Siyaset mi yasak AKP’yi eleştirmek mi?

Abone Ol
 
Gerçekten o nedenle mi bilmiyorum, 20. Kömür Kongresi’nin açılış konuşmaları sırasında, hükümetin maden politikaları eleştirilmeye başlayınca, Kozlu Belediye Başkanı Ertan Şahin, büyük bir hışımla, salonu terk etmiş. Denilene göre, bu tip kongrelerde siyaset konuşulmasına itirazı varmış Sayın Başkan’ın… Başını Yeni Adım Gazetesi yazarlarının çektiği bir kısım gazeteci de Şahin’e destek veren yazılar kaleme almış… Ne yalan söyleyeyim, hiç şaşırmadım yaptıklarına, ancak, şehrim adına üzüldüm… Gazeteci arkadaşlarımın bu tip platformlarda hükümet politikalarının eleştirilmesinin son derece olağan olduğunu söyleyerek, “demokratik tahammül” denen şu günlerde çok ihtiyaç duyduğumuz kavramı anımsatmasını isterdim Sayın Başkan’a…
 
Gazetenin yazarlarından Simge Kırlı, “TMMOB tarafından  20. Kömür Kongresi düzenlendi. Övüne, övüne bitiremedikleri kongrede, Kömürün önemi konuşulmaktansa, yine işi siyasete dönüştürdüler. Kömür ile var olan Zonguldak'ın, geleceğini hiçe sayanlar toplantısı yapıldı sanki” demiş eklemiş ardından: “Kozlu Belediye Başkanı Ertan Şahin, ‘Kömür’ yerine ‘siyaset’ konuşulunca salonu terk etti. Şahin'in  tepkisi ise tam yerinde oldu. Sözde TTK'yi, Zonguldak'ı düşünenler, rakı masalarında bu işlerin olmayacağını iyi bilmeniz gerekiyor. Cenazeden, toplantıdan çık haydi rakı masasına. Zonguldak kimlere, ne günlere kaldı.” Buyur buradan yak… Boyundan büyük sözler etmekten çekinmeyen Simge kardeşim kongre programını merak edip inceledi mi, bilmiyorum. Göz ucuyla baktığını bile düşünmüyorum, baksaydı bu insafsız cümleleri kurmazdı zira…
 
TÜRKİYE KÖMÜR KONGRESİ KENTİN YÜZ AKIDIR 
Maden işçiliğinden emekli olmuş birisi olarak, 31 yıl içinde olduğum sektörle ilgili gelişmeleri, doğal olarak, yakından takip ediyorum. Hiç abartısız söylüyorum: Türkiye Kömür Kongresi şu her yanından iğretilik sızan kentin yüz akı olmuş çalışmalarından biridir. İçinde fikir vardır her şeyden önce… Bilginin bunca aşağılanıp, cehaletin bun denli prim yaptığı bir ülkede, bir sivil toplum örgütünün, arkasında devletin kuruş desteği olmadan, 40 yıldır düzenli olarak bilimsel bir kongreyi toplaması başlı başına alkışlanası bir çabadır ayrıca… İnternet çağında çok kolay artık, bir baksın lütfen, Anadolu’nun kaç yerinde yirmincisi yapılabilen bir kongre var? Tam 40 yıldır havzayla ilgili denmedik laf, sorunların çözümü için sunulmadık reçete kalmadı o kongrelerde. Ne dendiyse de hükümetler tersini yaptı. Sonuç ortada. Yine de yapanlar değil de uyaranlar suçlu bu kardeşime göre…
 
Yazıdaki rakı içme muhabbetini geçiyorum. Böylesi ucuzluklar çapsız siyasetçilerin tavrıdır ve bir gazeteciye yakışmaz… Ancak sormak isterim doğrusu: TMMOB adına konuşan Sayın Mehmet Torun’un, “AKP iktidarının ilk günden beri ‘yerli kaynaklara öncelik vereceğiz’ söylemine karşın enerjide dışa bağımlılık hızla artmaktadır. Uygulanan yanlış politikalar sonucunda 1990 yılında %51 olan enerjide dışa bağımlılık oranı, 2000 yılında %67, 2010 yılında %70 ve 2013 sonunda da %73.5 olmuştur. Enerjide dışarıya ödenen faturamız da 2002 yılında 9 milyar dolar iken, 2014 yılında 55 milyar dolarlara çıkmıştır. Kömür üretimi yapan ve geçmişte ülkemize büyük hizmetleri olan kamu kurumlarımız TKİ ve TTK gözden çıkarılmıştır” sözleri Sayın Şahin’in zoruna gitmiş olabilir de, Simge kardeşime ne oluyor?
 
KENDİNİ DEVLETİN DEĞİL DE AKP’NİN BÜROKRAT SAYIYORLAR
Kendisi de bir sivil toplum örgütü yöneticisi olan Derya Akbıyık’ın aynı gazetede yazdıklarıysa bir başka alem: “Davet krizini saymıyorum. O başlı başına bir facia. Protokol davetinde muhalefet isimleri görüyoruz. İktidar yok. MHP yok. Diğer partiler de yok. Yani birçok eksiklik hemen göze batıyor. Bildiğimiz klasik isimler var. Kömür kongresi siyasete alet edilmemeli.”Klasik isimlerden kastı Prof. Dr. Şinasi Eskikaya, Turan Dündar, Tuğrul Erkin gibi madencilik camiasının efsane olmuş isimleri midir bilemem ama sözü uzatmadan sormak isterim bu arkadaşa: Kendisinin delege olarak katıldığı Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin kongresine hükümetten kaç tane katılan gördü bugüne kadar? AKP kaç kişi ile temsil edildi o kongrelerde? Davet edilmediklerinden mi, yoksa eleştirilere yalnızca kulaklarını değil gönüllerini, ruhlarını, akıllarını kapattıkları için mi gelmiyorlar bu kongrelere? Bir sorar mı muhataplarına acaba?
 
AKP öncesine kadar tüm iktidarlar vaz geçtim milletvekilinden bakan düzeyinde bile katılırdı kongreye. Eleştirileri büyük bir tahammülle dinler, sonra da, çıkıp yanıt verirlerdi. AKP’nin ilk dönemlerinde de aynı tablo görülüyordu. Ancak sonrasında tüm dengeler değişti. Kendilerini devletin değil de AKP’nin bürokratı sayan bürokratlar da katılmaz oldu siyasetçilerin yanı sıra… Kim ne derse desin, tek adam diktasına doğru hızla sürüklenen Türkiye, kendi insan tipini, bürokratını, gazetecisini de yaratıyor. Tek adamın şehzadeleri, hayata, tıpkı onun gibi “Sizden öğrenecek değiliz” üstenciliğiyle baktığı için en küçük eleştiriye bile tahammül edemiyor… Acı olan bu tavra kimi ‘gazetecilerin’ hiç sorgulamadan destek vermesi. Ülkedeki kömür madenciliğinin tartışıldığı bir kongrede, hükümetin maden politikalarının eleştirilmesini bile doğal görmeyip “Burada siyaset yapılıyor” ucuzluğuyla karalamaya kalkanlara üzülüyorum yalnızca… Hele bunlar bir de gazeteci olursa…