Birçok akademisyenin de bildiri sunduğu zirvede, Zonguldak’a pozitif ayrımcılık yapılarak adil geçiş için oluşturulan uluslararası fonlarla ülkenin kaynaklarından ayrıcalıklı olarak yararlandırılması gerektiği dile getirildi.
Zonguldak 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya’da yapılacak COP 31 öncesi önemli bir zirveye ev sahipliği yaptı. “Karbon azaltımı”, Kömürden çıkış”, “Adil geçiş” gibi Zonguldak’ın geleceğini çok yakından ilgilendiren küresel ölçekli kararların alınacağı zirve öncesinde “Zonguldak İçin Adalet” çağrısıyla, TMMOB Maden Mühendisleri Odası lokalinde, “Zonguldak İklim Zirvesi” gerçekleştirildi.
Bartın, Ereğli, Çaycuma ve Devrek’ten de katılım olan zirveye Yeni Parti Zonguldak İl Başkanı Devrim Dural, Saadet Partisi İl Başkanı Burak Erol, Yeşil Sol Parti Zonguldak Eş Sözcüsü Ali Topaloğlu, EMEP İl Başkanı Ateş Türeli, Zafer Partisi İl Başkanı Oğuzhan Turhan, Yeni Parti Merkez İlçe Başkanı Nazmi Özden, MHP Merkez İlçe Başkanı Gündüz Torlak, Yeni Parti Kadın Kolları Başkanı Nazan Pulat, Zonguldak Eczacılar Odası Başkanı Esra Geyikli, Genel Maden İşçileri Sendikası Genel Sekreteri Yener Arslanbuğa, ADD Zonguldak Şube Başkanı Zeynep Yüksel Ünal, TEMA İl Temsilcisi Yusuf İkram Tuna, Zonguldak Demokrasi Platformu Sözcüsü Erdoğan Kaymakçı, ZOKEV Yönetim Kurulu Başkanı Üzeyir Karahasanoğlu ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle çevre gönülleri de yer aldı.
YILMAZ: ZONGULDAK İÇİN POZİTİF AYRIMCILIK İSTİYORUZ
Zirvenin açılış konuşmasını Batı Karadeniz Çevre Gönüllüleri Platformu Sözcüsü Çetin Yılmaz yaptı. Yaşadığı ekolojik sorunların ekolojik kırım noktasına yükselen Zonguldak’ın 200 yıldır ülke ekonomisini ayakta tutmak için büyük bedeller ödediğini söyleyen Yılmaz, Zonguldak için adalet istediklerini söyledi. Uygulanan neoliberal politikalarla maden ocaklarının hızlı bir şekilde daraltılmasıyla büyük işsizlik sorunu yaşanan kentte peş peşe kurulan termik santraller ve demir çelik tesislerinde milyonlarca ton ithal kömür yakıldığını söyleyen Yılmaz, Zonguldak’ın kömür üreten değil kömür tüketen bir yer haline dönüştüğünü de dile getirdi. Büyük sağlık sorunları yaşanan Zonguldak’ın en değerli orman alanlarının, sulak alanların hatta mezarlıkların bile maden arama sahası olarak ilen edildiğini söyleyen Yılmaz, sürdürülebilir bir kent ekonomisi için pozitif ayrımcılık istediklerini, bunun da hakları olduğunu dile getirdi.
KOCABAŞ: DEMİR ÇELİKTE BİYOKÜTLE İLE YEŞİL DÖNÜŞÜM SAĞLANABİLİR
Zirvede ilk sunumu BEÜ Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğ. Üyesi Sefa Kocabaş, yaptı. Kocabaş, 3 bin MW üzerinde kurulu güce sahip termik santraller ve demir çelik tesisleriyle önemli çevre sorunları yaşanan kentten yoğun işsizlik nedeniyle göç verildiğini, ekonominin de ona bağlı olarak daraldığını ifade etti. 2050 yılına kadar net sıfır sera gazı emisyonuna ulaşarak dünyada ilk "iklim-nötr" kıta olma iddiasında olan AB’nin Avrupa Yeşil Mutabakatını ilan ettiğini söyleyen Dr. Kocabaş, bu mutabakatın bir aracı olan Sınırda Karbon Denetimi Mekanizmasının demir-çelik, çimento ve toprak ürünleri sektörlerinde uygulamaya başlandığını da ifade etti. Burada oluşacak karbon vergisi nedeniyle bu sektörlerin büyük sıkıntı yaşayacağını söyleyen Kocabaş, Batı Karadeniz bölgesinin, zengin orman varlığına sahip olduğunu, buradan elde edilecek biyokütle enerjisi ile demir çelik sektöründe yeşil bir dönüşümün sağlanabileceğini söyledi.
KOCABAŞ: ENDÜSTRİYEL KENEVİR KATKILI ÇİMENTO YAPILABİLİR
Zonguldak Kömür Havzası’nda üretim ve istihdam sayılarının kömürden çıkıldığını gösterdiğini söyleyen Kocabaş, kentteki madencilik hafızasıyla yeraltı kültürünün de yok olmak üzere olduğunu dile getirdi. Bölgenin potansiyelinden de söz eden Dr. Kocabaş, burada yetiştirilecek endüstriyel kenevirin katkısıyla yeşil çimento yapılabileceğini, bu yolla pek çok temiz sanayi kolu yaratabileceğini ifade etti. 300 ila 650 metre derinlikteki kömür ocaklarında ısınan yeraltı sularının jeotermal ısıtma şebekelerine dönüştürülebileceğini de söyleyen Kocabaş, Amasra’dan Akçakoca’ya uzanan kıyı bandının ciddi bir rüzgar enerjisi potansiyeli barındırdığını da söyledi. İklim değişikliğiyle mücadelede bireyler kadar kurumlar ve yerel yönetimlerin de harekete geçmesi gerektiğini söyleyen Dr. Kocabaş, tüketim alışkanlıklarının değişmesi gerektiğine de işaret ederek izlenmesi gerekenin yeşil yol olduğunu söyledi.
OKUMUŞOĞLU: İKLİM KRİZİN YALNIZCA ÇEVRE SORUNU DEĞİL, TEMEL BİR İNSAN HAKLARI İHLALİDİR
Zirvede hukuki boyut, iklim hakları ve Zonguldak'ın somut talepleri üzerine konuşan Zonguldak barosu avukatlarından Yakup Okumuşoğlu iklim krizinin yalnızca bir çevre sorunu değil, aynı zamanda temel insan hakları ve adalet meselesi olduğunu vurguladı. Ortaya çıkan kirliliğin çok büyük bir sağlık sorunu oluşturduğunu da dile getiren Okumuşoğlu 2022 yılında yapılan bir çalışmaya göre Zonguldak'taki dört kömürlü termik santralin yol açtığı hava kirliliğiyle, 1989–2020 döneminde, 132 milyar liralık bir sağlık maliyeti oluşturduğunu, binlerce erken ölüm ve çocuklarda bronşit vakasına yol açtığını belirtti. Almanya, İsviçre, Hollanda gibi ülkelerde yurttaşların devletin gerekli önlemleri almayarak iklim krizine yol açtığı ve sağlıklı yaşam haklarının ellerinden aldığı gerekçesiyle açtığı davalarda önemli kazanımlar elde ettiğini, bunun da yetersiz iklim önlemlerinin hak ihlali yarattığını tescillediğini de dile getirdi.
OKUMUŞOĞLU: ZONGULDAK DÖNÜŞÜM SÜRECİNDE ÖZEL BİR DESTEK VE ÖNCELİK TALEP ETMELİ
Zonguldak’ın sıradan bir sanayi kenti değil, Türkiye'nin sanayileşme tarihinde özel bir yeri olan ve bedel ödeyen bir kent olduğunu söyleyen Okumuşoğlu, bu nedenle dönüşüm sürecinde de özel bir destek ve öncelik talep etmesi gerektiğini de dile getirdi. Devletin bir an önce Zonguldak'a özgü, takvimi ve kaynakları belirlenmiş bir “Adil Dönüşüm Programı” hazırlaması gerektiğini ifade eden Av. Okumuşoğlu, bunun altı ayağını şu şekilde açıkladı: Birincisi hangi tesisin hangi şartlarda dönüşeceğini, hangi üretim alanlarının geliştirileceğini önceden belirleyen bir geçiş takvimi. İkincisi, işini kaybetme riski bulunan insanlar için gelir güvencesi, mesleki eğitim, yeniden istihdam ve emeklilik gibi seçenekler. Üçüncüsü, havası, suyu ve toprağı düzenli olarak ölçülen, sonuçları herkesin anlayabileceği ve ulaşabileceği biçimde açıklanan sağlıklı bir çevre. Dördüncüsü, geçmişten kalan kirli maden ve sanayi alanlarının temizlenip sorumlularla finansman kaynaklarının belirlendiği bir çevre onarım süreci. Beşincisi, kentin yetişmiş işgücünün; mühendislik birikimi, limanı ve demiryolu altyapısının temiz üretim ve yeni sanayi alanlarına yönlendirildiği yeni ekonomik olanaklar. Altıncısı, yalnızca bakanlıkların, şirketlerin değil sendikaların, meslek odaları, yerel yönetimler ve kent halkının da içinde yer aldığı katılımcı süreç.
OKUMUŞOĞLU: BU KENTİN ÖZEL BİR HİKÂYESİ VAR
İklim krizinin kentin artık eski yöntemlerle devam edemeyeceğini gösterdiğini söyleyen Okumuşoğlu, dünyanın, enerji üretiminin, sanayinin, uluslararası ticaretin kurallarının değiştiğini, hukukun da bu değişimin gerisinde kalmamak için yeni sorumluluklar üstlendiğini, Zonguldak'ın da değişmesi gerektiğini söyledi. Bu süreçte ülke kalkınması için emeğini, sağlığını verip insanlarını kaybeden, çevresel bedeller ödeyen kentin özel hikâyesinin dikkate alınması gerektiğini ifade eden Okumuşoğlu, geçmişte sanayileşmenin ağır bedellerini ödeyen kentin, şimdi de dönüşümün bütün bedelini tek başına ödemesinin kabul edilemeyeceğinin de altını çizdi. Zonguldak için pozitif ayrımcılık talebinin dayanağının tam da burada olduğunu söyleyen Okumuşoğlu, Zonguldak’ın, geçmişte üstlendiği yükler ve bugün karşı karşıya bulunduğu riskler nedeniyle özel bir dönüşüm programını, öncelikli kamusal desteği ve güçlü sosyal güvenceleri talep etmesi gerektiğini de ifade etti. Zonguldaklılar için sağlıklı bir çevre isterken aynı zamanda güvenceli iş, yeni üretim alanları ve bu kentte yaşamaya devam edebilecek bir gelecek istediklerini söyleyen Okumuşoğlu, Zonguldak'ın talebinin kömürde kalmak değil, kömürden çıkılacaksa yalnız bırakılmamak olduğunu, iklim adaletinin yalnızca dünyayı kurtarmak değil, dünyayı kurtarmaya çalışırken insanları da korumak olduğunu söyleyerek sözlerini tamamladı.
ŞİMŞEK: ADİL GEÇİŞ TÜM TARAFLARIN MASADA OLDUĞU BİR MÜZAKERE İLE MÜMKÜN
Küresel deneyimler ve "adil geçiş" modelleri üzerine bir sunum yapan Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Bölümü Doktorandı Beyza İrem Şimşek, dünyadan farklı kömür bölgelerinin kapanış süreçlerini ianlattı. Avustralya Latrobe Vadisi’nin 5 ay gibi çok kısa bir sürede ani kapanış kararı alındığını, bunun yarattığı sorunları aşmak için sonradan kurulan bölgesel ajanslar ve sendika ortaklı işçi geçiş merkezleriyle birebir danışmanlık, beceri belgelendirme ve mali destekler sağlandığını ifade etti. İspanya Asturias maden bölgesinde 2010 yılında AB kararıyla başlayan sürecin 2018'de hükümet, sendikalar ve işverenlerin masaya oturduğu müzakereli bir çerçeve anlaşmayla yürütüldüğünü söyleyen Şimşek, erken emeklilik ve maden sahalarının onarımında eski madencilere öncelik gibi adil geçiş mekanizmaları uygulandığını dile getirdi. Almanya Ruhr havzasının yaklaşık 60 yıla yayılan uzun soluklu bir planlama ile zorunlu işten çıkarma yapılmadan, kömürden çıkış yönetildiğini ifade eden Şimşek, bölgeye üniversiteler ve yeni endüstri kültürü rotaları kazandırılarak dönüşümün sağlandığını dile getirdi. Zonguldak’taki dönüşüm sürecinde de bu örneklerin dikkate alınarak katılımcı bir süreç işletilmesi gerektiği, sürecin tüm aktörlerinin müzakere masasında olması gerektiğini dile getirdi.
DORUK: DÖNÜŞÜM ZATEN KONTROLSÜZ BİR ŞEKİLDE YAŞANIYOR
Yeşil Düşünce Derneği Başkanı Özge Doruk Zonguldak’ta bizzat sahada adil geçiş üzerine bir çalışma yaptığını söyleyerek başladığı konuşmada, kömürün Zonguldak için sadece bir enerji kaynağı değil, bir kültür ve hafıza olduğunu belirtti. Taşkömürü istihdamının 1980'lerdeki 43 binden 2018'de 9.2 bine gerilediği, dönüşümün zaten kontrolsüz bir şekilde yaşandığı ifade eden Doruk, 1 Ocak 2026 itibarıyla kesin uygulama dönemi başlayan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve yeşil mutabakat süreçlerinin, enerji yoğun sanayiler ve ihracat rekabeti üzerinden Zonguldak'ı doğrudan etkilediği vurguladı. Kömürden çıkışın yalnızca bir yakıtın sistemden çıkarılması değil kömür etrafında kurulmuş ekonomik ve toplumsal ilişkilerin dönüşmesi olduğunu da söyleyen Doruk, Zonguldak’ın geleceğini konuşurken, dönüşümün sosyal ve ekonomik sonuçlarını birlikte planlanması gerektiğini de ifade etti. Sorundan toplumun çok farklı kesimlerinin çok farklı boyutlarda etkilendiğini de dile getiren Doruk, Adil geçişin herkese aynı şeyi vermek olmadığını, farklı eşitsizlikleri görerek farklı araçlar geliştirmek olduğunu da söyledi.
TUNCAELLİ: ULSUALARASI ANLAŞMALAR ÖNEMLİ AMA SORUN ÇÖZMÜYOR
1958 Keeling Eğrisi'nden başlayarak Rio, Kyoto, Paris Anlaşması ve Glasgow'dan Bakü-Belem yol haritasına kadar küresel iklim diplomasisinin evrimini aktaran TEMA Vakfı Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Eylem Tuncaelli, COP31’in Türkiye ve Avustralya öncülüğünde Antalya’da toplanacak olmasının, Türkiye'deki fosil yakıt çıkmazını ve adil geçiş tartışmalarını ulusal ve uluslararası kamuoyunun merkezine taşıdığı ifade etti. Kyoto Protokolü ile Paris İklim Anlaşması’nın ileri bir metinler olmasına karşın birçok sorunu çözmekten uzak olduğunu söyleyen Tuncaelli, yapılan her anlaşma sonrası karbon miktarının arttığını söyledi. Sanayi devrimi sırasında, 208 ppm olan karbon miktarının2009’da 369 ppm’e çıktığını, karbon azaltımını hedefleyen Kyoto Protokolü yıllarında 364 olan değerin Paris İklim Anlaşması imzalandığında 401, 2025’te de 427 olduğunu söyledi. Tüm bunların önemli olsa da bu gibi anlaşmalarla iklim krizinin çözülemeyeceğini gösterdiğini de söyleyen Tuncaelli umutsuz olmadığını, insanlığın el ele vererek bu mücadeleden de başarıyla çıkacağına inandığını da ekledi.
SONUÇ BİLDİRGESİ KOMİSYONU KURULDU
Zonguldak İklim Zirvesi'nde sunulan bildiriler ve gerçekleştirilen forum gerçekleştirildi. Katılımcıların söz aldığı forumda birlikte mücadele vurgusu öne çıkarken, kömüre alternatif olarak sunulan gübre fabrikasının kabul edilemez olduğu da dile getirildi. Oturumları sonucunda, kentin geleceğini şekillendirecek taleplerini dile getirecek kapsamlı bir sonuç bildirgesi hazırlamak üzere bir komisyon da oluşturuldu. Zirve toplu fotoğraf çekilmesiyle sona erdi.







