Toplumca paranoyak olduk

Abone Ol
Bir türlü aşamadığımız travmatik durum, şiddet tapıncına dönüşüyor çoğumuzda… Tam bir paranoya halindeyiz, herkesten, her şeyden şüphe ediyoruz. İtidale çağıran, anlamak için sorular soran, işin içindeki bit yeniğini bulmak için çaba harcayan, başkasının acısıyla empati kurmaya çalışan, “terör destekçisi” olarak sunuluyor. “Silahlar sussun, barış olsun” demek suç olarak görülürken, toplumun bir kesimine karşı nefret söylemi yaymak, hakaret etmek, ötekileştirmek alkış üzerine alkış alıyor… Yükselen “toptan imha” seslerinin etrafında şimdilerde daha çok insan toplanıyor… İnsan olmanın bedelinin her zamankinden daha ağır olduğu ateşten günler, harını daha da artırarak beynimizi kavuruyor…
TRAJİKOMİK DURUMLAR 
İçinde bulunduğumuz paranoya hali çoğu zaman trajikomik durumlar da çıkarıyor ortaya… Ruh halimizin fotoğrafı olarak görülebilecek örnekler kentimizde de çoğalıyor. Olaylardan ilkinde Eren Holding’in yeni santralinin inşaatında çalışan biri Diyarbakırlı, diğeri Samsunlu iki işçi, iş iskelesi yüzünden yumruklaşmaya uzanan bir kavgaya tutuşuyor. Kavga edenlerden bir Türk, diğeri Kürt olunca kimi işgüzarlar ucunu PKK’ye kadar uzatıyor. “PKK’lılar adam dövüyor” şayiası Muslu ve Çatalağzı beldelerine de yayılıyor. Oradan buradan toplanan yaklaşık üç yüz kişilik kalabalık, kavgaya karışan Diyarbakırlıları PKK’li oldukları gerekçesiyle linç etmek istiyor. Araya giren jandarma kavga eden işçileri şantiyeden uzaklaştırarak zor bir hal de olsa sükûneti sağlıyor…
Biliyorsunuz geçen akşam bir adli olay yaşandı Kozlu’da… Ailevi bir meseleyi sözüm ona halletmek için Ereğli’den silahlı bir arkadaşını alarak araçla Kozlu’ya gelen cezaevi firarisi bir şahıs, Kavaklık mevkiinde polis tarafından tesadüfen durduruluyor. Üzerlerindeki ruhsatsız silah nedeniyle çalılık araziye kaçmaya çalışan şahıslar polisle çatışmaya giriyor. Silah sesleri duyulur duyulmaz, akıllara durgunluk veren tezviratlar da başlıyor. “Kozlu’yu PKK’lılar bastı”, “Polis çok sayıda teröristle çatışıyor” söylentisi özellikle sosyal medya üzerinden yayılırken tüm kentte yüreği ağzında bir bekleyiş başlıyor. İşin aslı birkaç saat sonra anlaşılıyor ama toplumsal bellekteki travmanın depreşmesi yanımıza kâr kalıyor. 
PSİKOTİK BOZUKLUKLAR YAYILIYOR
Bu tip olaylara daha önce de tanık olduk. Sözde HDP’ye tepki gösteren gafiller Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Zonguldak il örgütünü bastı örneğin geçenlerde. İşin ilginci bu detay bizimki dahil hiçbir gazeteye haber bile olmadı. Ortalama her insanın, Kürt meselesinde resmi ideolojiden farklı düşünen her muhalife “PKK’lı” yaftasını taktığı günler dün gibi hatırımda. Yeniden hortlatılıyor o karanlık günler… Farklı olana, muhalif düşünceye karşı cadı avları başlatılıyor. Hepimiz izledik televizyonlardan Bolu’da gariban Kürt işçileri linçten bir şehit babası kurtardı. Tüm içtenliğimle gıpta ettim onun sağduyusuna… Ülkenin o baba gibi eli öpülesi asil yüreklere nasıl da ihtiyacı var…
Dedim ya ruh hastası olmaya başladık toplumca… Paranoya, sanrı, halüsinasyon gibi bizleri gerçeklerden koparan, olmayanı varmış gibi gösteren psikotik bozukluklar geniş kitlelere yayılıyor. Ruhu acı çeken her insan kışkırtılmış kalabalıklara karışıp ötekine şiddet uygulama potansiyeli taşıyor. İşin aslı şu ki, kamplara bölerek kitlesini tahkim etmek isteyen siyaset cambazları, salt iktidarlarını koruma adına bir ateşten bir başka ateşe atıyor halkı… Kendi evlatlarını çürük raporları ile askerden kaçıranlar, hayatlarının baharında göçüp giden gencecik bedenler için hiç sıkılmadan şehit edebiyatı yapıyor. Unutmayalım ki, bir parça itiraz eden bağrı yanığı “karakteri bozuk” ilan etmekten çekinmeyen kara vicdanlar yönetiyor bu ülkeyi… Tüm bunlardan çıkaracağımız sonuç şu galiba: Bu toplum, bu şartlarda akıl sağlığını nasıl korusun ki?