Makamların asıl sahibi: Sevgi değil, hizmettir

Abone Ol

Toplumsal hayatın ve siyasetin en büyük yanılgılarından biri, koltukta oturanların herkesten alkış ve sevgi beklemesidir. Oysa hayatın hiçbir alanında olmadığı gibi, kamusal alanda da "herkes herkesi sevecek" diye bir kanun yoktur. İnsan fıtratı da, demokrasinin doğası da buna aykırıdır.
Burada asıl mesele, hisler değil, sorumluluklardır.

Gerek yukarının takdiriyle atama yoluyla göreve gelen bürokratlar, gerekse milletin sandıkta mührü basarak seçtiği siyasetçiler için ölçü aynıdır. Kamuoyu bir yöneticiyi sevmek, onun her kararına sempati duymak zorunda değildir. Ancak o yönetici, oturduğu makamın hakkını vermek, atandığı ya da seçildiği şehre, kuruma ve insana hizmet etmek zorundadır.

Demokrasilerde sadakat şahıslara veya hislere değil; hukuka, göreve ve millete yapılır. Bir yetkilinin başarısı, ne kadar çok sevildiğiyle değil, geride bıraktığı kalıcı eserlerle, çözdüğü sorunlarla ve ürettiği faydayla ölçülür.

Kısacası; sevgi bir tercih, hizmet ise bir mecburiyettir. Görev mahallerini birer hizmet yarışına çeviren her yetkili, zaten en büyük takdiri milletin vicdanında kazanacaktır.
Sağlıcakla kalın.