Zonguldak Belediyesi’nin kentin geleceğini şekillendirecek yeni imar planı hazırlıkları sürerken, kentin yerbilimsel dinamiklerine ilişkin bilimsel ve hayati bir değerlendirme geldi. Jeoloji Yüksek Mühendisi Ali Baltaş, engebeli topoğrafya üzerinde kömür havzasında plansız şekilde kurulan Zonguldak’ın yeni imar planında yerbilimi verilerinin odağa alınması gerektiğini belirtti.
Kentin artık sadece madencilik ekonomisine bağımlı kalamayacağını ve kömür sonrası döneme dirençli, sürdürülebilir bir anlayışla hazırlanması gerektiğini belirten Baltaş; Karadeniz doğal gazı, lojistik avantajlar ve yeni sanayi yapılarının yanı sıra doğal risklerin haritalandırılmasının zorunlu olduğunu kaydetti.
"Tasman Riski ve Metan Gazı Tehdidi Olan Alanlar İmara Açılmamalı"
Zonguldak'taki tasman (zemin çökmesi) tehlikesine dikkat çeken Baltaş, yer altı madenciliğinde açılan boşlukların yüzeye yansıması sonucu geçmişte çok sayıda binanın hasar gördüğünü hatırlattı. Günümüzde redevanslı sahalardaki sığ üretimlerin zeminlerde çarpılmalara yol açtığını belirten uzman mühendis, bu alanların kesinlikle yapılaşmaya açılmaması gerektiğini, terk edilmiş veya aktif ocaklardan sızabilecek metan gazının da büyük yerleşim riski oluşturduğunu vurguladı.
"30'dan Fazla Mağara Var: Kireçtaşı Zeminlerde Kat Artışı Yapılmamalı"
Kentin üzerinde kurulu olduğu kireçtaşlarının yoğun karstik boşluklar barındırdığına işaret eden Ali Baltaş, şu tarihi uyarıda bulundu:
"Zonguldak, ülkemizde en dar alanda en fazla mağara sistemini barındıran bölgedir. Şehir merkezinde içine girilebilen 30'dan fazla mağaranın yanı sıra sayısız dolin, obruk ve düden bulunmaktadır. Yüzeyden yapılan sınırlı sondajlar ve gürültülü şehir ortamındaki jeofizik çalışmalar bu boşlukları bütünüyle tespit etmeye yetmez. Özellikle kıyıya yakın kireçtaşları üzerine yüksek ve ağır binaların yapılması yerel çöküntülere davetiye çıkarmaktadır. Karstik zeminlerde kesinlikle kat artışına gidilmemelidir."
"Depremden Yıkılan Yok Ancak Yüzde 80 Eğim Heyelanı Tetikliyor"
Sanılanın aksine Zonguldak il merkezinde deprem nedeniyle yıkılan bina kaydı bulunmadığını aktaran Baltaş, kentin asıl yapısal tehdidinin yüzde 80'e varan eğim, heyelan, kaya düşmesi ve sel baskınları olduğunu ifade etti. Dik yamaçlardaki yerleşimlerin kentsel dönüşümle tahliye edilip 'yeşil kuşak' ilan edilmesi gerektiğini savunan Baltaş, dere yataklarının kesinlikle imara kapatılmasını ve iklim krizine uygun altyapı projeksiyonlarının çizilmesini istedi.
Fevkani Sonrası Ulaşım Kaosu ve Turizm Vurgusu
Yeni imar planının kentsel ve kültürel vizyonuna da değinen Baltaş, şu maddelerin altını çizdi:
-
Endüstriyel Miras Korunmalı: Eski maden ocakları, tarihi lojmanlar ve TTK yapıları yıkılmak yerine "Kültürel Tesis ve Turizm Alanı" olarak tescillenmeli, yayalaştırılmış kültür rotaları oluşturulmalıdır.
-
Tarihi Liman ve Kıyı Şeridi: Osmanlı döneminde inşa edilen Zonguldak Limanı ve Liman Arkası, tarihsel kimliğine uygun rekreasyon ve sosyal donatı alanı olarak kamuya kazandırılmalıdır.
-
Ulaşım ve Otopark Darboğazı: Fevkani Köprüsü’nün yıkımıyla merkez trafiği daha karmaşık hale gelmiştir. Filyos-Zonguldak sahil yolunun açılmasıyla oluşacak transit yük de düşünülerek çevre yolu hızlandırılmalı; raylı sistem, füniküler ve teleferik gibi eğimli topoğrafyaya uygun alternatif toplu taşıma modelleri imar planına işlenmelidir.




