Kaç gündür Milli Eğitim camiasında olan biteni izliyor musunuz? Yandaş sendika Memur-Sen üyelerinin hiçbir şeyden çekinmeden büyük bir pervasızlıkla kayrıldığı atama sınavından söz ediyorum. Kendilerine her şeyi hak gördüklerine göre, iktidar sarhoşluğu inanın, AKP’lilerle yandaşlarının gözünü döndürdü iyice. Körün gözüne sokar gibi pervasızlıkla yapılanlar aklın alacağı gibi değil çünkü. Bu zilleti nasıl sindiriyorlar içine, bu şekilde elde ettikleri koltuklarda hangi gönül huzuru ile oturuyorlar şaşırmamak mümkün değil gerçekten. Bırakın sınav kaybettirilenleri, kazandırılanların içinde dahi insani hasletlerden, ortalama insanın dürüstlüğünden kırıntılar taşıyan hiç kimsenin, hazmedebileceği gibi değil yapılanlar çünkü… Kabul edilemez bir haksızlıktan söz edilirken, “İnsanın adalet duygusunu incitiyor denir” ya, ne incinmesi, bunlar, onarması mümkün olmayacak şekilde çat diye kırıyor ortalık yerinden…
Şu rastlantıya bakın, yazılı sınavda son derece düşük oy alıp da, sözlü sınavda puanları füzelenenler, hep Memur-Sen üyesi nedense! Yazılı sınavda yüksek not alıp da mülakatta yerde sürünenler de, hep başka sendika üyesi, ya da sendikasızlar… İlahi takdir mi demek lâzım, yoksa birilerinin takdiri mi, bilmek mümkün değil şimdilik… Ya Aşkar yiğide ne demeli? Zat-ı muhterem, adı iktidar yandaşlığına çıkmış işbirlikçi bir konfederasyonun il temsilcisi. Sendikal faaliyetlerde, “Atamalardan sorumlu sendikacı” başta olmak üzere hakkında denmedik laf kalmamış. Şöyle bir soluklanıp, çevresindekilere, “Arkadaşlar atamalar konusunda başımız çok ağrıyor. Sendikamızın da, memur sendikacılığının da imajını bozan, bizi zor duruma düşüren asılsız da olsa bir sürü söylenti dolaşıyor ortada. Bizi bu işlere alet etmeyin. İyi hazırlanın, en yüksek puanları alıp, hak ederek kazanın. Hele kardeşim İsmail, sen hepten uzak dur. Verdiğimiz mücadele, senin müdür olmandan daha önemli. Salt soyadından dolayı, hakkınla kazansan bile, şom ağızları demedik bırakmaz. Beni de, Memur-Sen’i de zor durumda bırakma” demesi gerekirken, hazret, “Kim ne derse desin, sen işine bak kardeşim. Bu fırsat bir daha ele geçmez.” tavrı içinde adeta…
Vali Kaban’ın hakkaniyet testinde Memur-Sen’le imtihanı
Gözünüzden kaçmış olabilir, başka gazeteler önemli bir haber saymadığından olacak, çok üzerine gitmediği için Halkın Sesi’nde okudunuz yalnızca. Yandaş sendikanın İl Temsilcisi Kamuran Aşkar’ın kardeşi İsmail Aşkar, yazılı sınavda kazandığı 70.707 puanla sıralamanın en sonlarında yer alırken, mülakatta 97.40 gibi en yüksek puanlardan birini aldı ne hikmetse? Bu kadar puanı beş bilinmeyenli denklemin nasıl çözüleceğine dair bulduğu formülasyonu, kimseler duymasın diye yalnızca mülakat komisyonunda üyeleinre söylediği için alsa gerek. Yazılı sınavda 89,998’le il birincisi olup da, mülakatta 63 gibi en düşük puanlardan birini alan Eğitim-Sen üyesi bir başka adaysa, girdiği odada, komisyonun karşısında geçip, memurluk vasfına yakışmayan, adaba mugayir söz, tutum ve davranışlar içinde oldu muhtemelen. Bu puanları “buz gibi torpil”den başka bie şeyle açıklamak mümkün değil çünkü…
Şimdi, olayın tam da burasında Vali Ali Kaban’a büyük bir görev düşüyor bence. Bana sorarsanız, hakkaniyet testinde Memur-Sen’le imtihanı başlıyor. Zonguldak’a yeni atanan Sayın Kaban, bu testi geçip adil bir yönetici olduğunu, bu kenti hakkaniyet içinde yöneteceğini kanıtlamalı bence. Başta Milli Eğitim İl Müdürü ve tüm sınav komisyonu üyeleri de olmak üzere, olaya adı karışan herkes hakkında inceleme başlatıp, hak eden kişilerin müdür olarak atanmasını sağlamalı. Atacağı bu adım, hem kendine devlet adamı vasfı kazandıracak, hem de “Çocuklarımızı kime emanet ediyoruz” endişesine kapılan Zonguldaklıların yüreğine su serpecektir. İçinden geldiği kültürün bulduğu her fırsatta dile getirdiği, “Hazreti Ömer adaletinin” bir retorikten ibaret değil de, gerçek bir yönetim anlayışı olduğunu da ortaya koyacaktır ayrıca. Tersi bir tutum, devlet-yurttaş ilişkisine ciddi yaralar aldırdığı gibi toplumda kamplaşmaları artıracak, “İktidarın valisi” yaftası yakasına yapışacaktır.
GMİS özelleştirmeden yana
Sendikal alandaki rezalet yalnızca bununla sınırlı değil ki. Genel Maden İşçileri Sendikası’nın içine düştüğü aymazlık, inanın, içimi acıtıyor artık. ÇATES konusunda yaşanan gelişmeleri biliyorsunuz. Hükümet düğmeye bastı ve ÇATES’in özelleştirilmesi süreci başladı. Ülkenin tüm varlıkları bir bir satılır, yüz binlerce insan özelleştirme mağduru olurken kılı kıpırdamayan, başta rödevanslı saha sahipleri olmak üzere kimi çevreler özelleştirme karşıtı oluverdi bir anda. Zonguldak Milletvekili Köksal Toptan yapılan pazarlığı “Hani siz alacaktınız?” diyerek açık edince, matah bir şeymiş gibi “yerli girişimcilere satılsın” söylemi, kentte, prim yapmaya başladı bir anda… İşin tuhaf tarafı bu söyleme “Biz özelleştirmeye karşıyız ama mutlaka özelleşecekse yerli sanayiciye verilsin” diyerek GMİS Genel Başkanı Bay Eyüp Alabaş’ın da katılmasıydı. “Biz özelleştirmeye karşı ülkenin en büyük mücadelesini vermiş bir örgütüz. Ne demek ÇATES’in özelleştirmesi? Bu çatı altında bunun konuşulmasına bile izin vermeyiz” demesi gereken Bay Alabaş, rödevans sahiplerine “arkandayız” diyerek açık çek verdi…
“ÇATES başkalarına değil, yerli girişimciye satılsın. Zonguldaklılar ekmek yesin” popülizmi ile kamuoyuna mavi boncuk dağıtarak özelleştirme yandaşı yüzünü kamuoyundan gizlemek isteyen Bay Alabaş’a, uzaklardaki bir işletmeyi değil, ERDEMİR’i anımsatmak isterim. Kendisi o mücadelenin neresindeydi, o vakitler neyi savunuyordu bilmiyorum ama biz ERDEMİR’in özelleştirilmesine karşı çıkarken, faşist Türk Metal’in aymaz yöneticileri “yerli sanayici alsın” kampanyası başlatmış, özelleştirme ihalesini OYAK kazanınca da, Ereğli’de davul çaldırmıştı. Bir parça da olsa sınıf bilincine sahip insanlar olarak, içimiz kanayarak izlemiştik olan biteni. Süreç içinde OYAK hisselerini “almasın” denen yabancı şirketlere sattı, Türk Metal yöneticilerinin gıkı bile çıkmadı. GMİS’e düşen her halükarda özelleştirmeye karşı çıkıp, ÇATES’le TTK’nin birleşmesini savunmaktır. Bay Alabaş seçimler için delege hesabı yapacağına, bu hattın nasıl oluşturulabileceğine kafa yormalı, kamuoyunu buna hazırlamalıdır. Başında olduğu örgütün stratejik önemi nedeniyle, takındığı aymazca tavra Zonguldak’ın daha fazla tahammülü yoktur.