Bunu da çaldılar! Bunu da çaldılar!

TEMA Vakfı Zonguldak Kurucusu ve CHP’li Belediye Meclisi Üyesi Berran Aydan ile mağaracı Engin Zaman arasında yaşanan diyalog sosyal medyada patlama yaptı. 
Gazeteci Berran Aydan, Engin Zaman ile olan diyaloğunu şöyle kaleme aldı.  
“Bu akşam üzeri, pazar günü yani, Ankara'dan Zonguldak'a dönüyoruz. Sapça civarında iken telefonum çalıyor.  Arayan mağaracı ve doğasever Engin Zaman.
Son derece telaşlı bir sesle;
Abla neredesin?
Yoldayım, Ankara'dan dönüyorum.
Tamam da, yolun neresindesin?
Sapça tüneline gireceğiz biraz sonra. Ne oldu ki? 
Abla porsuk ağacını kesmişler...  
Nee, Alaplı'dakini mi? Nasıl olur?
Yok, Gökgöl'ün oradakini kesmişler.
Niye ki, nasıl keserler?
Dere ıslah çalışması için kesmişler. Tesadüf gördüm. Abla ben buradayım, Gökgöl civarındayım, ağaçların orada.. Kimseye ulaşamıyorum. Çabuk gel..
15-20 dk sonra Engin'i buluyoruz. Ankara yönünden Zonguldak'a doğru, Gökgöl Mağarası'na gelmeden solda ya da Gökgöl'den Ankara yönüne 15 dk falan sonra sağda , yolun alt tarafında, Gökgöl Deresi kenarındaki yamaçta yeni kesilmiş bir ağaç gövdesi dikkat çekiyor. Gövdesini de ikiye bölüp aşağıya dere kenarına yuvarlamışlar. Yapraklı dallar etrafa saçılmış..    
Engin öfke ve üzüntü içinde telefona sarılmış, yetkililere ulaşmaya çalışıyor, Pazar günü olduğu için kimse açmıyor.   Çok sinirli, küfür kıyamet gidiyor. 
Jandarma Doğa Koruma Timi'ni arıyorum, 112'ye yönlendiriyorlar. 112'deki görevliye detaylı şekilde konumu aktarıyor ve olayı ihbar ediyorum. Notlarını alıyorlar.  Arabada annem beklediği için oradan ayrılıyorum. 
Evime girmeden Orman Bölge Müdürlüğü Danışma kulübesine gidiyorum. Güvenlik dışında tesadüfen bir kaç genç mühendis bahçedeler, çocuklarını dolaştırıyorlar. Can havliyle onlarla konuşuyorum, çektiğim fotoğrafları gösteriyorum. Onlar da üzülüyorlar ve nöbetçi şube müdürünü arıyorlar. Şube müdürü ihbarın 112 tarafından kendisine aktarıldığını, şikayetin resmi olarak ulaştığını ve oraya ekip yönlendirdiği söylüyor. Çok üzgün ve öfkeliyim ama kesilen ağacın hemen arkasında 800, 900 küsur yaşlarında olan diğer porsuk ağaçlarını kurtarabilmek adına ve sistemin böylesine hızlı işlemesinden dolayı bir parçacık rahatlıyorum.
Bir süre sonra, olay yerine Orman Bölge Müdürlüğü'nün gönderdiği iki kişiden biri beni arayarak bilgi veriyor. Çalışmanın durdurulduğunu ve tutanak düzenledikleri bilgisini veriyor.
Zaten Engin orada, iş makinasının başında nöbette idi. İşçileri de bağıra çağıra uzaklaştırmıştı. Pazar günü çalışan ekip DSİ'nin mi, yoksa ihale ile iş verilen bir müteahhitin mi, bilmiyorum.   
Bildiğim şu ki, bilinçsizce kesilen 1180 yaşındaki PORSUK ağacı ve o civardaki 800, 900 küsur yaşlarında oldukları Bartın Üniversitesi Orman Fakültesi'nden Prof. Dr. Barbaros Yaman tarafından çalışılarak kayıt altına alınmış Porsuk ağaçları çok çok özel. Koruma altına alınmalı ve hatta yanlarına yaklaşmak belki etrafları çitle çevrilerek engellenmeliydi.
Ayrıca, ihale ile bu işler firmalara verilirken, yapılan sözleşmeye ağaçlarla ilgili uyarıcı maddeler konamaz mıydı?    
Bugün yaşadığımız bu olay bana, 20 yıl önceki bir konuşmayı anımsattı:
OGM işbirliği ile yaptığımız bir fidan dikim çalışmasından dönerken, şimdi emekli olan orman mühendisi Cengiz Çetintaş tam Gökgöl'e yaklaşırken araçtan doğru dere kenarındaki ağaçları biz TEMA'cılara göstererek şöyle demişti:
Biliyor musunuz, şu gördüğünüz porsuk ağaçları çok özeldir. Porsuk ağacının üremesi için tohumun toprağa düşmesi yetmez. Karga gelip tohumunu yer, kursağında bekletir, dışkısıyla birlikte toprağa bırakırsa ağaç üreyebilir.
Çok ilginç gelmişti bana bu bilgi.
Ayrıca, dünyada deniz seviyesinde bulunan porsuk ağacı sayısı çok azmış, genelde denizden 750- 1000 mt yükseklikte yaşarmış bu ağaçlar.  
1180 yaşına kadar yaşayabilmiş bir anıt ağacı koruyamadık, öldürdük..   
Kalan diğer porsuk ağaçlarının korunması için elimden geleni yapacağım.   
Sayfamda bulunan orman Mühendisleri bilgilerini ekleyebilirlerse veya yanlışım varsa düzeltirlerse sevinirim.
Haber Merkezi

Editör: Eren Aşkar