1990 yılında İzmir'in Gaziemir ilçesindeki Ulaştırma Yedek Subay Okulunda askerdim. Burada 3 ay boyunca temel eğitim aldım.
Bulunduğum takımda manganın en başındaydım.
Hemen sol yanımda yarı İngilizce konuşan, abullabut, toraman, dombili, şişman, obez, ebleh suratlı bir zat vardı.
Etrafındaki insanlara tepeden bakıyordu. Ukala idi. Çok bilmiş idi.
Askeri eğitim talimlerini isteksizce ve acemice yapıyordu. Sık sık "hastalık" raporu alarak dinlenme odasında duruyordu.
Bu şahsa bir gün şunu sordum: "Siz Türkçeyi neden böyle Amerikan aksanlı konuşuyorsunuz? Niçin kelimeleri yuvarlıyorsunuz" dedim.
Aynen şunu söyledi: İlk, orta, lise ve üniversiteyi Amerika'da okudum."
"Olayı" anlamıştım. Zatın sadece ismi Türkçe idi. Tamamen Amerikalı olmuş idi.
Amerikan Conilerine dönüşmüş olan bu zatın ismi K...... Öztrak idi. (Hukuksal yaptırımlarla maruz kalmamak için adını açık olarak yazmadım.)
3 ayın sonunda tüm yedek subayların kuraları çekildi. Birçok kişinin ataması Nusaybin, Şırnak, Yüksekova vb. gibi yerlere yapıldı...
Türkçeyi zor konuşan zatın ataması ise Ankara'ya, Genelkurmay Başkanlığına yapıldı... Yaaa işte böyle...
Bu topraklarda işler asırlardır böyle yürüyor...
Aradan 30 yıl geçti. Google adlı siteye, askerlik görevimde karşıma çıkan zatın adını yazdım. Bir Amerikan bankasının İstanbul şubesinde yönetici olarak çalışıyordu(!).
Soyadınız ÖZTRAK olunca her daim ayrıcalıklı olursunuz.
Dede, yıllarca vekillik yapar...
Baba, yıllarca vekillik yapar...
Oğul, yıllarca vekillik yapar...
Torun, ABD bankalarında yağlı görevler kapar...