Goltermann hisse senetlerinin yılın ilk günlerindeki ticareti üzerine çok fazla inceleme yapılmamasını tavsiye ediyor. Ancak ünlü ekonomist borsalardaki düşüşün ‘makul açıklamaları’ olduğunu ve düşüşlerin önümüzdeki yıla dair neleri ima ettiği konusunda düşünmenin de mantıklı olduğunu savunuyor.

Wall Street borsalarının rekor seviyelere ulaşmasına henüz birkaç gün öncesine kadar kesin gözüyle bakılıyordu. Goltermann hisse senetlerinde son birkaç gündür kaydedilen düşüşün üç temel sebebi olduğunu belirtiyor. Ekonomiste göre bu nedenlerden bazıları iyi huylu. Ancak diğerlerininse küresel ekonomi ve piyasalar için ciddi uzun vadeli etkileri olabilir.

1. Büyük borsa getirilerinin ardından gelen kâr satışları

İyi huylu olan sebepten başlamak gerekirse, hisse senetlerinin asla tek bir yönde hareket etmediğini hatırlamak gerekiyor. Ekonomi patladığında ve hisse senetlerinin yükselmesi için tüm koşullar mevcut olduğunda bile borsalarda her zaman düşüşler görülebiliyor.

2023’ün son birkaç ayında hisse senetleri inanılmaz bir ralliyle piyasalardaki gidişatı tersine çevirdi. S&P 500 Endeksi yılın son dokuz haftasını art arda yükselişle kapatarak 34 yılın en uzun yükseliş serisini gerçekleştirdi. Peki endeks yeni yılın başlamasıyla birlikte neden düşüşe geçti?

Goltermann, “İlk ve en basit açıklama, 2023'ün son iki ayında çoğu varlık sınıfında yaşanan şiddetli bir rallinin ardından, bir noktada bir konsolidasyon veya düzeltme döneminin her zaman muhtemel olduğudur” diyor.

Sermaye yönetimi firması Infrastructure’ın Kurucu CEO’su Jay Hatfield da piyasaların konsolidasyon dönemine girdiğini düşünüyor ve yatırımcı psikolojisine ve yeni yılda kâr elde etmenin avantajlarına dikkat çekiyor: “Büyük bir yükseliş yaşadık ve dolaysıyla herkesin bir sürü getirisi var. Yani herkes, ‘Piyasalar zayıf görünüyor neden bazı getirileri cebime atmayayım’ diyor.”

Borsalarda kaydedilen son düşüşlere rağmen Hatfield S&P 500 Endeksi için yıl sonu hedefini 5.500 puan olarak belirledi ve boğa piyasası öngörüsünün kırılmadığını gösterdi. Borsa uzmanına göre son dönemde kaydedilen düşüşler geçen yılki dalgalanmaların ardından yalnızca sıradan bir konsolidasyon dönemini işaret ediyor ve bu düşüş daha kötü şeylerin habercisi niteliğinde değil.

2. Merkez bankalarından gelebilecek ‘daha az olumlu’ beklentiler

Borsalardaki mevcut zayıflığın ardında daha az iyi huylu nedenler de olabilir. Goltermann yatırımcıların FED’in aralık ayında faiz artışlarını sona erdirmesini kutladığını ve bu hafta FED yetkililerinden gelen şahin açıklamalardan etkilenmiş olabileceklerini söyledi. Ünlü ekonomist, “Para politikası yöneticileri faiz indirimlerinin yakın olduğu algısını geri püskürtmeye çalışıyor” dedi ve Richmond FED Başkanı Thomas Barkin’in son açıklamalarına işaret etti.

Barkin çarşamba günü yaptığı açıklamada şu an için ‘yumuşak inişin’ muhtemel olduğunu ancak enflasyon bir sorun olmaya devam ederse önümüzdeki aylarda yeni faiz artışlarının gelebileceğini söyledi. Goltermann, “Belki de bu mesaj biraz soğuk duş etkisi yaratmış olabilir” dedi ve bu yıl yatırımcıların beklediğinden daha az faiz indirimi olması halinde borsalarda baskı oluşabileceğini sözlerine ekledi.

Yine de Capital Economics'e göre FED’in faiz oranlarını artıracağı fikri "son derece mantıksız". Goltermann, "FED’in ve diğer büyük merkez bankalarının çoğunun çok geçmeden politika faizlerini düşürmeye başlayacağını düşünüyoruz" diye yazdı.

Çarşamba günü yayınlanan Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantı tutanakları, FED yetkililerinin enflasyonu kontrol altına almada önemli ilerleme kaydettiklerine inandıklarını gösteriyor. FED yetkililerinin faiz oranlarını düşürmeyi bekledikleri, ancak bu faiz indirimlerinin zamanlaması ve derinliği konusunda hâlâ anlaşamadıkları görülüyor. Tutanaklarda, politika faizinin geleceği etrafında "alışılmadık derecede yüksek derecede belirsizlik" olduğu ve bunun bazı yatırımcıları hâlâ endişelendirdiği belirtildi.

Jefferies Kıdemli Ekonomisti Thomas Simons’un çarşamba günü paylaştığı yatırımcı notuna göre FOMC tutanaklarında kullanılan ifadeler FED Başkanı Jerome Powell’ın aralık ayındaki basın toplantısından ‘biraz daha şahin’. Simons tutanaklarda ‘güvercin’ ifadelerden kaçınmak için kullanılan dilin çarpıtıldığına da dikkat çekildi.

Bakandan kredi kartı açıklaması! Bakandan kredi kartı açıklaması!

3. Kızıldeniz ticaret yolunun sekteye uğraması sonucu enflasyon endişeleri

İsrail’in Gazze üzerindeki bombardımanı devam ederken Orta Doğu’daki gerilim de yüksek kalmaya devam ediyor. Husi güçleri küresel tedarik zincirleri için kritik bir kavşak olan Kızıldeniz'deki kargo gemilerine saldırdı. Küresel nakliye trafiğinin yaklaşık %15’lik kısmı her yıl Kızıldeniz’den geçiyor ve yarı iletkenlerden tahıllara kadar neredeyse her şeyin taşındığı konteyner gemileri ve petrol tankerleri bu geçiş yolunu kullanıyor.

Geçtiğimiz hafta sonu gerginliğin artmasının arından ABD donanması helikopterleri bir nakliye gemisine düzenlenen saldırının ardından üç Husi teknesini imha etti. İran’sa bir savaş gemisini bölgede konuşlandırdı.

Maersk ve Mediterranean Shipping Co. (MSC) dahil olmak üzere denizcilik devleri, Kızıldeniz'deki operasyonlarını da askıya aldı. Birçok konteyner gemisini Batı'ya kargo teslim etmek için Güney Afrika'yı dolaşmak zorunda kaldı. Kızıldeniz krizinden kaynaklanan nakliye maliyetlerindeki artışın ve tedarik zinciri sorunlarının enflasyonda yeni bir artışa sebep olacağı endişesi artıyor. Goltermann’sa bunun yakın bir ihtimal olmadığını söyledi. Ekonomiste göre asıl risk İsrail-Hamas savaşının daha geniş çaplı bölgesel bir çatışmaya dönüşmesi.

Goltermann, “Böyle bir gelişme para politikasının gevşetilmesi zamanlamasını engelleyecek derecede enerji fiyatlarını artırabilir, küresel ekonomik görünüm üzerinde ciddi etkiler yaratabilir ve çoğu varlık fiyatı için olumsuz sonuçlar doğabilir” dedi.

Orta Doğu'da artan gerilimlere rağmen, petrol üreten ülkeler arasındaki çatışmanın daha da tırmanması Goltermann için büyük bir endişe kaynağı değil. Ve bu yıl tahmin edilenden daha yüksek faiz oranları tehdidi de hisse senetleri için yükseliş görünümünü değiştirmeye yetmiyor.

Goltermann, “Genel olarak büyük resmin hem tahviller hem de tahviller için yapıcı olmaya devam ettiğini düşünüyoruz. Kısa vadede daha fazla türbülans muhtemel olabilir. Ancak daha az kısıtlayıcı para politikasına geçişin 2024’ün baskın teması olacağını düşünüyoruz” dedi.