Kimine göre: Belirli ölçüde fiziksel güç ve beceri gerektiren yarışmalı ve eğlenceli etkinliklerdir.
Tarifte değişiklikler olsa da biz de ‘Spor’ denince akla ilk gelen futbol’dur.
Futbol’a endeksli bir spor anlayışımız olmasına rağmen, Kulüpler ve Milli Takım düzeyinde başarılı olmayışımız arkasında, alt yapı eksikliği var.
Şike, tribün kavgası ve Avrupai Spor Yasası olmayışın arkasında da alt yapı noksanlığı var.
FİFA’nın son sıralamasında, Milli Takımımız İlk Elli’nin dışında kalmış.
Ekvator Ginesi ve Yeşil Buruno Adaları Milli Takımımızı geride bırakmış.
Mali, Güney Kore, Gabon, Zambiya, Panama, Trinidad Tobago gibi haritada yerini bulamayacağımız ülkeler, sıralamada hemen hizamızda duruyor.
İlginç, değil mi? Daha ilginci var! Spor Bakanlığımız tarafından: Spor Yasası Taslağı hazırlanmış.
‘6 ay hak mahrumiyeti alan Kulüp Başkanı ve Yöneticileri görevi bırakır’ maddesi eklenmiş. Meclis’e tartışılmaya gideceği sırada, Aziz Yıldırım yeniden ceza yiyip 6 ay sınırını geçince, alel acele madde taslaktan çıkartılmış!!!
ALT YAPI; işlev olarak lüzumlu olduğu kadar, mana itibarıyla korktuğumuz bir kelime olmuş, Cumhuriyet Döneminde.
Son zamanlarda, bazı korkulardan sıyrılmamız; kalkınma hamleleri ve Özgürlükler manasındaki kazanımlarımız sonrası devreye sokulmuş.
Kelime olarak, Marksist Terminoloji de kullanılması: NATO’cu bir kafa hegemonyasında, hep korku ile bakılmış alt yapı’ya.
Demek ki neymiş? Spor’dan Siyaset’e: Sosyal hayattan ekonomiye; Sömürü Düzeni’nin taktik kelime anlayışını yıkmak şart…
KOZLU’DA OKÇULUK
Gelelim Zonguldak’a… Zonguldak’ta spor deyince, aklımıza gelen Branşların başında Futbol geliyor. Diğerleri: Boks, Voleybol, Basketbol, Atletizm, Masa tenisi vs.
Plânlı bir yapılanma yani alt yapıları olmadığı için, saman alevi gibi bir parlayıp bir sönerler.
Zonguldak’ta Okçuluk Sporu yapıldığını duydunuz mu? Hem de Kozlu/ Uzun Güney Köyü’nde.
Bir Öğretmen atanmış Uzun Güney’e, Okçuluk Sporu yapan…
Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü fırsat-ı ganimet bilip el atmış ve bir takım oluşturmuş…
Öğretmen’in tayini çıkıp gitmiş. Zonguldak’ta da Okçuluk Sporu bitmiş…
Hoca teşvik edilse, sporun yerleşmesi için alt yapı hazırlansa…
ATIŞ POLİGONU NERDE
Bir örnek daha… Kozlu Dağ köy’de Atış Poligonu yapılmak üzere 16 dönüm yer alınmıştı.
2010 yılında 49 yıllığına alınan bu yer duruyor. Atış Poligonu ‘siyasi rant’ gereği Beycuma’ya kaydırıldı. Ancak Poligon yerinde yeller esiyor.
Ulusal ve Uluslararası düzeyde yarışlara katılacak atıcılarımız ne yapıyorlar biliyor musunuz?
Elbette Devlet desteği görüyorlar… Gençlik Spor İl Müdürlüğünden fişek ve Plaka alıyorlar, kendi araçlarıyla Düzce ve Sakarya’daki atış Poligonlarına gidip ‘antrenman’ yapıyorlar, müsabaka önceleri…Burada alt yapı fişek’le Plaka oluyor her hal de!!!
Örnekleri çoğaltmak mümkün…
Gençlik Spor İl Müdürlüğü’nün, 1 milyon lira ödeyip şehre kazandırdığı 12 tane sentetik futbol sahasına rağmen, futbol da bir ivme kazanmış değiliz. ‘Yok’ saymamız, elbette mümkün değil…
Demek ki, sporda başarının alt yapısını; tesis, eğitim ve beslenme oluşturuyor. Sadece devletin desteği, güçlü kulüp oluşturmaya yetmiyor.
Meselâ: Türkiye de 30 İl de Pist yok. Lâf’ta Avrupa ile yarışıyoruz. Çene suyu çorba, yani…
Elbette nal toplarız. 6. 500 lisanslı devşirme sporcumuz var. Hani, Avrupa, Dünya rekorları? Devşirmelere gösterilen ilgi bu toprakların çocuklarına gösterilse, çoktan rekorlar gelmişti…
Aynı ‘pist’ olayına Zonguldak açısından bakalım. Zonguldak’ta tartan pist var, birçok il de olmayan. Sporcu yetişiyor mu? Demek ki: Sadece saha, pist, sporcu olması yetmiyor.
Alt yapı dediğimiz, sporcu için gerekli Saha, pist, malzeme, eğitimci, barınma, beslenme ve iş gibi ihtiyaçların karşılanması...
Al sana top, oyna… Al sana pist, koş… Al sana eldiven, dövüş… Demek yetmiyor.
Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüklerinin yanında: Kurum ve Kuruluşların, Sosyal Sorumluluk Projeleri kapsamında, spor’a el atması, başarılı sporcuların yetişmesine destek olması lazım.
Örnek: Emel Dereli… Gökçebeyli kızımız, gülle atmada Ün’ü Zonguldak dışına çıktı değil mi?
Fener Lisesi’nde okurken, İl Müdürlüğü misafirhanesinde yattı, müsabakalara hazırlandı.
Bu Milli Sporcumuzun daha iyi şartlarda çalışması ve hayatını idame ettirmesi için, koca şehirden(!) maddi destek yapılmadı.
Nihayetinde FB, Zonguldak’ta iken maddi- manevi destekleyip, aldı götürdü O’nu…
GENÇLİK VE BONZAİ
Zonguldak için büyük bir fırsat kaçtı. Emel ve Atletizm’e destek verilseydi, yeni Emeller bulunup, reklâm yapılacaktı, gençlik teşvik edilecekti.
Devletlerin gücü; nüfus yoğunluğu, silah, petrol ve ilaç üretimiyle orantılıdır.
Bizim gücümüz, şimdilik insan yani sadece Genç Nüfus.
Gençlik: Bir Milletin özü, geleceğinin teminatıdır. Bu gücü sokakta bırakırsan, porno ve bonzai gibi kötü alışkanlıkların eline düşer.
Devlet’in: Gençliğe ideal aşılaması; sokaktan kurtarması lâzımdır.
Bu ideal; ideolojik kavga ve kuru- sulu içki tüketmek olmamalı.
Ya İş Kapısı ya da spor için salon - saha kapısı açmalıdır.
Geleceğin teminatı gençleri, sokaktan kurtarma amaçlı spor yatırım ve yaptırımının etkili olması, spor da başarıyı getirir.
Spor; bedeni genç, ruhu dinç ve zihni gelişmeyi zinde tutar.
Alt yapı burada önem kazanır.
Alt Yapı; bir şeyi yapmaya hazır olmayı içerse de, bir şeyi yapmanın gereklerini kazanmadır.
Bir konuşmacının alt yapısı (konu bilgisi, yeteneği, yeterliliği) o kişinin ses, kelimeleri ve cümleleri zamanında öğrenmesinden geçer.
Alt yapı bir bütündür. Yaşama dair (edinilmiş/ kazanılmış) tüm öğrenmelerin dayandığı özelliklerdir.
Spor’a erken başlama, alt yapının önemli maddelerinden biri olsa da yeterli değildir.
Küçük yaşta ancak; küçük yaşın elverdiği düzey ve içerikte olması şarttır.
TRİBÜN ve SOMA OCAĞI
Zonguldak, sportif faaliyetler açısından mantıklı çalışmadan çok uzak.
Yük: Zonguldak Gençlik Hizmetleri ve Spor İl müdürlüğünün sırtında kalmış. Resmi organizelere ‘hasbelkader’ bulunan sporcuları götürüyor. Günlük harcırah 30 Lira… Sporcu bununla nasıl beslenecek, barınacak?
Gidilen şehirlerde, İmam Hatip Liselerinin yurtlarında barınıp, salata- çorba ile müsabakaya çıkıyorlar. Karşılarında, güçlü kulüp ve müesseselerin, milyonluk giysileriyle şampiyon takımları çıkıyor. Zonguldaklı Sporcu, müsabakaya zaten psikolojik mağlup başlıyor.
Buna rağmen; bırakın amatör sporları: Zonguldak Kömür Spor bile Gençlik Spor İl Müdürlüğü sayesinde ayakta duruyor. Stat’tan, bilet satışına kadar…
Riskli tribün’ün yıkım kararı var. Açık tribün duvarları risk altında…
‘Zonguldak’ın son beş yılı’ başlıklı yazımda belirtmiştim(15 Mart 2015).
“Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü olmasa, Zonguldakspor sahaya çıkamaz. Şahsi vesayet ve ucuz kahramanlıklarla Şampiyonluk hikâye. Seyirci Efsane, eyvallah… ‘Kapalı tribün yıkılır’ diye boş… Peki; bu seyirciyi yıkılma tehlikesi olan açık tribün duvarları altına sokmanın, Soma da ocağa işçi sokmaktan farkı ne?”
Diyeceğim odur ki;
Bu şartlarda seyircili maç oynatan İl Müdürlüğü de risk altında…
Alt Yapısı ‘nötr’ olan Zonguldakspor hasbelkader şampiyonluk bekliyor.
Meselâ: Kömürspor ile Kömürspor’un Akademi Ligi takımlarından birinin (U15, U16, U18) aynı gün maçı olsa, birinin maçına masör(para verilmediği için) gitmiyor.
Masör ücreti 25 TL. Masör olmadığı için gelecek ceza 1000 TL.(!)
Kulüp giderleri salma ile karşılanıyor.
Yöneticiler ise iki takvim satışı ile Kulüp idare etmeye(!) çalışıyor.
Taşıma su ile değirmen döndürme meselesi…
Alt Yapı sadece seyirci ve takım oluşturmak mıdır?
TTK, Belediyeler, Erdemir, Çates, Eren Enerji, Sendika, Amele Birliği gibi Kurum ve Kuruluşlar… Sosyal Sorumluluk Projesi kapsamında, spor tesisleri kurmalı. Kulüplere Sponsor(destekleyici) olmalı. Hiç olmazsa, Gençlik Spor İl müdürlüğünün elindeki başarılı sporculara maddi- manevi katkı yapmalıdır.
Elbette, lokal çalışma olarak, arada bir çıkma yapıyorlardır.
Ancak, kazandıkları para ile yaptıkları yardım arasında uçurum var.
Attıkları taş, ürküttükleri kurbağa’ya değmiyor bile…
SONUÇ:
Uzun lafın kısası, Alt Yapısı olmayan hiçbir iş kalıcı başarıya ulaşmaz.
Kent için alt yapı deyince, nasıl ki aklımıza: Sistemin Fiziksel Bileşenleri (yol, su, elektrik, gaz, kanalizasyon, çevre, ulaşım) geliyorsa…
Ticarette alt yapı: Malların üretim sürecinden pazara ulaşmasını sağlayıp, toplumsal hizmetlerle(okul, hastane, postane), Ülke de; temel yaşam şartlarının karşılanmasına yardımcı olursa...
Spor da alt yapı dediğimizde de aklımıza; tesis, bilimsel çalışma, beslenme, barınma vs. gibi olmazsa olmaz ihtiyaçlar gelmelidir.
Çok seyircili sporları seçip, kurtarıcı kesilmek, medya da gerdan kıvırıp-bel büküp kulüpleri kendi reklamına alet etmek; olsa olsa 629 adımlık şehir mantığının sembolü olabilir.
629 Adımlık Şehir kafasıyla, Süper Lige hasbelkader çıkmak mümkündür elbet.
Kısa bir süreliğine Şampiyon gülleci, okçu, koşucu, masa tenisçiye sahip olmakta…
Süreklilik için, Alt Yapı şart…