23 Ekim 2026’da Gelik’teki 12 No’lu rödevanslı sahada meydana gelen patlamanın ardından 3 maden emekçisinin yaşamını yitirdiği, 5 işçinin ise yaralandığı belirtilen açıklamada, yaralı işçilerden 2’sinin Ankara Şehir Hastanesi’ne sevk edildiği, diğer 3 işçinin tedavilerinin ise Zonguldak’ta sürdüğü ifade edildi.
“FACİANIN NEDENLERİ TÜM YÖNLERİYLE ORTAYA ÇIKARILMALI”
Maden Mühendisleri Odası, hayatını kaybeden işçilerin ailelerine ve yakınlarına başsağlığı, yaralılara ise acil şifa diledi.
Facianın nedenlerinin, varsa ihmallerin ve sorumluların bilimsel ve teknik esaslara dayalı, bağımsız ve tarafsız bilirkişi incelemeleriyle ortaya çıkarılması gerektiği belirtilen açıklamada, adli ve idari soruşturmaların tüm yönleriyle yürütülmesi çağrısı yapıldı.
“GRİZU PATLAMALARI KAÇINILMAZ DEĞİL”
Açıklamada, madencilik bilim ve tekniğinin grizu patlamalarının nedenlerini ve bu risklere karşı alınması gereken önlemleri ortaya koyduğu vurgulandı.
Metan gazı birikimi ve buna bağlı patlama riskinin; etkin havalandırma sistemleri, düzenli gaz ölçümleri ve sürekli izleme sistemleri, kontrol sondajları, metan drenajı, patlamaya karşı korumalı ekipmanlar, elektrik tesisatında alınacak güvenlik önlemleri ve etkin denetim mekanizmalarıyla kontrol altına alınabileceği belirtildi.
Bu nedenle grizu patlamalarının madenciliğin kaçınılmaz bir sonucu olarak değerlendirilemeyeceği ifade edilen açıklamada, “Bilimsel ve teknik gerekliliklerin eksiksiz yerine getirilmesi, risklerin önceden belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınmasıyla bu tür faciaların önlenmesi mümkündür” değerlendirmesine yer verildi.
“ÖLÜMLER MADENCİLİĞİN FITRATINA BAĞLANAMAZ”
Maden Mühendisleri Odası, bilinen tehlikelere karşı alınması gereken önlemler bulunmasına rağmen yaşanan ölümlerin madenciliğin doğasına, mesleğin risklerine veya “fıtrat” anlayışına bağlanmasının kabul edilemeyeceğini belirtti.
Soma ve Çayırhan’da yaşanan göçükler ile Zonguldak’taki grizu patlamasının teknik açıdan farklı olaylar olduğuna dikkat çekilen açıklamada, bu faciaların arkasında işçi sağlığı ve iş güvenliği politikaları ile uygulamalarındaki yetersizliklerin, etkin kamusal denetim eksikliğinin ve kâr odaklı üretim anlayışının bulunduğu savunuldu.
“İŞÇİNİN YAŞAMI ÜRETİM HEDEFİNDEN DEĞERSİZ DEĞİL”
Madencilik faaliyetlerinde üretim hedefleri ve ekonomik kaygıların çalışanların yaşam hakkı ve güvenliğinin önüne geçmemesi gerektiği vurgulanan açıklamada, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin üretimin maliyetini artıran bir yük olarak değil, madenciliğin vazgeçilmez unsuru olarak görülmesi gerektiği ifade edildi.
TMMOB Maden Mühendisleri Odası, ilgili bakanlıklar başta olmak üzere madencilik faaliyetlerinin yürütülmesinden ve denetlenmesinden sorumlu tüm kurumları; bilimsel ve teknik esaslara dayalı, etkin, bağımsız ve sürekli denetim mekanizmalarını hayata geçirmeye çağırdı.
Açıklama, “Maden emekçilerinin yaşamı hiçbir üretim hedefinden, hiçbir ekonomik kazançtan daha değersiz değildir. Madencilikte ölümler kader değil, önlenebilir facialardır” ifadeleriyle sona erdi.



