İŞTE O YAZI:

Bugün Krom madeni denildiğinde adı ilk olarak aklımıza gelen ve bu madeni Elazığ’da keşfettiği ilçeden soyadını alan maden mühendisidir.

Özel İdare’de ‘LİYAKATSİZ’ atama Özel İdare’de ‘LİYAKATSİZ’ atama

1911 tarihinde Paris Yüksek Maden Mühendis Mektebinden mezun oldu.

Abdullah Hüsrev Guleman, 1938 yılında MTA Dergisinin 13. sayısında 25-32 sayfalarında , 1911 yılında Fransa'da maden mühendis okulundan mezun olur olmaz ilk kez ziyaret ettiği Zonguldak’ı, bize çok ilginç ve ayrıntılı bilgilerle anlatan kişidir.

"İstanbul'dan bindiğim vapur, güzel bir yaz sabahı Zonguldak önüne vardı. Aheste beste limana girmeye başladı. Karşımdaki manzara sahili müstesna pek hoşuma gitti. Zonguldak dar, geniş bir takım vadilerle yekdiğerinden ayrılmış görünen yemyeşil dağ yamaçlarına serpilmiş küçük küçük meskenleriyle uzaktan cidden göz aldatıcı ve pitoreskti.

Yalnız Balkaya ile Soğuksu vadisi arasındaki yerler şimdiki gibi mamur olmayıp, bomboş kalmış taşlık ve çalılıklardan ibaretti. Sahilde direk harmanı olarak kullanılan pis bir kumluk arkasında Ereğli Şirketinin metruk kok fırınlarıyla faal lavuarları görünüyordu.

Vapurdan karaya çıktım. Limanda nihayetlenen Üzülmez demiryolu güzergahı, kasabanın yegane ana caddesini teşkil eder gibi görünüyordu. O zamanki liman sonradan yapılmış bulunan “çabuk yükleme tesisatını” kaale almazsanız, hemen bu günkü haline benziyordu.

Ereğli Şirketi Direktörü ile Rombaki ocakları direktörünü ve o devirde belediyenin bir kıymeti bulunmadığından mahalli eşraftan bir kaç madenci ve tüccarı ziyaret ettim.

Dikkat ettim ki, Türkçe yalnız memurlarla ameleye hitap edildiği zaman kullanılıyor ve Jön Türklere “Monşer bey” diye hitap etmek takdir ve sempati alameti addolunuyordu.

Çarşı, pazarda küme küme rastlanan işe girmiş amele, eli yüzü kirden kısır bağlamış, elbisesi pis bir palaspareden (Pasaklı, yırtık giysi) ibaret bulunmuş olan hasta yürüyüşlü bir takım zavallı adamlardı.

Küçük sermayeli bir kaç mahalle bakkalı ve çerçi istisna edilirse bütün çarşı esnafı, artizanlar ve mağaza sahibi tüccar gibi maden ocaklarında dahi amele ile bunların sevk çavuşlarından başka çalışmakta bulunanlar Gayrimüslim ve gayri Türk unsurlardı.

Sık, sık konuşulduğunu işittiğim lisanlar ehemmiyetleri sırası ile Fransızca, İtalyanca, Hırvatça, Rumca, Ermenice ve Yahudice idi." şeklinde anlatır.

Abdullah Hüsrev Guleman ,1923 yılından itibaren Zonguldak Havza-i Fahmiye Müdürü olarak görev yaptı.

1947 yılında TBMM arşivinde yer alan; 30 . 5 . 1947 - Sayı 6 619 Resmi Gazete ile ilanına göre , 4268 sayılı Kanunun 4 ncü maddesi hükümleri

dairesinde kendisine bir ikramiye verilir.

Maalesef tüm araştırmalarıma rağmen hakkında derli toplu bir biyografiye rastlayamadım.

Doğum tarihi bilgisi de hiçbir kaynakta yer almıyor. Ancak Cumhuriyet ve Milliyet gazetelerindeki ölüm ilanından , onun 25 Ağustos 1964 tarihinde vefat ettiğini biliyoruz.

Bir 2 kişi ve şunu diyen bir yazı 'ZONGULDAK İSİMLER SÖZLÜĞÜ "A" Harfi Harfi Abdullah Hüsrev GULEMAN N Hayati Yılmaz 19 Hayati O Yılmaz EA' görseli olabilir