Türkiye haritasına baktığınızda Gökçebey’i Batı Karadeniz’in tam kavşağında görürsünüz. Ancak siyasi haritaya baktığınızda, Gökçebey ne yazık ki kendi iradesi olan bir ilçe değil, komşuları Devrek ve Çaycuma arasında gidip gelen bir sarkaç gibi duruyor.
Düne kadar Devrek ne derse ona "eyvallah" diyen, bugün ise siyasi dengelerin değişmesiyle rotayı tamamen Çaycuma’ya kıran bir yönetim anlayışı...
Peki, Gökçebey halkı bu denklemin neresinde?
Bir Sarkaç Siyaseti: Devrek’ten Çaycuma’ya
Gökçebey halkı bugünlerde haklı bir sitemle soruyor: “Biz ne zaman kendimiz olacağız?”
Yıllarca Devrek’in gölgesinde, onun taleplerine göre şekillenen bir yerel siyaset izlendi. Şimdi ise rüzgar tersinden esiyor; Çaycuma’nın dudakları arasından çıkacak kararlara mahkûm bir Gökçebey tablosu var karşımızda.
Bir ilçe düşünün ki, kendi ihtiyaçlarını, kendi geleceğini ve kendi projelerini savunmak yerine; komşu ilçelerin siyasi figürlerine "şirin görünme" çabasıyla yönetilsin. Bu, sadece bir yönetim zafiyeti değil, bir ilçenin onur mücadelesidir.
Perde Arkasındaki "Şımarık" Gölge
Gökçebey’in üzerine serilen o meşhur ölü toprağının sebebi sadece dış baskılar mı? Elbette hayır. Perde arkasında, ilçenin kaderiyle bir oyun hamuru gibi oynayan, tabiri caizse "şımarık bir oğlan" edasıyla kararları manipüle eden yapılar, halkın sesini boğmaya devam ediyor.
Siyaseti bir hizmet yarışı değil, bir "nüfuz alanı" kurma oyunu olarak gören bu anlayış; Gökçebey’in öz evlatlarının hakkını, başka ilçelerin siyasi baronlarına peşkeş çekiyor.
O Ölü Toprağı Ne Zaman Kalkacak?
Gökçebey’in artık bir "uydu ilçe" muamelesi görmeyi reddetmesi gerekiyor. Filyos Vadisi projesinin bu kadar yakınında, sanayinin ve ticaretin tam ortasında yer alan bir ilçenin; bir gün Devrek’e, bir gün Çaycuma’ya göre vites artırması kabul edilemez.
Gökçebey halkı ne zaman hakkını arayacak?
* Kendi özgün kimliğini siyaset masasına koyduğunda.
* "Filanca ilçe ne der?" korkusunu değil, "Gökçebeyli ne ister?" vizyonunu baş tacı yaptığında.
* Perde arkasındaki şımarık aktörlerin elindeki ipleri kestiğinde.
Gökçebey, denizdeki sahipsiz bir dalga değildir. O dalganın bir kıyıya çarpıp geri dönmesi değil, kendi limanını inşa etmesi vaktidir. Artık bu ilçenin üzerine serilen o ağır sessizlik, yani ölü toprağı, halkın hür iradesiyle kalkmak zorundadır.
Aksi takdirde Gökçebey, tabelada ilçe, uygulamada ise komşu ilçelerin birer "mahallesi" olarak kalmaya mahkûm olacaktır.
Benden söylemesi...
Kalın sağlıcakla.