İmzasız mektup!

Abone Ol

Siz ne derseniz diyin gazetecilerin birbirini eleştirmesi, yerel medyayı güç katar.

Milletvekillerinin dokunulmazlılarının kaldırılmasını tartışıyoruz da gazetecilerin dokunulmazlığı nereden geliyor?

Kimileri bu tür yazıları basit  ‘polemik’ olarak değerlendirse de, bana göye yerel medya bu kentin en büyük sorunudur.

Bakın son birkaç yılda devletin kılcal damarlarına kadar işleyen mafyavari yapılanmaların en büyük kahramanları gazetecilerdir.

Mafya bazen ticarette…

Bazen siyasete…

Bazen yerel yönetimler üzerinde baskın güç oluyor.

Tabi bunu yaparken medya desteğini de arkasını alır.

Şimdi bunu niye anlatım.

Dün Pusula’nın esas oğlanı Atilla Öksüz, öyle bir yazı kaleme almış ki, yazının üzerindeki ismi ve resmi kapatsanız ailenizin psikologu konuşuyor dersiniz.

‘Çocukluğuna dön’le bitirdiği yazısında demogoji yaparak sorduğum soruları yanıtsız bırakan Atilla Öksüz, ‘Faturayı Eren’e, laptopu verene sor’ diyerek olaya şiirsel bir boyut getirmiş.

Madem bu kadar dürüstsün beni Allah’a havale etmek yerine sana sordum sen açıkla da okura havale etsene…

Ve milyon defa yanıt versem yine de yazacaklarından hiç şüphem olmayan Erdoğan Ağabeylerinin ağzıyla yazdıkları şu satır; ’Kopardığın 20 bin liranın gerçek nedenini açıkla’

Şüphesiz ben Öksüz’ü eleştiriyorsam onun da beni eleştirmesi kadar doğal bir şey olamaz.

Yok yok Öksüz’ün yazdıklarının altında buzağı da aramıyorum!

Ancak her seferinde temcit pilavı gibi ’20 bin lirayı neden aldın?’ demesi hiç ahlaki değil. Çünkü toplumun önünde olan birinin defalarca cevabını verdiğim bir konuda aynı şeyi yazması iyi niyetli kaleme alınmış bir yazı değil.

Tıpkı badem gözlü patronu, patronunun zengin ağabeylerine yaptığım çağrıyı ona da yeniliyorum. İstersen sizin internet televizyonunuzda, isterseniz o çok sevdiğiniz ağabeylerinizin televizyonunda çıkar sorduğun her şeyin cevabını veririm. Hatta yanında Harun ağabeyini, zenginsever patronunu, mahallenin muhtarını, bakkalını, sütçüsünü de al gel. Ama herkesin eşit süre konuşabileceği adil bir ortamda.

Keşke yazdığın kadar mert, onurlu ve cesur olabilseydin.

Her zamanki gibi adımı yazmayarak ruhunu teslim ettiğin egoların ve kompleksinle mahşere imzasız bir mektup göndermişsin… Ama sana üzüleceğin bir şey söyleyeyim mi? Öbürkü dünyada cehennemi bilmem ama cennette kısa yoldan köşeyi dönen zengin işadamları, malzemeden çalan müteahhitler, insanların inançlarını sömürerek İslamiyet’in üzerinde rant sağlayan siyasetçiler ve onların yalakalığı yapan gazetecilere kesilen yüksek bedelli faturalar olmayacak Atilla… Sonra sırf size para kazandırmak için kimse ankette yaptırmayacak!

Ama bak ben senin adını ve soyadını açıkça yazıyor, mektubumu iadeli taahhütlü sana gönderiyorum.

Hani ‘Aslan parçası yakışıklı oğlunun gözlerine bak ve düşün. Kendini arkadaşlarından dinle’ demişsin ya…

Bak o zaman ben anlatayım da sen dinle…

Evet doğru, ayıptır söylemesi Oğulcan aslan parçası bir yakışıklı. Ama daha baba olma heyecanını yaşamamış birinin bana nasihat vermesi biraz ayıp olmuyor mu?

Tam 14 yıldır gözlerinin içine gözüm gibi baktığım oğlumla geçenlerde tıpkı senin dediğin gibi Halkın Sesi’ni zor günlerinde terk eden ‘eski’ arkadaşlarımla ilgili konuştuk. Seçkin, Aydın, Ender ve arkadaşım olmayan ama diğerleri… Çünkü bu üç ismin hayatımdaki yeri çok farklıydı… Çünkü biz onlarla yokluğu paylaştık yıllar boyu… Birlikte çalışırken kazandıklarını da inkar etmezler her halde. Kimi rahatı seçti, kimi parayı tercih etti, kimi de tehdit edilince karakoldaki ifadesini değiştirip mahkemede yan çizip Pusula’ya geçti… Yenileri de yolda!

Gerçi senin tuzun kuru olduğu için bol keseden sallaman gayet doğal. Bugüne kadar birçok kez kendi başına gazetecilik yapma girişimine rağmen bir tülü dikiş tutturamadığı için Ali Rıza Tığ’ın eteğinde gazetecilik yapan birinin Halkın Sesi’nin 5 yıllık mücadelesini ‘duygu sömürüsü yapıyor’ şeklinde açıklamasını da hiç yadırgadım. Ama en azından sizden çoook daha özgürüz! Düşünsene, patronunun kazandığı onca para, ev, araba bugün yarın sonuçlanacak Yargıtay’da Savcının onayladığı 2 yıl 2 ay 26 günlük hapis kararını değiştirip özgürlüğünü satın almasına yetecek mi?

Çelik-2’de patronunun maskesi düştü, senin ki de yakındır.

Tabi o maskenin altında hala bir yüz varsa!