Aylık il divan toplantısına, Saadet Partisi Zonguldak İl Başkanı Burak Erol, İl Müfettişi Şahin Kalça, ilçe başkanları, il kadın kolları, yönetim kurulu üyeleri ile partililer katıldı.
Saadet Partisi Zonguldak İl Başkanı Burak Erol Ocak ayı il divan toplantısında yaptığı konuşmada, “Adaletten ekonomiye, eğitimden sağlığa, tarımdan sanayiye, güvenlikten dış politikaya varıncaya dek bir “makas değiştirme zamanı” çoktan gelmiştir” dedi.
Erol konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Gündemdeki gelişmeleri değerlendirmek üzere aylık il divan toplantımızda sizlerle bir aradayız.
Bugün 29 Ocak Pazar. Artık yeni yılın ilk ayını geride bıraktık.
Hep birlikte ülkemizde başlatacağımız yeni bir döneme sayılı günler kaldı.
Ümit ediyor ve inanıyorum ki gelecek 20 yılımız, geride bıraktığımız 20 yıldan çok daha güzel olacaktır.
Saadet Partisi kadroları olarak, buna hem canı gönülden inanıyor hem de bunun gerçekleşmesi için canla başla çalışıyoruz ve çalışmaya da devam edeceğiz.
ÇOK BÜYÜK BİR YANILGI İÇERİSİNDE OLDUKLARINI SEÇİM AKŞAMI ANLAYACAKLAR
Mafya-siyaset-uyuşturucu üçgeninin yeniden gündeme geldiği bu kirli düzene; bugüne kadar Ak Parti ve MHP’ye oy veren kardeşlerimiz, bir dönem daha oy verecek mi zannediyorlar?
Gencecik bir akademisyenin başkent Ankara’da, sokak ortasında katledildiği bir olayda; milletvekili, özel harekât polisi ve uyuşturucu bağımlılarının aynı cümlede bir araya gelişine Cumhur İttifakı seçmeni vatandaşlarımız sessiz, tepkisiz kalır mı zannediyorlar?
Bugüne kadar eleştirdikleri ne varsa, zamanla ona dönüşen Ak Parti iktidarına 2002’den bugüne samimiyetle oy veren kardeşlerimiz, bir dönem daha destek verir mi zannediyorlar?
Vali ile parti il başkanı, rektör ile parti sözcüsü, bürokrat ile parti yöneticisinin kim olduğunun dahi ayırt edilemediği bu sistemin devamına aziz milletimiz razı olur mu zannediyorlar?
Eğer böyle zannediyorlarsa, çok büyük bir yanılgı içerisinde olduklarını ve bunu da seçim akşamı anlayacaklarını kendilerine şimdiden hatırlatmak isterim.
“CÜMLEMİZ FANİYİZ, LÂKİN DEVLET-Ü MİLLET VE VATAN BÂKİDİR!”
Muhterem arkadaşlar, kıymetli basın mensupları;
İktidara, ortaklarına ve inşa ettikleri bu sistemden nemalanmaya çalışanlara bazı şeyleri hatırlatmakta fayda var.
-Devlet başkadır, parti başka! Devlet hepimizindir!
-Vali validir, il başkanı da il başkanı! Vali, iktidarın değil devletin ve vatandaşların valisi olmalıdır.
-Cumhurbaşkanlığı makamı başkadır, parti genel başkanlığı ise çok başkadır !
Sn. Cumhurbaşkanı, 85 milyon insanı gözetmesi ve temsil etmesi gerektiğini unutmamalıdır.
-“Seçmen odaklı” bakış açısı ile “vatandaş odaklı” bakış açısı çok farklıdır.
-Ordu, hepimizin ordusu ve gözbebeğidir; üzerinde üniforma taşıyanlara milletimiz her daim saygı gösterir, “üniformalılar” da bu hassasiyeti her daim gözetmek zorundadır!
Cevdet Paşa’nın ifadeleriyle; “Cümlemiz faniyiz, lâkin devlet-ü millet ve vatan bâkidir!”
BİR TARAFTA BOŞ LAKIRDILAR, DİĞER TARAFTA BOŞ TENCERELER VAR
Değerli arkadaşlar; bu ülkede uzunca zamandır iki gündemli bir ortam var.
-Bir tarafta iktidarın gündemi, diğer tarafta da aziz milletimizin gerçek gündemi…
-Bir tarafta boş lakırdılar; diğer tarafta boş tencereler var.
-Bir tarafta bir avuç insan milyonlarca liralık ihaleleri paylaşırken, diğer tarafta milyonlarca insan bir-iki bin liralık borcunu dahi nasıl ödeyeceğini düşünüyor.
Bakınız, geçen günlerde uluslararası yeni bir rapor yayınlandı. Özetle bu rapor; “kriz, zenginlere yaradı” diyor.
Hani “kriz yok” diyenler var ya; işte o yok dedikleri kriz, kendilerine yaradığı için böyle söylüyorlar.
OXFAM Raporu’na göre Türkiye’de; en zengin 13 milyarderin serveti, nüfusun yarısının toplam servetinden daha fazla! (38,9 milyar dolara karşılık, 38,5 milyar dolar).
Yani 13 kişinin varlığı, 44 milyon insanınkinden fazla. En zengin %1’in serveti ise, en alttaki %90’ın servetinin 1,4 katı.
Bu raporda Türkiye, servet dağılımının en adaletsiz olduğu 3 ülkeden biri. Türkiye’deki servet dağılımının eşitsizliği OECD ülkeleri içerisinde en sonda yer almasına neden oldu. Listeyi tersten yaparsak, servet dağılımının en eşitsiz olduğu OECD ülkesi Türkiye. Konut fiyatlarının en fazla artığı ülke de yine Türkiye.
Mevcut ekonomik gerçeklik temel insani değerlere hakarettir. Aşırı yoksulluk son 25 yıldır ilk kez artıyor ve bir milyara yakın insan açlık çekiyor ama milyarderler her gün kazanıyor.
Tam bir “altta kalanın canı çıksın” düzeni !
Bu düzen; zulüm düzenidir ve mutlaka değişmelidir!
ONLAR BİR AVUÇ İNSANIN MENFAATİNİ GÖZETİR, BİZ İSE MİLYONLARIN HAKKINI
-Onların söyleminde özne olan “biz”, bir avuç insan iken; bizim söylem ve anlayışımızda özne olan “biz”, 85 milyon insanın tamamıdır!
-Onlar insanı, “devletin nesnesi” kabul eder; biz ise her bir insanımızı “devletin öznesi” kabul ederiz.
-Onlar bir avuç müteahhittin çıkarını düşünür, biz evinin kirasını ödemekte zorlanan insanımızın derdiyle dertleniriz.
-Onlar medya patronlarının milyarca dolarlık borçlarını tek kalemde siler, biz televizyon ışığı altında hep birlikte bir odada oturmak zorunda kalan yüz binlerce ailenin hakkını savunuruz.
-Onlar aldıkları ihaleler üzerinden milyarlarca lira kâr eden enerji şirketlerinin menfaatini gözetir, biz elektrik ve doğalgaz faturalarını ödemekte zorlanan milyonların hakkını gözetiriz.
-Onlar kendi menfaatlerini önceleyen “maddiyatçı siyaset” anlayışına sahip iken, biz 85 milyon için “İnsanca Yaşam” diyen, “Önce Ahlak ve Maneviyat” diyen bir siyaset anlayışına sahibiz.
“MAKAS DEĞİŞTİRME ZAMANI” GELMİŞTİR
Muhterem kardeşlerim; Türkiye, artık bir yol ayrımındadır.
Adaletten ekonomiye, eğitimden sağlığa, tarımdan sanayiye, güvenlikten dış politikaya varıncaya dek bir “makas değiştirme zamanı” çoktan gelmiştir.
Zira bu trenin gittiği yön, yanlıştır.
Karşıdan görünen ışığı, algılarla tünelden çıkış emaresi gibi göstermeye çalışsalar da; görünen o ışık, karşıdan son sürat gelen bir başka trenin ışığıdır ve toslamaya ramak kalmıştır.
Enflasyondaki baz etkisini, “enflasyonu düşürdük” diye takdim etmeye çalışsalar da çarşı-pazarın durumu ortadadır. Zira fiyatlar artık cep değil, can yakıyor!
Gerçekte olan şudur: Enflasyon değil, “enflasyondaki artış hızı” düştü. Ve bu bir başarı değil, bir başarısızlık hikayesidir aslında.
Ekonomi bir tepeden aşağı hızla yuvarlanmakta iken, siz sadece seyrettiniz ve kendi kendine hızının kesilmesini beklediniz demektir. Peki sonuç; sert bir şekilde yere çakılmak!
SÖZDE “YERLİ VE MİLLİ”LER, SÖZDE ENFLASYONU DÜŞÜRÜYORLAR VE FAİZE KARŞILAR
Şimdi, Eylül 2021’den Aralık 2022’ye, bazı kalemlerdeki 15 aylık fiyat artışlarını sizlerle paylaşmak istiyorum:
-Patateste: %213,
-Süt, peynir ve yumurtada: %150
-Ekmekte: %125
-Doğalgazda: %168,
-Şeker ve pirinçte: %155,
-Sebzede: %133
Ve burada tek tek sayamayacağım kadar uzun bir listenin diğer tüm kalemlerinde hep %100’ün üzerinde artışlar söz konusu. Ama sözde enflasyonu düşürmüşler!
Peki borç ve faiz konusunda ne durumdayız? 2020 yılında yıllık %4,45 faiz ile dış borç alabilirken; 2023 yılında yıllık 9,75 faiz oranı ile dış borçlanma yapabiliyoruz.
Ama sözde faizle mücadele ediyorlar, IMF’ye de borcumuzu bitirmişler!
Kur korumalı mevduat, zorunlu döviz satışı ve döviz talebini sınırlayan politikalara rağmen, 2022 yılında en fazla değer kaybına uğrayan para birimleri arasında Türk Lirası, 3. sırada yer aldı.
Ama sözde “yerli ve milli”ler!
“AHLAK VE ADALET EKSENLİ” YENİ BİR DÖNEM
Saadet Partisi olarak tüm kadrolarımızla, Türkiye’nin dört bir tarafını sokak sokak, dükkan dükkan, ev ev ziyaret ediyor, insanımızla bir araya geliyor, kendilerini dinliyoruz.
Türkiye’nin ihtiyacı olan politikalarımızı da kendilerine anlatıyor, partimize gösterdikleri ilgiden de büyük memnuniyet duyuyoruz.
Aynı zamanda 6 siyasi parti olarak da tüm hazırlıklarımızı tamamlıyor, yol haritamıza artık son şeklini veriyoruz. Çok net ifade ediyorum ki; yeni dönem için biz hazırız, insanımız da ciddi bir beklenti içinde.
“Yüzergezer değerlere” sahip olanlar anlamasa da, Türkiye’de “ahlak ve adalet eksenli” yeni bir dönemin zamanı gelmiştir.
Herkesi “aynılaştırma”ya çalışanlar, bir “diğeri”ni asla hesaba katmayanlar anlamasa da, farklılıkların olmasında rahmet ve hikmet vardır.
“Dediğim dedik” diyen bir insanı güçlü kabul edenler bilmese de, “istişare ve ortak akıl” her daim tek akıldan evlâdır!
YILLARCA KEMİKLEŞMİŞ PROBLEMLERİMİZİ ÇÖZÜME KAVUŞTURACAĞIZ
Siyasette “farklı seslerin âhengi” güzeldir. Çoğunluğu değil, çoğulculuğu esas almak iyidir.
“Herkes her konuda benimle aynı düşünmeyebilir, ki zaten düşünmek zorunda da değildir. Ancak mutlaka aynı düşüncede olduğumuz konular vardır ve müştereklerimizde buluşabiliriz” diyebilmek ülkemizi rahatlatır.
Bizler, “birlikte yaşama ahlakı”nı ve ortak sorunlarımız karşısında ortak sorumluluklarımızı kuşanarak çıktığımız bu yolda kararlılıkla yürümeye devam ediyoruz.
-Yıllarca kemikleşmiş problemlerimizi çözüme kavuşturacağımızın,
-Karşıt olduğu şeyi önce eleştiren, sonra karşıt olduğu şeyin dilini kullanmaya başlayan ve en sonunda da karşıt olduğu şeye dönüşenlerden olmayacağımızın,
-Ülkemizin ve insanımızın çok kısa bir zaman dilimi içerisinde, rahat bir nefes alacağı iklimi tesis edeceğimizin sözünü veriyoruz.”