DÜN, ŞAPKA DÜŞTÜ…

Abone Ol

Demokrasi’nin olmazsa olmazlarından biri, Ülke’yi yönetecekleri özgürce seçebilmektir.

Dipçik zoruyla sandığa gidilen yılları geride bıraktık.

Ancak; Demokrasi’nin nefes alış-verişi olan seçme konusunda yine özürlü olduğumuzu söylemek şart. Baraj sistemi elbette, demokrasi ayıbı olarak duruyor önümüzde.

Ne var ki, baraj sistemini eleştirenler maalesef, partilerinin adaylarını masa başından belirlemeye devam ediyorlar. Bir taraftan ‘demokrasi’ nutukları atıp, bir taraftan ‘sultanlıklarını’ teyit edecek ‘politip’leri sıralamaya sokuyorlar.

Açıkçası; Vatandaşı /seçmeni teba yerine koyup, kendilerinin istediklerini seçtiriyorlar.

Demokrasi havarileri ise, mevcut’u oylamanın demokrasi olmadığını bile bile sandığa gidip, ideolojik sapkınlıklarını tahrik ve teşvik ediyorlar.

Bir başka açıdan bakarsak: Sevmedikleri karşı oldukları partilerin Genel Başkanlarına ‘hırsız’ ya da ‘Diktatör’ yakıştırmalarıyla saldırıp, demokrasi konusunda verdikleri ödünlerin üstünü örtüp, suç işliyorlar. Olması gereken: Halkın kendisini yönetecekleri ‘yerel baz’ da belirlemesine imkan verilmesidir. Yani, Zonguldak Milletvekili adaylarını, Zonguldak’taki siyasi partililerin üyeleri belirlemelidir.

2.5 liralık, beş liralık, 7.5 liralık kontenjan… İkinci sıradan kontenjan… İnternet üzerinden tespit… Mektupla ve istişare ile belirleme… Ön eğilim yoklaması vs…

Bu taktik varyasyonlar, hep kamuoyu ve parti tabanını kandırmak için akıl ve ayak oyunlarıdır.

Dün meclisi oluşturacak 25. dönem Milletvekillerini seçtik. 63. Cumhuriyet Hükümetini oluşturacaklar.

Önceki akşam, genç kardeşlerimden Oğuz Demirci’nin düğün törenine katıldım. Törene İstanbul’dan gelip katılan bir genç kardeş (Atakan Aydın) ve eşiyle masamızı paylaştık. Sohbetin bir yerinde ‘Adnan Abi İşim icabı yurt dışına sık çıkıyorum. İstanbul’a inerken uçağımız ‘havaalanı yoğunluğu’ nedeniyle birkaç tur attığı oluyor. Bu yoğunluğu bilip- görüp İstanbul da üçüncü havalimanına karşı olanlara şaşıyorum’ dedi.

Genç kardeşimin dediklerine katılıyorum. Ben de şaşırıyorum.

Üçüncü Boğaz Köprüsüne, deniz altı geçişlerine çevre ve bölünmüş yeni yollara karşı olmak akıl işimi… Laf’a geldi mi ‘Yol, medeniyet’ diyeceksin. Sonra, köprü ve yola karşı çıkacaksın! Peki, dünya’nın büyük Anakentlerinden İstanbul ‘her şeye karşı’ bu kafayla iki yıl da tıkanmaz mı?

Hem ‘yabancı gemiler neden İstanbul boğazından bedava geçiyor’ diyeceksin, hem de ‘Kanal İstanbul’a karşı olacaksın…

Bunlar, körü körüne politika örnekleri ve siyasi mastürbasyon çeşitlerinden bir kaçı…

İnsanların tornadan çıkmış gibi aynı tip ve ruhi yapıda olması mümkün mü?

Elbette farklı düşünenler olacaktır.

Dipçik zoruyla seçimleri geride bırakalı tam 69 yıl oldu. Tarihe baktığımızda, demokrasi, modernize, ekonomi başta olmak üzere, kalkınmış ülkeler ile aramızdaki farkın hızla kapandığını görürüz. Hak ve Özgürlükler, insanca yaşam, dünya ile yarış konularında birçok eksiğimiz var.

Eksiklikleri aşmanın yolu, önce kendimizi yetiştirmek, sonra ‘eleştiri’ye kendi çevremizden başlamak olmalıdır. Karşı görüştekileri aşağılamak ‘evvel emir’de, karşılıklı ‘sevgi- saygı’ gereğini zora sokar. Karşındakine yapılacak ağır eleştirinin kendi tarafına geleceğini de unutmamak şarttır.

Her şeyden önce ‘benim hırsızım iyidir’ ve ‘senin hırsızın kötü’ bakışı sağlıklı değildir.

Olaylara ve kişilere ‘sağlıklı’ bakmaya becerebilsek, şimdi dünya’nın en ileri- kalkınmış ülkeleri arasında olurduk. Bizimle savaşlara girmiş ve mağlup olmuş devletler bunun en güzel örneğidir.

Her olay; Milletçe yaşam-seçim tecrübemizi arttırdığı muhakkaktır.

Her işe(seçim, hizmet) at gözlüğü ile bakarsak, gelecek nesillere bırakacağımız ‘yaşanılır dünya’ güzellikleri azalacaktır.

Ben her fırsatta, Zonguldak’ı örnek gösteriyorum. Yurt dışı ve içi gezilerimde, her şeyi Zonguldak’la kıyaslıyorum. Zonguldak her açıdan geri kalmış bir yöre/ İl. Bunun sebebini sadece bir siyasi iktidar ve yetkili Belediye’ye bağlamak mümkün değil.

Millet Vekilleri, Belediye Meclisi, Sivil Toplum Örgütleri, Bürokratları…

Bunların ‘ortak akıl’ çerçevesinde olmayışı neticesi, Zonguldak 629 Adımlık Şehir olmuştur.

50 Yılda Ereğli yolu bitmiyor, 20 yıl da Sitedeki Kapalı Spor salonu yapılamıyor, Lavuar Alanı ortada eşek ölüsü gibi yatıyorsa…

Seçimlerde: Listeye giremeyen Milletvekilleri partileri aleyhinde çalışıyor, Belediyelerin ihaleleri gündeme getirilmiyor, aylardır mahalle yolları kovboy kasabası yolları gibi toz ve çamursa…

Elimizi vicdanımıza koyup, ‘özeleştiri’ yapma vakti değil mi yani?

Özeleştiri ve eleştiri ‘samimi’ olduğu müddetçe, karşılıklı sevgi- saygı’yı arttırır. Hizmeti özendirir. Gelecek nesillere ‘yaşanılır bir dünya’ için umut verir.

Dün geride kaldı, cancağızım/ yarına bakalım.’ Demiş ya şair?

Ve ‘tecrübe hayatta yenen kazıkların bileşkesidir’ demiş ya düşünür!

Kimsenin şikâyet etme hakkı yok.

Dün şapka düştü. Bu gün Kel ve perçem’in belli olma vakti.

Vatana ve Millete hayırlı olsun.