Evlilik sürecinde takılan altınların bozdurularak araba alınması ve sonrasında yaşanan boşanma davalarında gündeme gelen ziynet alacağı uyuşmazlıklarına Yargıtay’dan son nokta konuldu. "Kendi rızasıyla verdi" savunmasıyla altınların iadesini reddeden yerel ve bölge adliye mahkemelerinin kararları Yüksek Mahkeme tarafından bozuldu.
Geçimsizlik nedeniyle boşanma aşamasına gelen bir çiftin dava dosyasını inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, hukuki uyuşmazlıklarda ispat yükünün kural olarak iddiayı öne süren tarafta olduğunu hatırlattı.
"Araba Alacağız" Diyerek Aldı
Dava sürecinde kadın, eşinin "araba alacağız" diyerek kendisinden altınları aldığını, aracı kendi adına tescil ettirdiğini ve borçlar ile iaşe için ziynetlerin harcandığını belirtti. Kalan altınların ise "hırsız girer" denerek kayınvalidesinin evine götürüldüğünü, kendi rızası ve onayı olmaksızın el konulduğunu ifade etti. Davalı erkek ise bileziklerin kadının ısrarıyla bozdurulduğunu ve araç alındığını savundu.
Yargıtay: "Erkek, İade Edilmemek Üzere Verildiğini İspatlamak Zorunda"
Dosyayı değerlendiren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, hayatın olağan akışına göre altınların kadın üzerinde ya da evde saklanmasının olağan olduğunu, bunların başkasının zilyetliğine terk edilmesinin ise olağana ters düştüğünü vurguladı.
Somut olayda 7 adet 22 ayar bileziğin araba alımında kullanıldığının tarafların ikrarıyla sabit olduğuna dikkat çekilen kararda şu ifadelere yer verildi:
-
Erkek, bu bileziklerin iade edilmemek üzere kendisine verildiğini ispat yükü altındadır.
-
Kadının geri verilmemek üzere altınları verdiğini, isteği ve onayıyla bozdurulup harcandığını davalı taraf kanıtladığı takdirde erkek iadeden kurtulur.
-
Toplanan delillerden davalı erkeğin, kadının altınları geri verilmemek üzere verdiğini ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince 7 bilezik yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken ret hükmü kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Bu karar doğrultusunda, boşanma davalarında eşlerin ortak bir amaçla (araba, ev vb.)





