olanı" bir tehdit değil, bir zenginlik veya keşif alanı olarak görmesini sağlayan en önemli eşiktir.

Kısa başlık: