İçsel körlük, yanlış hayat kurar

Abone Ol

Kendisiyle hesaplaşmayan insan, bedelini yanlış kararlarla şekillendirdiği hayatıyla öder.
-Alper Sezer.

Bu aforizma, bireyin içsel dünyası ile dışsal eylemleri arasındaki kopmaz bağı muazzam bir mantık zinciriyle gözler önüne seriyor. İnsan psikolojisinin en temel kaçış mekanizmalarından birini ve bu kaçışın kaçınılmaz faturasını üç aşamada açıklar.

​Inkar ve Pasiflik (Incomplete Inner Audit)
Kendisiyle hesaplaşmak; kişinin kendi hatalarıyla, zayıflıklarıyla, karanlık yönleriyle ve geçmişiyle dürüstçe yüzleşmesidir. Bu içsel denetimi yapmayan insan, özsaygısını koruduğunu veya huzurlu kaldığını sansa da aslında kendi gerçeğinden kaçar. Kendi kusurunu kabul etmeyen birey, kendisinin "yabancısı" haline gelir.

​Hatalı Aklın Devamlılığı (Distorted Decision-Making)
Hesaplaşmanın olmadığı yerde farkındalık gelişmez. Hatalarından ders çıkarmayan zihin, aynı hatalı kalıpları tekrarlamaya mahkumdur. İnsan kendi içindeki kör noktaları teşhis etmediğinde, aldığı kararlar mantığın ve sağlıklı bir muhakemenin değil; bastırılmış korkuların, egonun ve savunma mekanizmalarının ürünü olur. Yanlış kararlar tesadüfen değil, bu içsel körlükten doğar.

​Kaçınılmaz Sonucun İnşası (The Cost of Unfaced Reality)
Cümlenin en vurucu noktası, bedelin "yanlış kararlarla şekillendirilen bir hayat" olarak ödenmesidir. Buradaki ödeme tek bir anlık ceza değildir; bizzat yaşamın kendisine yayılan uzun soluklu bir süreçtir. Yanlış kararlar biriktikçe kişinin kaderi haline gelir. En nihayetinde insan, kendi elleriyle ama kendi farkındalığı dışında inşa ettiği mutsuz, tatminsiz veya çıkmazlarla dolu bir hayatın içinde hapsolur.

​Toparlamak gerekirse cümle şunu söyler; kendinle yapmadığın her yüzleşme, dış dünyada yanlış bir karara; biriken her yanlış karar da çarpan etkisiyle heba edilmiş bir hayata dönüşür. İçeride verilmeyen hesap, dışarıda yaşamın bizzat kendisiyle ödenir.