İletişim arttı, yalnızlık pekişti... Kendimize güvenimiz tam, birbirimize inancımız sıfır!

Abone Ol

"İletişim arttı, yalnızlık pekişti; kendimize güvenimiz tam, birbirimize inancımız sıfır"

-Alper Sezer

Bu söz ile, modern çağın en büyük paradokslarından birini—teknolojik ve sosyal açıdan ne kadar "bağlantıda" olursak olalım, ruhsal olarak o kadar "kopuk" ve yalnız olduğumuzu—çarpıcı bir şekilde özetlemek istedim.

Akıllı telefonlar, sosyal medya ve anlık mesajlaşma uygulamaları sayesinde artık herkes, herkese bir tık uzakta. İletişim imkanlarımız ve hızımız insanlık tarihinde hiç olmadığı kadar yüksek. Ancak bu durum, kurulan bağların derinliğini artırmıyor; aksine yüzeyselleştiriyor.

Sosyal medyada yüzlerce "arkadaşa" sahip olmak veya gün boyu mesajlaşmak, insanın içindeki gerçek anlaşılma ve bağ kurma ihtiyacını karşılamıyor. İletişim araçları bizi sürekli meşgul tutarak yalnızlığımızı unutturuyor ama onu yok etmiyor; aksine daha da derinleştiriyor. İnsanı göz boyayan kalabalıklar içine sürüklüyor.

Aşırı bireyselleşme (Narsizm) modern dünya bireyi merkeze koyar; "Sen teksin, sen değerlisin, kendi kendine yetmelisin" fikrini pompalar. Bu da kişide yüksek bir özgüven, hatta bazen kibir yaratır.
Ancak herkes sadece kendi merkezine ve çıkarlarına odaklandığında, toplumsal güven bağları kopar. Kimse kimsenin samimiyetine, sadakatine veya sözüne güvenmez hale gelir. Bir başkasına teslim olmak, inanmak veya risk almak "zayıflık" olarak görülür.

Özetle bu başlık altında; modern insanın trajedisine ayna tutmayı amaç edindim.
Kendi kabuğumuzda, sahte bir özgüvenle dimdik duruyoruz; etrafımız insan kaynıyor ama derin bir güvensizlik yüzünden aslında hepimiz yapayalnızız. Bizi bir arada tutan toplumsal çimento (inanç ve güven) yok olurken, sadece ekranlar üzerinden birbirimize değip geçiyoruz.