TTK'da yenilenme / 2026

Abone Ol

TTK artık yenileniyor.

Yeni bir görüş.
Yeni bir anlayış.

Ocaklar adına yer altına son sekiz ayda çok yüklü yatırımlar yapıldı.
Bakımlar gerçekleşti.
Tadilat ve onarım oldu.
Hazırlıklar da sürdü diye biliyorum. Yeni pano ayaklar oluştu. Oluşturuldu.

2026 yılı başında ocakların kapanması.
Üretim yapamama durumu. Tam sekiz ay kapalı kalınması.
Madencilerin ocağa girememesi.
İlk etapta tam 7.000 bin madencinin ocağa girememesi.
Kozlu, Karadon, Gelik, Üzülmez, Armutçuk dâhil koskocaman havzanın neredeyse %90’lık kısmının kapanması.
Uzun süre ocak maaşı alınamaması.
Üretim ve ücret odaklı çok da kolay durumlar değildi.

Zonguldak bu durumu hiç kabullenemedi.
Önce bir şok yaşandı. “Neler oluyor?” dedik.
Sonra tabii ki önümüze iş güvenliği ve sağlığı çıkmıştı.
Devletin kömür üretimi durmuştu.
Hem de devletin yetkili isimleri tarafından bu durdurma yaşanmıştı.
Çalışma Bakanlığının müfettişleri kurumu kapatmıştı.
Stratejik bir konumu olan kurum kapanmıştı.

Kapanma kararları yağmur gibi geliyordu.
Hepimiz şoktaydık.
GMİS ise durumu hemen kavrayamamıştı.
Ne olduğunu herkes gibi anlamaya çalışıyorlardı.
GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil, soğuk terler döküyordu.

Bununla birlikte yoğun bir görüşme trafiğine girilmişti.
Sendika birkaç cephede bu konuda görüşme yoğunluğunu sürdürüyordu.
GMİS Genel Başkanı Yeşil, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay sayesinde Cumhurbaşkanı ile kısa bir görüşme sağlamıştı.
Ergün Başkan yine Zonguldak’ın imdadına yetişmişti.
İftar etkinliğindeki görüşme çok faydalı ve yararlı olmuştu.
Cumhurbaşkanımız tarafından verilen talimatlar en azından kurumlar arası uçurumu kapatmıştı.

Sonuç olarak,
önce Armutçuk, sonra Üzülmez açılmıştı.
Kozlu ve Karadon için ise üretim odaklı çalışma belirsizliğe doğru gidiyordu.
Ocağa girmeyen madenci sayısı ise 4.250 rakamına gerilemişti.

Bu arada kapanma sürecinin başından bugüne TTK Genel Müdürü Muharrem Kiraz, yönetmeliğin değişmesi adına yoğun uğraş sergiledi.
Yönetmelik değişti. Tabii ki süreç çok uzun bir süre oldu.
Bu kadar uzun süre olması mevzuattan kaynaklandı.

Kapanma varken bile KİT Komisyonu Zonguldak’ta toplandı.
Bu arada Zonguldak kurumu adına, kamu madenciliği adına farklı görüşler öne çıkıyordu.
İktidar partisi, TTK için “kapanmayacak, kesinlikle devam edecek” beyanatlarını veriyordu.
Bakanlar peşi sıra Zonguldak’a geliyordu.
Muhalefet ise TTK adına umutsuz konuşuyordu.
“TTK için kapanacak.”
Bu durumlar kapanma adına provalar şeklinde açıklamalar gün ve gün yapılıyordu.

Yedi ay, nereden bakarsanız bakınız, tam 210 gün.
Ve bu arada jeneratörler sipariş edildi. On milyon avro bir maliyet vardı.
Bugüne gelindiğinde ise 8,5 milyon avroya düştüğünü pazarlıkla görüyoruz.
Önemli bir enerji yatırımı yer altına yapılıyor. Yapıldı diyelim.

Bugün Ağustos ayının ilk haftasındayız. Kömür üretimi başladı.
Havza geneli hummalı çalışma var.
2026 yılının son beş ayı çok yoğun bir çalışma gerçekleşecektir.

Bakalım, bugün adına yarım milyon ton kömür üretimi kaybımız var.
Madencilerimizin ocak üretim aylığı 150 bin lira civarında, ikramiyelerle birlikte 170 bin liraya yaklaşan rakamlar var.
Madencilerimizin hakkı tabii ki ödenmez. Aldıkları para helal olsun.

Tabii ki bunlar nakdi. Bir de ilave daha sosyal giderler mevcut. Maliyet çok yüksek.
Yer üstü çalışanlarımızın ise maaş aralığı bir türlü giderilemedi.
Hâlen daha büyük uçurum var. Bu da kanayan yara.
Bunun da giderilmesi için veya en azından kabul edilir rakama getirilmesi sağlanmalı.
“Cek” ve “cak” ile değil, realite ile yol alınmalı.

Tüm bu kapsamda üretimi çok ama çok yapmalıyız.
Tek çare budur. Termik santrallerin kömürünü vermeliyiz.
Demir ve çelik sanayisinin koklaşabilir kömürünü (ERDEMİR ve KARDEMİR) sağlamalıyız.

TTK üretim odaklı büyük düşünmek zorunda. Giderler çok. Gelirler az.
Bunu da minimuma indirmeliyiz.

Bu konuda sadece kömür üretimi değil dedik.
Üretim çeşitliliğini artırmalıyız tezinin içini doldurarak yol alalım.
Tam ve yarı mekanizasyonu havza geneline yayalım.
Günlük üretimi acil odaklı 10.000 tonlara çıkaralım.

Vardiya sistemi getirelim, hafta sonu tatilleri bitsin, yedi gün üretim odaklı çalışalım.
Yine iki gün dönüşümlü izinler olsun.

Her şeyi hazır olan kok fabrikası üretimini canlandıralım.
Merkez Atölyesi adına madencilik sanayisini çeşitlendirerek üretim odaklı hayata geçirelim. Sadece kamu madenciliğinin değil.
Özel sektör ve ülke geneli madenciliğinin de teçhizatlarını üretelim.

Liman lojistiğimizi canlı tutalım.
Demir yolu ağımızı güçlü kılalım.
Gerekirse TTK olarak Ereğli ilçemizdeki limanımızı yeniden canlandıralım.
Hayata geçirelim.

TTK eski güçlü günlerine dönsün, dönmeli.

Bu yıl ve devamında önce üç milyon ton.
Daha sonra beş milyon ton üretimleri sağlayalım. Sağlamalıyız.
Zarar inecek. İnmeli. Sonra yeni istihdamların da önünü açalım.
İşçi alımlarına imza atalım.

Keyfi izinlere son verilsin.
Üretim odaklı yol alalım.
Üretimi engelleyenler olursa onlara da gereken yapılsın.
Hem de pek çok cephede.

TTK bu dönemi en az zararla atlatmalı.
TTK pek çok cephede yenilenmeyi üretim odaklı sürdürmeli.

İnşallah diyelim.

Bazıları “Derya Başkan, rüya görmeyi seviyor.” diyecektir. Desinler.
Yeter ki TTK üretim odaklı çeşitliliğini artırsın.
“Rüya görüyor.” diyenlere de verecek cevabımız vardır.

Şimdilik nokta…