Şu Muz Cumhuriyetinde ki işlere akıl ermiyor…
Öyle işler yaşanıyor ki; Bizim Karadeniz fıkralarına konu olacak cinsinden…
Fadime halaların yönettiği bir Cumhuriyet gibi…
Muz Cumhuriyeti Ruhsatlardan servet sahibi olan Özel Kalemler yönetiyor…
Emniyetini çanta taşıyan güvenlik güçleri yönetiyor…
Üniversitesi hak getire…
Muz Cumhuriyetinde Bir diş hastanesi var…
Adamlar öyle böyle değil SAĞLAM götürüyorlar…
Medikalden, İlaca kadar getirdikleri yetmiyor…
Birde dönerek alıyorlar…
Buda yetmiyor…
Medikal ve İlaç sanayi onları öyle böyle değil tatillere sözde tıp kongreleri adına götürüyor…
Ama Muz Cumhuriyeti dedike ya…
Vali’yi Özel kalem yönetiyor…
Emniyeti v.s…
Savcılıkta benzer durumda…
Hani yurt dışı çıkışları, gittikleri ülkelerdeki harcamalar ve de para takibi yapılsa Muz Cumhuriyetinde ki milyon dolarlık DİŞ vurgunu ortaya çıkar…
Bu Doktor kısmının bir özelliği var…
Çoğunluğu yoksul ailelerden gelir…
O yüzden Benjamin Franklin’e taparlar…
Ceplerinden bir kuruş çıkmaz…
Çok hafiye olmaya gerek yok…
Sadece Yurt dışı seyahatleri incelense malı nasıl götürdükleri SAĞLAM şekilde ortaya çıkar…
Evlerine baskın yapılsa ABD Doları, Avro ve Kilolarca Altın çıkar…
Resmi Bankalarda çok şey çıkmaz…
Bunlara sorsanız servetin hepsi düğünde olmuştur…
Muz Cumhuriyetinde Türk geleneği yok ki…
Hani kızın nişanı, oğlanın sünneti, hanımın amcası, dayısı, bası…
Bizim düğünümüzün takıları v.s…
Zannedersiniz ki; Merkez Bankasında para basıyor aile fertleri…
Bunlar o kadar Efe ki; ‘Bize dokunanı yakarız… Çekip gidersiniz… Hatta diş çekecek kişi bulamazsınız’ diye Muz Cumhuriyetinde ki ilgili yetkilileri tehdit de ediyorlarmış…
Allah’tan bu zatlar bizim ülkemizde ve Zonguldak’ım da yok…
Bizde Valiye ulaşmak için kapılar açık…
Özel Kalem Müdürünün koruması yok…
Ruhsatlardan mal mülk edinme yok…
Emniyette Müdürün ve eşinin alışveriş poşetlerini taşıyan polis yok…
Genç Savcılar ve Hakimler asla böyle olaya izin vermez…
Zıpkın gibi gençler…
Muz Cumhuriyetinde maalesef bu işler farklı…
*
MAHALLE SÜNNETÇİSİ
Eskiden sağlık memuru veya…
Hastane kapısından geçen elindeki ustura ile sünnet yapardı bizim ülkemize…
Sisli bir gündü…
Sünnetçi mahallede -Kılıç Mahallesi- “Sünnetçi geldi” diye bağırıyordu…
Rahmetli Amcam -Yakup amcam… O zaman TTK Kozlu Müessesi On yedi Pavyonları… İşçi Yurtları Şefi…; Sünnetçiyi çağırdı ve Rahmetli ağabeyim Muzaffer ile benimkini kestirdi…
Bunu niye anlattım…
Konu dişti…
Çaycuma’da Denge Gazetesini çıkarıyorum…
Protez dişlerimin ağrısından ölüyorum…
Bizim cif renk baskı makinesi ustası Orhan Bayrak var…
Acıdan duramıyorum…
Matbaaya gittim…
Ölüyorum ama…
Diş ağrısından…
Orhan’a dedim ki; ‘Bak penseyi al iki dişimi çekeceksin… Tek seferde yap… Yoksa seni öldürürüm’ dedim…
O da tüm gücüyle çekti iki dişimi, üç köklü olanları…
Matbaa kan oldu…
Rahat ol dedim…
Mübarek aydayız da onu demek çok istemem de…
Hani Kulüp resmi olan şişe ile gece düzeldim…
Ne ağrı ne sancı kaldı…
Diş olayını işte ben böyle yaşadım…
Muz Cumhuriyetinde ne olurdu bilemem…
Bizim Ülkemizde Diş işi çok gelişti…
Zonguldak’ımız da…
*
Ben her ne kadar Muz Cumhuriyeti sonrası da tüm tedavimi Zeki Günalp’a yaptırsam da…
Zonguldak’ta ki SAĞLAM dişçiler Muz Cumhuriyetini bu gidişle tercih edecekler…
Neden mi???
Burada nereden buldun diye soran olacakta ondan…
Not: Şu kumar ve direk dansına olan Muz Cumhuriyeti’ne SAĞLAM gidelim olmaz mı???