OYLAR; EMEK VE BARIŞ DOSTLARINA

Abone Ol

Seçim gününe az kaldı. Herkes seçime kitlendi. Bu seçimde şimdiye kadar oy kullanmayanların büyük çoğunluğunun sandığa gitme ihtimali büyük. Seçim günü yaklaştıkça Cumhurbaşkanı ve Başbakan gittikçe hiddetleniyorlar. Hani derler ya;         “ ağızlarından çıkanı kulakları duymuyor.”

Başbakan ve Cumhurbaşkanı neden sık sık, CHP’nin geçmişinde halka yapılan zalimlikleri tekrarlıyor? Başbakanın ve Cumhurbaşkanının söylediklerinin hiç biri yalan değil hepsi doğru çünkü Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren halk’a hep kan kusturuldu.

1950 öncesi tek parti dönemi diye adlandırılan ve insanlarımıza kan kusturulan                (Mükellefiyetler, varlık vergileri, karne ile ekmek vb.) dönemlerden bahsediliyorsa o tarihler arasında evet tek parti CHP idi.

Tek parti CHP idi amma DP ve sonradan günümüze kadar gelen partilerin tamamına yakını  (buna AKP de dahil) geleneksel-köken olarak CHP içinden çıktı. 

CHP;1950 öncesi hariç iki ortaklık dışında tek başına hiç iktidar olmadı. 1950 sonrasından günümüze kadar 65 yıl ülkeyi hep diğer sağ partiler; DP, AP, DYP, MHP, MSP, MNP, ANAP vb. yönettiler.  Bazen tek başlarına bazen adına “Milliyetçi Cephe” denilen cepheler kurdular.

1974 Kıbrıs çıkartması sonrası KİT’lerin hantallaşması, sağlık, eğitim, vb. iş kollarında üretim ve hizmet neredeyse durma noktasına geldi. Peki, ulus devletin kurucusu olan ve ulus devletin devamlılığında ısrarlı olan CHP neden KİT’lerin tasfiyesinden yana olsundu? CHP küresel sermayenin karşısında; ulusal sermayenin ve KİT’lerin hantal yapısıyla duramadı CHP’nin ve ulus devletin olmazsa olmazı olan KİT’ler tasfiye edildi. Yani; KİT’lerin tasfiyesini hazırlayan, sağlık, eğitim gibi kurumları hantallaştıran CHP değil küresel sermayenin her zaman uşağı olmuş olan sağ iktidarlardır.  

Sosyalist sol hiç iktidar olmadı. Ülkeyi hep emperyalist işbirlikçi-kapitalistler yönetti.

Cumhuriyet tarihi boyunca ülkeyi yöneten sağ iktidarlar CHP yi eleştirirken aynı zamanda asıl amaçları CHP üzerinden Sol-Sosyalist düşmanlığı yani emek düşmanlığı yapmak. Başbakan ve Cumhurbaşkanı da böyle yapıyor. 

Başbakan ve Cumhurbaşkanı; ANAP, DYP, MHP, AP, DP, MSP, MNP, vb. atlayıp neden sadece CHP yi halk düşmanı,  olarak gösteriyor?

Burada ortak amaç aslında CHP den çok, Sol’u özellikle Sosyalist Solu kitlelere hedef göstermek. Kitleler de CHP yi Sol olarak görüyor. Bunu bilen Başbakan, Cumhurbaşkanı ve önceki iktidarlarda CHP üzerinden Sol Sosyalist-emek düşmanlığı yapıyor.

İktidarların CHP ye Sosyalist Sol adına saldırdığında Sosyalist Solun tavrı ne olmalı? Bunun cevabı; bu tür saldırılarda Sosyalist Solun CHP yanında yer almasıdır (CHP ‘nin içine girerek- üyesi olarak değil).

Bu sözlerimden “CHP ye kan taşımak” veya “onlar bize gelmiyorsa biz mi onlara gideceğiz?” anlamını çıkartan olabilir. Böyle düşünenlere şöyle bir hatırlatma yapayım. Ülke genelinde olduğu gibi Zonguldak’ta da Basın açıklamaları –Eylem toplanmaları olur. Demokratik hak ve özgürlükler için verilen mücadelede bu toplanmalara bazen yüz kişi bazen bin kişi katılır ve yürünür. Genelde bu basın açıklamasını  “Zonguldak Demokrasi Platformu” yapar. Platformun oluşumunun-genele yakını CHP’lidir. Sosyalist Sol-Komünist parti üye-yöneticileri bu basın açıklamalarında- yürüyüşlerde bazen ön taraflarda bazen arkalarda genelde CHP’li olanlarla kol kola omuz omuza yürür. Şimdi bu bir çelişki değil mi? Hem CHP yi genelde reddedeceksin hem de eylemde CHP’lilerle  kol kola omuz omuza yürüyeceksin, hem de onlarda bizimle birlikte gaz, cop, tazyikli su yiyecek.  Hep beraber direnmekle-yürümekle  “CHP ye kan mı taşındı?” veya “onlar gelmiyorsa biz mi gitmiş olduk?”. Ah bu Sosyalist Solumuzun utangaçlığı  ( Riyakarlığı demiyorum), hem karşısında, hem yanında…