YALAN BEYANLAR VERİLDİ 

Okulun müdür yardımcısı E.U’nun birisi savcılık ikisi CİMER şikayeti olmak üzere toplamda üç adet farklı yalan beyanı bulunduğunu bununla birlikte sosyal hizmetlerde de üç adet yalan beyanı olduğuna dikkat çeken anne H.C., “Adalet istiyorum” diyerek yetkilileri göreve davet etti.

Gülhanım Temel hayatını kaybetti Gülhanım Temel hayatını kaybetti


GÖRGÜ TANIĞI TEHDİT EDİLDİ 

Okulun müdür yardımcısı E.U’nun, olaylara tanık olan görgü tanığının eşini arayıp, “eşin şikayetini geri almazsa sana tazminat davası açarım” diyerek tehdit ettiğini iddia eden anne H.C., sözlerime şöyle devam etti; 

ADALETE GÜVENİYORUM

“Çocuğum ilkokula yeni başlamıştı, ilk başlarda uyum sorunu yaşamıştı. Okul yönetimi çocuğumu hiçbir şekilde istemedi. Çocuğum okula başladığında birinci dönem öğretmeni tarafından geçersiz tutanaklar tutulmuş. Daha sonrasında öğretmen çocuğuma çok şiddetli bir şekilde sesini yükselterek bağırdı. Ben okul bahçesinden sesini duyarak içeriye koştum. İçeriye girdiğimde çocuğum korkudan dışarıya kaçmaya çalışıyordu. Duruma şahit olan müdür yardımcısı ben öğretmenle konuşarak konuyu halledeceğim demişti. Okul müdürü ücretsiz personel çalıştırıyor ve bu personeline çocuğumu sürükleyerek dışarıya attırdı. Bu süreçte okulda bulunan güvenlik kamera görüntüleri konusunu ön plana çıkardım. Ancak bana görüntülerin okula ait olduğunu ve hiçbir şekilde dışarıya verilmesine izin olmayacağını ve yokedilceğini iddia edildi. Velilere ne anlatıldıysa kendileri de çocuğumu okulda eğitim görmesini istemediler. Okul yönetimi de haliyle farklı tutanaklar hazırladı. Konu ilçe milli eğitim Müdürlüğü’ne yansıyınca araştırılmadan Aile ve Sosyal politikalara haber veriliyor. Sosyal hizmetler tarafından yaşanan olay araştırılmaya başlandı. Bu süreçte öğretmenin ifadesi alınarak ifadede yanlış bilgiler olduğuna rastladık. Çocuğumun yapmadığı bir şeyle suçlanması ve bu konuda mağdur duruma düştüğümüz ayan beyan ortadadır.  Bu süreçte çocuğuma hiperaktif tanısı konulmuştur ve eğitimine devam edeceği bilgisini biz öğrenmiştik. Buna rağmen sosyal hizmetlerden gelen yetkili bana ulaşarak çocuğuma resmen spastik cümlesi kullanarak hakarette bulundu. Gelen yetkiliye çocuğuma kullandığı kelimeden dolayı ben de nasıl böyle konuşursun diyerek sert çıkıştı. Daha sonra kendisi yanımdan ayrıldı. İlk dönemin karne zamanı yeniden bana ulaşarak çocuğumla konuşmak istediğini söyledi. Ben de bir anne olarak önce benimle konuşmasını talep ettim. Ardından bana çocuğunuzu elinizden alırım şeklinde tehdit vari cümleler kurdu.  Bu süreçten sonra konu Aile Mahkemesi’ne taşındı. Bu süreçte çocuğuma sert çakışan öğretmen tayinini isteyerek okuldan ayrıldı. Daha sonra okula yeni gelen yeni kadın öğretmen de konuları hakim olmuş ki aynı sertlikle bize eski öğretmenin yapmış olduğu muameleyi yapmaya devam etti. Okuldaki etkinlikler sırasında maalesef ki çocuğum yine yeni öğretmen tarafından spastik olarak hakarete uğramaya devam etti. Hakaretlerin ardından bir anne olarak çocuğumu savunmak için karakola giderek öğretmenden şikayetçi oldum. Daha sonra öğrendim ki öğretmen de bizden şikayetçi olmuş. Ancak atılmayan iftira kalmamış. Konu mahkemeye taşınınca takipsizlik kararı çıktı. Ancak bana önce 15 sonrasında üç ay okula girmeme anlamında uzaklaştırma kararı verildi. Yaşanan olayların ardından hakkimizi savunmak için adalet istedik. Ancak bu süreç ilerlerken ne hikmetse mahkemeden geri geri döndü. Dosyalar üzeri kapatılmaya çalışıldı. Benim anladığım ise öğretmenin arkası sağlam ki bu konu takipsizlik alıyor. Sonra bu öğretmenin Zonguldak diyanet sen başkanının gelini olduğunu öğrendik. Biz bu sürecin yakından takibe alınarak adaletin bir an önce tecelli etmesini istiyoruz. Adalete güveniyorum. Gerçekler er ya da geç ortaya çıkacak” diye konuştu. 

Kaynak: Haber Merkezi