Deniz balıkları avcılığı, denizcilik Sektörü içinde önemli bir yer tutar.
Balık avcılığı, üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin en değerli kültür kaynaklarından olan geleneksel balıkçılığın Parçalarından biridir.
Bu gün, geleneksel balıkçılığımızın son zamanlarda değer kaybetmesinin nedenleri üzerinde duracağız. Geleneksel Balıkçılığımızın değer kaybetmesi deyince, aklımıza hemen bilinçsiz avlanma geliyor. Bilinçsiz avlanmadan‘gereğinden fazla balık tutma’ kast ediliyor.
Aslında önemli maddelerden biridir. Ancak, bunun bilinçsizlikle alakası yoktur.
Balık neslini kurutmaya yönelik trol’le avlanmanın neresi bilinçsiz!
Daha çok para kazanma hırsıyla, bilerek yapılan bir katliam bu.
Deniz Balıkçılığına etki eden faktörlerden biri de Kültür Balıkçılığıdır.
Kültür Balıkçılığı, her mevsim balık tüketmek için başlatılan bir yoldur.
Deniz ve akarsular üzerinde oluşturulan havuz sistemi ile yapılır.
Somon ve alabalık ülkemizde bilinen havuz balıkçığı türleridir.
Deniz Balıkçılığını olumsuz etkileyen faktörlerin en önemlisi, balıkçı barınaklarının işlevlerinin yitirilmesi ile balıkçı barınaklarında yat sayılarının artmasıdır.
Balıkçı barınağı nedir?
Her türlü balıkçı gemilerine hizmet vermek maksadıyla, mendireklerle korunmuş, yeterli havuz ve geri saha ile barınak gemilerine manevra yapabilecekleri su alanı ve derinliğe sahip; yükleme, boşaltma, bağlama, tuvalet, akaryakıt pompası ve çekek yeri bulunan; balıkçı limanı/ barınma yeri/ çekek yeri olarak adlandırılan kıyı yapılarıdır
Bu gün maalesef;  balıkçı barınaklarının çoğu kaderine terk edilmiş durumdadır.
Yine çoğu Belediyelerin iktidar gücü ve tekniği ile ele geçirilmiş, maksat-a matuf kullanmaya çalıştıkları kıyı-kenar çizgisi alanındaki yapılardır.
Zonguldak sahillerindeki balıkçı barınakları (Alaplı, Ereğli, Kozlu, Kilimli ve Filyos)
açısından bakalım;
FİLYOS BALIKÇI BARINAĞI’nda derinlik 0.70 m. olmuştur. Dereden gelen alüvyonlar doldurmuştur. Kayıklar ve Endüstriyel Balıkçılık yapan gemiler girememektedir.
Yıllık kirası yüksek olduğu için, ilgili kooperatif dip temizliği yapamıyor
ALAPLI BALIKÇI BARINAĞI: Liman havuzu ortasında adacık oluştu. Büyük gemiler giremiyor. Trol gemileri, küçük kayıklar ile kıyıdaki araçlarına yükleme yapıyor.
KOZLU BALIKÇI BARINAĞI: Liman mendirek diplerinde derinlik, sekiz kulaçtan üç kulaca düştü. Ek mendirek yapılmasına rağmen, liman doluyor.
Kooperatiften barınağı devralan Belediye, sözlerini yerine getirmedi.
Balıkçı Barınaklarını kullanan ve yöneten kooperatifler, kullanılamayacak hale gelen barınaklardan gelir elde edemediği için, olumsuzluklarla da mücadele edemiyor. Çalışan ancak, yönetimleri Belediyelerin eline geçen limanları ise daha büyük tehlike bekliyor.
Belediyeler, balıkçılığı ve balıkçıları değil; siyasette yandaş kollama ile para kazanmayı ön planda tutuyor. Barınaklar giderek yat limanına dönüşüyor.
Barınaklardaki çekekler ve çevresi/üstü siyasi yandaşlara büfe ve kaffe olarak peşkeş çekiliyor.
Hal bu ki, kıyı kanununa göre, bazı istisnai yapılar hariç, kıyılar yapılaşmaya kapalıdır.(Limanlar, deniz feneri, balıkçı barınakları ve çekekler, bu istisnalar içindedir)
Belediyeler, bu yapıları ‘Balıkçı Barınağı’ statüsünden çıkarmadan kooperatifler elinden alıp, buralarda yeni gelir alanları oluşturmak istemektedir.
Kozlu eski Belediye Başkanı Ali Bektaş bunlardan biridir. ‘Yasalara uygun balıkçı barınağı yapacağım’ sözü ile kooperatiften devir almış, ancak: balıkçıları aldatmış; yasalara aykırı ucube binalar ile hem yasasız iş yapmış hem de balıkçıları mağdur etmiştir.
Bu gün de Balıkçıların mağduriyeti sürmektedir.
Belediye Başkanı Ertan Şahin de, barınakta yetki alanını ağ /tamir atölyeleriyle sınırlı tutup, üzerlerine yandaş büfe/ kaffeler yaratma peşine düşmüştür. Ucube binaların içi, bir şekilde bölünüp ne idüğü belirsiz şekilde kullanılmaktadır. Bazı kapalı alan ve karavanlara kaçak elektrik çekilmiştir.
Bu hoyratça yaklaşıma, ilgili müdürlükler, iktidar parti yetkilileri ve STK’lar ses çıkartamadığı için, balıkçıların mağduriyetleri yanında, geleneksel balıkçılığa darbe /haksızlık ön plana çıkmaktadır.
SONUÇ:
Geleneksel Balıkçılık, her geçen gün yok olmaktadır. Balık katliamı yapanlar, yetkililerin gözlerine baka baka suç işliyorlar. Tüyü bitmemiş yetim hakkı ile yapılan balıkçı limanları ise hoyrat kullanımlar neticesi kum havuzlarına dönmeye başlamıştır. Balıkçı Barınaklarını ellerine geçiren belediyeler, çekek çevrelerini yandaş ticarethanelerine çevirme gayretine girmiştir. Ahlaken ayıp, kanunen yasak olan bu pervasız uygulamalardan bir an önce vazgeçilmeli. Tarım Müdürlüğü yetkilileri, olaya tüyü bitmedik yetim hakkı açısından bakmalıdır.