Merkez Ankara, Taşra Beklemede: Zonguldak ve Gökçebey’in Bitmeyen Hikâyesi

Abone Ol

Türkiye’de kalkınma lafı çok, icraat az.
Özellikle konu taşraya gelince, umutlar Ankara koridorlarında beklemeye alınır.
Zonguldak ve onun küçük ama stratejik ilçesi Gökçebey bunun en somut örneğidir.

Zonguldak, yıllardır “potansiyeli yüksek il” diye anılır.
Gökçebey ise “konumu kritik ilçe” olarak tarif edilir.
Peki sonuç?
Ne Zonguldak hak ettiği yatırımı alabilmiş,
ne de Gökçebey geleceğini planlayabilmiştir.

Sorun aslında karmaşık değil.
Çözüm de bellidir: Projelerin hazırlanması yetmez,
Ankara’dan onay alması, desteklenmesi ve takip edilmesi gerekir.

Ama işte tam burada her şey tıkanıyor.

Organize Sanayi Bölgesi projeleri dosyalarda bekler.
Ulaşım yatırımları, köprü projeleri “önümüzdeki programa” havale edilir.
Her gelen bakan umut dağıtır,
her giden dosyaları masada bırakır.

Ankara’dan bakınca Zonguldak uzaktır.
Gökçebey ise neredeyse görünmezdir.

Milletvekilleri vardır ama etkileri sınırlıdır.
Bakanlıklara gidilir ama sonuç çıkmaz.
Destek sözü verilir ama imza gelmez.

İşte bu yüzden Zonguldak göç verir,
işte bu yüzden Gökçebey gençlerini tutamaz.

Buradan açıkça sormak gerekiyor: Ankara’nın onayı olmadan bu iller nasıl kalkınacak?
Bakanlık desteği olmadan hangi OSB hayata geçecek?
Milletvekilleri takip etmezse hangi proje raflardan inecek?

Artık şu gerçekle yüzleşelim: Sorun yerelde değil, merkezde başlıyor.
Taşra çalışıyor, Ankara oyalıyor.
Taşra bekliyor, Ankara gündem değiştiriyor.

Zonguldak ve Gökçebey’in ihtiyacı lütuf değil.
Hak edilen yatırımların önünün açılmasıdır.
İmzanın atılmasıdır.
Bütçenin serbest bırakılmasıdır.

Ama ne yazık ki tablo ortada: Projeler hazır, destek yok.
İstek var, onay yok.
Sabır var, sonuç yok.

Bu gidişle şunu söylemek kaçınılmaz: Ankara sahip çıkmadıkça,
Zonguldak yerinde saymaya,
Gökçebey ise unutulmaya mahkûm kalacaktır.

Ve tarihe şu not düşülecektir: Bu bölgede sorun fikir eksikliği değil,
irade eksikliğidir.
Kalın sağlıcakla