Genç polis memuru Samet Özdemir son yolculuğuna uğurlandı
Genç polis memuru Samet Özdemir son yolculuğuna uğurlandı
İçeriği Görüntüle

İşte o yazı: Elmasın ve kömürün karbon (C) elementinden oluştuğu bilinmektedir. Ülkemizde en yüksek kalorili enerji veren, en çok metan üreten olgun kömürler de Kuzeybatı Anadolu Taşkömürü Havzasında bulunduğuna göre, bu kömürlerden derin kotlarda olanlar jeolojik süreçte daha çok ısı ve basınç altında kalarak elmasa dönüşürler mi? sorusu meslek hayatım boyunca en sık karşılaştığım sorulardandır.
Bu soruya kısa bir cevap vermem gerekirse maalesef hayır, taşkömürleri ve diğer kömürler jeolojik süreç içinde elmasa dönüşmezler. Neden dönüşemediklerine gelince bunun birkaç nedenini sayabiliriz.
İlk neden her iki karbonun kökeninin ve yaşının farklı olmasıdır. Dünyada üretilen en yaşlı kömürler Karbonifer dönemi kömürleridir ve ülkemizde sadece Zonguldak’ın da içinde bulunduğu Kuzeybatı Anadolu Taşkömürü Havzasında üretilmektedirler. Zonguldak’ın da içinde bulunduğu havzada üretilen kömürler Üst Karbonifer (323 milyon yıl ile 299 milyon yıl arası) döneminde yaşayan bitkiler tarafından oluşturulmuşlardır. Bu açıklamadan da anlaşılacağı gibi kömürleri oluşturan karbon organik kökenlidir. Elmasları oluşturan karbon ise, dünyanın mantosunda bulunan tamamen inorganik olan saf karbondur. Elmas, daha dünyada biyolojik yaşam başlamadan önceki dönemde mantoda bulunan saf karbonun kristalleşmesiyle oluşur.
İkinci neden de elmas ile kömürün oluştukları yer arasındaki derinlik farkıdır. Kömürler yer kabuğunun nispeten yüzeye yakın derinliklerinde oluşurken elmaslar yer kabuğunun çok daha alt derinliklerinde (yaklaşık 150-200 km) oluşurlar. Elmaslar mantonun bu kısmında kömürü oluşumuna göre kıyaslanamayacak derecede aşırı yüksek ısı ve basınç altında kalarak oluşurlar.
Bir diğer neden de her iki karbon arasında kimyasal saflık açısından fark bulunmasıdır. Kömürler sadece saf karbondan oluşmaz yanı sıra; hidrojen, oksijen, azot, kükürt ve kül gibi yakıldığında çevreye zarar veren kirleticiler de barındırırlar. Jeolojik süreçte kömür olgunlaştıkça linyit, taşkömürü ve antrasite dönüşerek karbon oranı artsa bile asla elmasa dönüşemez. Çünkü elmas, atomları kusursuz bir 3 boyutlu kristal kafes yapısıyla dizildiğinden %99.9 oranında saf karbondan oluşurlar.
O zaman da şu soru akla geliyor. Bu kadar derilerde oluşan elmaslar yeryüzüne nasıl ulaşıyorlar?
Yerin derinliklerindeki elmaslar yeryüzüne yüksek gaz basıncı nedeniyle roket hızında (bazı tahminlere göre ses hızına yakın) çok nadir görülen şiddetli volkanik patlamalarla ulaşırlar. Elmasın basınç değişikliğinden etkilenmeden yeryüzüne ulaşması için bu yüksek hız kritik bir önem taşır. Çünkü yükseliş yavaş olursa elmaslar değişen basınç nedeniyle yolda grafite (kömür benzeri bir yapıya) dönüşürler.
Şiddetli patlamayla yüzeye yakın derinliklere ulaşan elmaslar, yukarı doğru daralan, kimberlit bacası denilen havuç şeklinde dikey kanallara saçılırlar. Günümüzde işletilen elmas madenlerinin çok büyük bir kısmı bu bacaların kazılmasıyla işletilmektedirler. Yanı sıra yüzeye ulaşan kimberlit kayaçlarının zamanla yağmur, rüzgâr ve akarsular tarafından aşındırılmasıyla içindeki elmaslar serbest kalarak nehir yataklarına, derelere ve deniz kıyılarına taşınırlar. Tarihsel süreçte bulunan birçok elmas, jeoloji literatüründe plaser yatak olarak tanımlanan söz konusu alüvyal (akarsu) yataklarında keşfedilmişlerdir.

Muhabir: HABER MERKEZİ