Zonguldak’ın da canavarı var.

Maden Canavarı.

Geçmişten günümüze madenciler tarafından anlatılan bu canavar, zencidir.(Her ne kadar Arap olarak dillendirilse de, aslında madencilerin bahsettiği zencidir. (Bölgemizde zencilere , arap denirdi) Bunun nedeni kömür ile alakalı tabi. Madende sarı renkli canavar görecekleri yok.

Bu simsiyah kömür renkli yaratık, genelde işçinin yalnız başına kaldığında ”birden” ortaya çıkar ve madenciye şu soruyu sorarmış; “bu maden ocağı kimin ? “. Eğer madenci bu soruya maden ocağının sahibinin ismini söylerse, tokatı yiyormuş. O yüzden bu canavarı gören madenciler birbirine tembih ederek , bu sorunun cevabına “ bu maden senin” denmesini önerilir imiş.. Çünkü canavar kendini ocağın sahibi olarak görüyormuş.

Bir çeşit koruyucusu ...

Zonguldak’ın ilk gazeteci ve araştırmacısı Ahmet Naim Çalındır bir yazısında ; işçilerle konuşmasında, bu canavarı gördüğünü söyleyen işçilerin olduğunu yazmış. Bir başka kaynağa göre ise; işçilerin bazen kendi kendine çalışan kazma kürekler gördüğünü belirtiyor.

Bir başka kaynakta ise; bu efsaneye göre , eğer bu canavarı gören bir işçi bu olayı arkadaşına anlatırsa, canavar onu ölüm cezası ile cezalandırıyormuş.

Bu maden canavarı istediği zaman grizu patlaması yaratıyor, istediği zaman ise madencilerin daha çok kömür çıkartmasına yardımcı oluyormuş. Yani bir çeşit cezalandırma veya ödüllendirmeye dayandırılıyor.

Bazı madenciler bu yaratık ile beraber kazma ,kürek salladığını iddia etmişler.

Tabi bu bir efsane. Efsaneler ,insanların kulaktan kulağa anlatıları ve her seferinde abarttıkları hikayelere denir.

“Maden Canavarı” hikayesi de böyle bir efsane. Kimi inanır, kimi inanmaz.

Adı üstünde, efsane işte.

Uzmanlar der ki ; karanlıkta bir noktaya sürekli baktığınızda , orada bir şekil görmeye başlarsınız. Mesela; gece zifiri karanlıkta pencereye çıktınız, bahçeye bakıyorsunuz. Karanlığın esrarengizliği ile içinizdeki korku birleşiyor ve bir hayalet görmeye başlaya biliyorsunuz. Oysaki; sabah baktığınızda o beyaz kıyafetli canavar , bahçede asılan çamaşırlarmış. Karanlıkta göz yanılması daha fazladır. Bu aslında Optik ilizyon olduğu vurgulanır. Bilimsel olarak "gözün topladığı ve işlenen veriler ile uyaran kaynağının fiziksel ölçümünün uyuşmaması“ olarak tanımlanıyor.

Göz ile beyin algısı, aydınlıktan karanlığa, karanlıktan aydınlığa ani geçişlerde insana bazı uyuşmazlıklar yaşatabiliyor.

Ama bu hikayede işçilerin anladıklarında temas var. Maden Canavarı , genelde arkadan yaklaşıyor ve kafaya şaplak atıyormuş.

Maden ocaklarında işçiler yerin 7 kat altına iniyor. Üstelik bazı durumlarda belirli mesafeyi yalnız başına geçmek zorunda kalıyor. Özelikle eski zamanlarda aydınlatmanın yağlarla yapıldığı düşünülürse , düşük ışıkta , içindeki korku da eklenince yanılsamalar meydana gelmesi normal.

Ya da arkadaş şakaları.

Şimdi burada efsanenin gerçekçiliğini sorgulamayalım.

“Maden Canavarı, bizim canavarımız” diye slogan da atmayalım

Korkmaya gerek yok. Bu canavar, madenden dışarı çıkamıyormuş.

Bir lanetten dolayı , madenlere hapsolmuş.

Çıkar mı ?

EREN ENERJİ BÜYÜYOR, ZONGULDAK KÜÇÜLÜYOR EREN ENERJİ BÜYÜYOR, ZONGULDAK KÜÇÜLÜYOR

Çıkmaz ya !

Hayati Yılmaz ile

Zonguldak Tarih