Kıbrıs Gazisi Yılmaz Kocasoy yaşamını yitirdi Kıbrıs Gazisi Yılmaz Kocasoy yaşamını yitirdi

İki köy halkının ve gurbetçilerin bir araya getirilip kaynaşmaları, birlik ve beraberlik içinde bayramı geçirmek amacıyla düzenlenen Keştepe Şenliklerine, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Genel Müdürü Muharrem Kiraz, Önceki Zonguldak İl Genel Meclisi Başkanı İsmail Terzi, Genel Müdür Yardımcısı Ercan Gebeş, Ç.Ü. Öğretim Görevlisi yazar Doç. Dr. Ramazan Çakıroğlu, şair ve yazarlar; İbrahim Tığ, Nihat Ahlat, Aynur Muslu, Halil Karka, Vedat Dinç, Elif Sağım, Aykut Saka ve kalabalık bir vatandaş topluluğu katıldı.
Etkinlikte konuşan TTK Genel Müdürü Muharrem Kiraz, bayramların insanları kaynaştırdığını, dostlukları artırdığını dikkati çekti. Kiraz, “Bayramlar, Milletçe birlik ve beraberliğin en güzel örneğini sergilendiği hoşgörü, sevgi ve dayanışma günleridir.
İnsanları kaynaştıran, birlik ve beraberlik ruhunu geliştiren, toplumsal yardımlaşma ve dayanışma hislerinin yoğun olarak yaşandığı bir Kurban Bayramına daha erişmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bayramın ülkemize, milletimize ve ilçemize, barış, huzur ve mutluluk getirmesini diliyor, tüm halkımızın bayramını en içten duygularımla kutluyorum”dedi.
TIĞ, TORUNLARINA TOMBULACIK HALİME’Yİ ANLATTI
Etkinlikte “Bir Halk Türküsünün Ortaya Çıkışı” konulu bir de söyleşi düzenlendi.
Gazeteci, şair ve yazar İbrahim Tığ’ın konuşmacı olarak katıldığı söyleşiyi eğitimci-yazar Aynur Muslu yönetti.
İbrahim Tığ, ünlü bir Devrek türküsü olan “Kiraz Aldım Dikmeden / Tombulacak Halime’m” türküsünün bu köyde 10 Şubat 1922 tarihinde yaşanan bir cinayet olayı sonrasında yakıldığını, belirtti. Tığ şöyle konuştu: 
“Bu köyden olan, Milli Mücadele ve vatan kurtuluşunda büyük hizmetler veren Kör Hoca olarak da bilinen Beycuma Müderrisi Hüseyin Efendi (Hüseyin Dinç)’nin oğlu Mehmet Emin Dinç (Deli Mehmet) yine aynı köyden ilk eşi maden ocaklarında kalmış, komşuları iki çocuklu dul Halime’yi aşık olmuş. Ama bu aşkına karşılık bulamamış. Çünkü Halime’nin gözü yoktur onda. Zaten Deli Mehmet’in babası da bu aşka karşı çıkmıştır. Halime 33, Deli Mehmet de 21 yaşındadır.
Deli Mehmet, kendi korumalıklarından ağaç kesen Cemile (Subaşı) adlı kadını 10 Şubat 1922’de vurur. Bu cinayet üzerine Deli Mehmet babasının da referansıyla Bolu’ya kaçmak zorunda kalır. Köyden ayrılmadan önce yarbaşı mevkiinde oturur ve köyüne bakarak bu türküyü yakar.”
Konuşmasında Deli Mehmet’in babası Beycuma Müderrisi Hüseyin Efendinin de tarihi bir kişiliğe sahip olduğunu anlatan Tığ, “Müderris Hüseyin Efendi, Milli Mücedele kahramanı, Devrek Müftüsü İl Bolu Mebusu Abdullah Sabri Efendi’nin öğrencisidir. Onunla birlikte bölgede Milli Mücadele lehine çalışmalar yapmış saygın bir kişidir” dedi.
HALİMENİN KIZIYLA TANIŞMANIN MUTLULUĞUNU YAŞIYORUM
İbrahim Tığ, 10 Ekim 2010 tarihinde Halime Baltacı’nın kızı Nezire Terzi (82) ile görüşmenin ve söyleşi yapmasının mutluluğunu yaşadığını, belirtti.
Tığ, Nazire Baltacı’nın kendisine annesi ile ilgili olarak şunları anlattığını dile getirdi; “Ben o türküden nefret ediyorum. Anamın adını kötü anlatıyor bu türkü. Anamın adının böyle bir türküyle anılmasını istemiyorum. Ne zaman radyoda, televizyonda söylense hemen kapattırıyorum. Kör Hoca’nın oğlu Deli Mehmet, babam (Halime’nin ilk kocasından söz ediyor) ölünce 2 çocuğuyla dul kalan anama aşık olmuş. Adam adı üstünde deli. Kör Hoca zaten Düzce’den tütün getirir, tütün kaçakcılığı yaparmış. Anam dul, güzel ve tombul bir kadın, yüzü ay parçası. Deli Mehmet varlıklı, müderrisoğlu. Anamın onda gözü olsaydı ona varırdı. Adam zaten deliymiş. Deliye varıp da ne yapacaktı. O da Deli Cemile’yi vurarak başının belasını bulmuş. Sonrada tutturmuş utanmadan anama bu türküyü yakmış” dediğini de anlattı.
DEVREK O ZAMAN KASTAMONU’YA BAĞLIYDI 
İbrahim Tığ, türkünün ortaya çıktığında Devrek’in Bolu’ya değil, Kastamonu’ya bağlı olduğunu ifade etti. Tığ şöyle konuştu, “Biliyorsunuz, Milli Mücadeleye karşı Bolu, Gerede, Düzca, Geyve, Hendek, Adapazarı’nda isyanlar çıkmıştı. Bunun üzerine İlk Meclis, Kuvvayı Milliye’nin yanında yer alan Ereğli, Devrek ve Bartın’ı Mustafa Kemal bir telgrafla Bolu’dan ayırıp Kastamonu’ya bağladı. Dolayısıyla türkünün ortaya çıktığı yıl Devrek Bolu’ya değil Kastamonu’ya bağlı bir ilçeydi” dedi.
73 YIL SONRA TÜRKÜMÜZE KAVUŞTUK
Kiraz Aldım Dikmeden (Tombulacık Halime’m) türküsünün TRT Türk Halk Müziği Repertuvar Kurulu’nda “Bolu” türküsü olarak yer almasından uzun süredir rahatsızlık duyduğunu da anlatan İbrahim Tığ, “Bu türkü anlattığım gibi bu köy çıkışlı. Ama TRT Repertuvarında ‘Bolu’ türküsü olarak yer alıyordu. Bundan oldukça rahatsız oluyorduk. Türkünün yöresinin ‘Devrek’ olması yönünde birkaç kez TRT’ye canlı tanıklar, bilgi ve belgeler ışığında itiraz ettik. Belgeleri inceleyen TRT Türk Halk Müziği Repertuvar Kurulu bizim bu itirazımızı yerinde buldu. TRT Repertuvar Kurulu üyeleri 28 Mart 2019 tarihinde toplanarak türkünün Bolu'ya değil, Devrek'e ait olduğuna karar verdi. Böylece türkümüzü 73 yıl sonra Devrek’e tescil ettirdik.” Diye konuştu.
ŞAİRLER ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER SUNDU
Etkinlikte şair ve yazarlar, Ramazan Çakıroğlu, İbrahim Tığ, Nihat Ahlat, Aynur Muslu, Halil Karka, Vedat Dinç, Elif Sağım ve Aykut Saka da şiirlerinden örnekler sundu.
İLLÜZYON GÖSTERİSİ BÜYÜLEDİ
Devrek’in yetiştirdiği ve ülkemizin ünlü illüzyonistlerinden Aydın Cozur da etkinlikte çocuklara yönelik muhteşem bir gösteri yaptı. Çok keyifli ve heyecanlı anların yaşandığı gösterinin bazı anlarında çocuklar Aydın Cozur’un asistanlığını üstlendi.
Aydın Cozur yaptığı birbirinden güzel gösterilerle çocukların gönlünde taht kurdu.
Köy muhtarı Halit Demir de yaptığı konuşmada, etkinliğe katılan konuklara günün anısına plaket verdi. Demir, etkinliğin hazırlanmasında katkı veren tüm kurum ve kuruluşlara ve köylülerine teşekkür etti.

Editör: Eren Aşkar