Yazınca çorap söküğü gibi ardı arkası kesilmiyor…
Bizim Ormancı ile Keskin bir şirket kurmuşlar…
Öyle böyle değil vurgun şirketinin işleri…
Çaycuma’da 150 Bin TL olan masa sandalyeyi beğenmeyip, İstanbul’dan Bir Milyon TL’ye almışlar…
Lüks yaşam son sürat sürüyor…
Bir teknoloji ismi ile malı harbi iyi götürüyorlarmış…
Harbi Kanserin İlacını buldular…
Hatta yazılım konusunda dünyaya diz çöktürdüler…
Yazılım işi ne…
Ve fiyatını kim koyuyor…
Ve neyin yazılımı…
Anne sütünün faydalarını mı anlatan yazılım…
Ve Devletim milyon TL’si hiç ediliyor…
Sözde teknoloji adına…
Ama teknoloji üzerine gerçekten çalışana PARA YOK deniyor…
Avanta-Lavanta dan asla kısıntı yok…
O tasarruf tedbirleri kapsamına girmiyor…
*
MAHARETLİ BAYAN…
Çaycuma’dan tayin olan meşhur bayanın lojmanına yetimin hakkı olan 400 Bin TL bakım onarım parası harcanıyor…
Yine gündem de bizim Dombalak var…
Bizim Dombalak bir de utanmadan alt katına yerleştirmiş…
Zaten Yenge sinirli ve asabi…
Kredi kartlarının ödemesini başkalarına yaptırıyor…
Allah muhafaza bu olayı duyarsa o zaman BOMBAN patlar…
Benden demesi…
İdari ve Mali İşler yani karışık işler…
Bizim bölmemizde harbi delikanlı bir insan Belediye Başkanı seçildi…
O seçilmeden önce Belediyenin harbi hırsız olan ve her kesin bildiği bir muhasebe müdürü vardı…
Muhasebe Müdürü seçim sonrası ilk gün Başkana istifasını getiriyor…
Başkan ‘Hayırdır’ diyor…
Adam diyor ki; ‘Başkanım ben Hırsızım beni görevden alacağınızı bildiğim için istifa ediyorum’ diyor…
Ve ekliyor; ‘Başkanım siz çalarsanız, bende çalarım’ diyor…
Başkan işinin başına dön diyor…
Yani o göre getirdiğin yarın seni hançerlemeyeceğini nereden biliyorsun…
Bak İstanbul’da paylaşımda kavga çıktığı için tüm bu rezalet yaşanıyor…
*
NE VAKIF BE
Yiyin bakalım beyler, Hanımlar…
Yiyin…
Bari Şehitlere saygısızlık etmeyin…
O kafe-mafe değil…
Soygunun ilk anahtarı…
Ve yine Keskin sahnede…
Dombalak&Keskin A.Ş mal varlıklarını -Her ne kadar başkalarının üzerine de yapsalar- artık aşmışlar…
Vakıf çalışanları da onlar yol bulunca onlarda yollarını bulmuşlar…
Fatura olsun yeter…
Nasıl olsa herkes yiyor…
Paylaşımda aman hata yapmayın yoksa kayıtlar bana gelir…
Benden hatırlatması size…
*
BACAKLARINI AYIRIRIM…
Öküz olmak kolay değil…
Ünlü büyük filozof; Bir kadına ‘Senin bacaklarını ayırırım’ diye hitap ediyor…
Gerçi onun kocasında da iş yokmuş…
Al eline Dombalağı ağzını burnunu kır…
Koruma çemberi osuruktan tayyare zaten…
Buna nasıl cüret ettiğini anlamak mümkün değil…
Yani bir erkeğe -Adamsan tabi ki- de bir kadına bu söz söylenir mi???
Ve bu Öküz yine sürünün başına talipli…
Bende ona diyorum ki; Fazla tuzlu yeme…
Hapta kullanma… Allah muhafaza üzerinde ölürsün…
*
AVANTAYA KARŞI ÇIKAN GÖREVDEN ALINIYOR
Bizim Dombalağın soygun düzenini bilmeyen yok…
Herkes korkak…
Herkes işinden, ekmeğinden, ailesinde çekiniyor…
Bunu bizim ‘HIRSLI’ Dombalak çok iyi kullanıyor…
Karşı çıkan oldu mu anında görevden alıyor ve baskıya başlıyor…
Ve şehirden gitmesini sağlıyor…
Sen ki; Bu defa cami duvarına işedin Dombalak…
Son günlerini çok iyi değerlendir…
Kelepçe senin Dombalak ellerine uymaz maalesef sana zincir takacaklar…
Ben seni önceden uyarıyorum…
Bilesin istedim…
Sevgiyle kalın…
Not: Filmin devamı yakında… İyi seyirler…