Kurulduğu günden bu yana kapısından içeri ne tüp, ne elektrikli ısıtıcı ne de kimyasal deterjan giren bu nostaljik mekanda, yarım asrı aşkın süredir sadece geleneksel yöntemler yaşatılıyor.

Emekli şoför İsmail Demir, 1980 yılında babasından devraldığı bu asırlık mirası ilk günkü doğallığıyla sürdürüyor. Ormandan kendi elleriyle topladığı çam, meşe ve köknar odunlarıyla sabahın ilk ışıklarında ocağı ateşleyen Demir; hem köy halkına hem de bu işlek güzergahı kullanan yolculara eşsiz bir lezzet sunuyor.

Deterjan Yok, Kimyasal Yok: Bardaklar Odun Külüyle Pırıl Pırıl

Sağlıklı ve doğal yaşamın adeta canlı bir örneği olan işletmede, temizlik standardı da duyanları hayran bırakıyor. Kahvehaneye hiçbir şekilde yapay temizlik malzemesi sokmadığını belirten İsmail Demir, temizliğin sırrını şu sözlerle anlatıyor:

"Temizlikte asla deterjan kullanmayız. Ocak külü çok temizdir; ocaktan aldığımız ve ince ince elediğimiz o toz külle bardakları ovaladığımızda pırıl pırıl parlar, tertemiz olur."

"Bizde Çay Parası Sorulmaz; İsteyen Verir, İsteyen Vermez"

Tarihi kahvehaneyi özel kılan tek şey sunduğu doğal lezzet değil, aynı zamanda yaşatılan esnaflık ahlakı. Mekanda sabit bir çay tarifesi bulunmuyor; gelen müşteriler içtikleri çayın ücretini tamamen kendi vicdan ve bütçelerine göre belirliyor.

Eren Vakfı’na anlamlı ödül: "Yılın Vakfı" seçildi
Eren Vakfı’na anlamlı ödül: "Yılın Vakfı" seçildi
İçeriği Görüntüle

Müşterileriyle kurduğu gönül bağını anlatan Demir, "Bizde çay fiyatı aranmaz. İster alırız, ister almayız; isteyen verir, isteyen vermez. Burada kimseye çay parası sorulmaz. Gönlünden kopup 5 lira veren de olur, 10 lira, 15 lira, hatta 50 lira veren de olur; biz hiçbirini geri çevirmeyiz" ifadelerini kullandı.

Yolcuların ve Bölge Halkının Vazgeçilmez Durağı

Özellikle Zonguldak, Bartın, Karabük ve Ankara istikametine yolculuk yapan sürücülerin, kamyoncuların ve Karadeniz sahillerine giden turistlerin vazgeçilmez bir uğrak noktası olan kahvehanenin müdavimleri de mekandan vazgeçemiyor.

Mekanın 67 yaşındaki daimi müşterilerinden Eskiçağa köyünün eski muhtarı Ramazan Karaduman, kahvehanenin kendileri için anlamını şu sözlerle özetliyor:

"Ben doğdum doğalı bu kahvehanede odun ateşinde çay yapılır. Başka yerlerde de odun ateşinde çay içtim ama buradaki tadı hiçbir yerde bulamazsınız. Bu nostaljik havayı, kahveci arkadaşımızın insanları sıcak karşılamasını, candan ve samimi davranmasını başka hiçbir kahvehanede görmedim."

Bolu’da tarihin, samimiyetin ve doğallığın harmanlandığı bu asırlık ocak, her gün taze demlenen çayı ve sıcak sohbetiyle yolcularını ağırlamaya devam ediyor.

Muhabir: HABER MERKEZİ