Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ  anlatıyor: İşte 0 mektup:
 
Baba!/ her yılbaşında / sana söyleyecek / bir tek /sözüm var: / ‘Seni ne kadar çok seversem / o kadar  / çok olsun ömründen geçen yıllar...' / Baba! / Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım! / Ne zulüm, ne ölüm, ne korku / başımı eğemez! / Yalnız senin elini öpmek için /eğilir başım. / Babam, ağa-beyim, kardeşim, arkadaşım.“ Nazım Hikmet (1932)
 
Kızının bir nedenle sitem iletisine şu yanıtı vermiş: “Sevgili Kızım, babalar hep kızılmak için vardır. Canın sıkıldığı zaman bana hep kızabilirsin. Gözlerinden öperim. Baban” diye bir mesaj attım.  Kızımdan gelecek yeni iletinin içeriğini  merak ediyor, heyecanla gelecek yanıtı bekliyordum.  Ertesi sabah üniversitede bilgisayarımı açtığımda kızımdan yeni  bir mesaj vardı. Bana Can Yücel’in babası, aydınlık Milli Eğitim Bakanı Hasan-Âli Yücel için yazdığı, edebiyatımızın klasikleri  arasına girmiş olan “Hayatta Ben En Çok Babamı Sevdim” adlı şiirini göndermişti. Rahatlamıştım, gözlerim nemlenmişti…
 
Egeli, romantik, duygusal bir baba olarak hemen bankaya gidip kızıma bir miktar “şiir parası” göndermiştim. Bu öyküyü Can Yücel’in sevgili kızı, arkadaşım Güzel Yücel’e,  babasının enfes şiirinin bana kaça mal olduğunu espriyle anlattığımda,  gülüşmüştük. Bütün Köy Enstitülülerin “Tonguç Babası”nı Başaran’ın “Tonguç Baba” şiirinin son dörtlüğüyle saygıyla- selamlıyorum: “…Adın bir destan şafağı işte / Umudu, sevinci büyütüyor okullar / Halk babası, köyler babası / Ha desen horona kalkar dünyalar / Sen Anadolu’sun, halksın, köylersin.”
***
Babaların asıl kıymeti öldüklerinde anlaşılıyor ama geç kalınmış pişmanlıktan başka bir şey olmuyor…
Şimdi ben o pişmanlığı yaşıyorum…