Delinin biri kuyuya bir taş atmış…
Kırk akıllı çıkaramamış…
Demir Medya, dün durup dururken pimi çekilmiş bir el bombasını sokağa bırakıp kaçtı…
İşte o haber…
Flaş… Flaş… Flaş… ‘Gazete Patronunun son çırpınışları! İhbarcı muhbir, bunlar daha iyi günler!’
Yorum-haber tarzında yapılan haberde isim cisim yok…
Kim üstüne alınırsa…
Gün içinde gelen okur telefonlarına yanıt vermeyle başa çıkamayınca çareyi gazetemizin internet sitesi üzerinden kamuoyuna zorunlu bir açıklama yaparak Yeni Adım’da çıkan haberle ilgimiz olmadığını açıkladık…
Öyle ya adam “patron” yazmış… Daha en baştan haberin bize yazıldığı ihtimali ortadan kalkıyor… Patronluk kim biz kim arkadaş… Ayrıca Demir Medya’nın haberinde beni ya da Halkın Sesi’ni anımsatan tek bir ifade yoktu… Peki, Kömürcü Erdoğan Demir’in gazetesi kimi kastetmişti?
Bir süredir memleketimiz mebuslarından Hüseyin Özbakır ve başyaverleri hakkında yaptığı haberlerle gündemden düşmeyen Pusula Gazetesi’nin başmuharriri çok muhterem Ali Rıza Tığ efendi, gazetesinin son neşriyatında arz buyurduğu beyanında Özbakır beyefendinin, el çabukluğunda Zati Sungur’u aratmayan Erdoğan Efendi ile yakınlaşmasını eleştirmiş, Demir Medya’nın başmuharriri Singe Hanıma hamanda kadınların nasıl bayıldığı sorarak zehri zerkeylemişti…
İşin içine hamam tası, kurna, zurna girince Uzun Mehmet’ten azca kısa, kısadan Mehmet’ten bi lama uzun kömürcü Erdoğan efendinin matbuatı vermiş veriştirmiş zılgıtı yıldırım baskısında…
O neler neler…“Bankalara 1 Milyondan fazla kredi borcu olduğu öğrenilen bir ‘Gazete Patronu’ bu borçları ödeyebilmek için mi sağa sola saldırmaktadır?” ifadeleriyle başlayan, “Her hangi bir kredi taksitini ödeyememe durumunda, düştüğünde batma durumuna gelecek olan bu ‘Gazete Patronu’na kredi açan bankalar arasında kamu bankaları var mıdır? Bu ‘Gazete Patronu’na kefil olan iş adamları var mıdır?” ifadeleriyle devam eden bahsi geçen gazetenin yeni bir kredi almaması için yazılan yazı aslında adrese teslim yazılmış…
Tam da ortalık durulmuşken, oda ne? Halkın Sesi’nin zorunlu açıklamasından sonra Pusula Gazetesi internet sitesinde bir haber… “O haberin Pusula Gazetesi’yle ilgisi yok”
Haydaaa, ne işin var çayda!
İyi de ben ve Halkın Sesi’nin bankalara 1 milyonun üzerinde kredi borcu olması, Afganistan’ın Amerika’ya insani yardım yapması gibi bir şey!
Bu şehirde yaşayan herkes çok iyi bilir ki, bankalar Halkın Sesi’ne değil 1 milyon kredi, kumbara bile vermez! Ayrıca Pusula’daki köşesinde Demir ve Özbakır’ın yakınlaşmasını sorgulayan Ali Rıza Tığ’ın yazdıklarının mürekkebi kurumadan Yeni Adım’da çıkan “yorum-haber” tesadüf olamaz!
Halkın Sesi, Tığ’ın iddia ettiği gibi Yasin Hamzaçebi ile hiçbir şekilde satış pazarlığı yapmamıştır… Halkın Sesi ya batar ya çıkar… Ama satılmaz… Kapıya kilit vurur! Hamzaçebi’nin Ereğli’de yayımlanan Gündem Gazetesi’yle kısmen anlaştığı yine Pusula Gazetesi’nde haber yapılmıştır.
Ama işin en ilginç tarafı ise Ali Rıza Tığ’ın, Demir Ailesi ile hiçbir problemi olmadığını söylerken, “Üstelik, yaptığımız görüşmede, Demir ailesi de internet sitesinde yayınlanan haberin Pusula Yayın Grubu ve Ali Rıza Tığ ile ilgisi olmadığını belirtmiştir.” demesiydi…
Vallahi tam bir Ali Cengiz oyunuyla karşı karşıyasınız?
Yazan inkar ediyor, yazılan inkar ediyor…
Anladığım kadarıyla Tığ, kredi başvurusunun kabul edilmeyeceğinden korkuyor!
Sanki, kredi başvurusunun kabul edilmesi için “Nasrettin Hoca”dan icazet alıp banka müdürüyle dün ÖZsüt’te yemek yiyen Ali Rıza efendi değildi de bendim…
Kulakları çınlasın annem olayın suçlusu bulunamayınca iftira atılan için derdi…
Kim yaptı garip!
Sahi siz ne anladınız bu işten?
Sizce o patron kim?