Zonguldak

Madencilikte devrim: Kazma kürek tarih oldu!

Tam mekanize kazı sistemiyle madencilikte yeni bir çağ resmen başladı.

Abone Ol


Bartın’ın Amasra ilçesinde yerin 600 metre altında başlatılan tam mekanize kazı sistemiyle madencilikte yeni bir çağ resmen başladı. Teknolojiyle yapılan üretim, hem verimliliği hem de güvenliği artırırken, yıllık hedef 1 milyon 200 bin ton kömür olarak açıklandı. Batı Karadeniz’de hayata geçirilen bu proje, sektörde köklü bir dönüşümün simgesi olarak görülüyor.

BATI KARADENİZ’DE BİR İLK: TAM MEKANİZE KAZI SİSTEMİYLE ÜRETİM RESMEN BAŞLADI

Bartın’ın Amasra ilçesinde, Hattat Holding bünyesindeki HEMA Endüstri AŞ tarafından işletilen yer altı maden ocağında Batı Karadeniz Bölgesi açısından tarihi bir adım atıldı. Amasra B Sahası Tarlaağzı bölgesinde bulunan kuyuda, yerin -600 metre altında kurulan tam mekanize kazı sistemi ile klasik kazma-kürek yöntemi tamamen terk edildi. Artık kömür üretimi, joystickle kontrol edilen yüksek teknolojili sistemlerle gerçekleştiriliyor.

GÜNLÜK 3 BİN TON, YILLIK 1 MİLYON 200 BİN TON HEDEFİYLE ÜRETİM BAŞLADI

Tam mekanize sistemle birlikte günlük yaklaşık 3 bin ton kömür üretimine geçildi. Sistemin tam kapasiteyle devreye alınmasıyla üretimin daha da artması bekleniyor. İlk etapta 600 işçiyle yürütülen faaliyetlerde, yıllık üretim hedefi 1 milyon 200 bin ton olarak belirlendi. Üretim artışına paralel olarak istihdamın da genişletileceği bildirildi.

GAZETECİLER YERİN 600 METRE ALTINDA SİSTEMİ YERİNDE İNCELEDİ

Tam mekanize kazı sisteminin devreye alınması dolayısıyla Bartın ve Zonguldak’ta görev yapan yazılı ve görsel basın mensupları için yer altı tanıtım gezisi düzenlendi. Geziye Bartın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nihal Karaman, Zonguldak Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Derya Akbıyık, ajans temsilcileri ve çok sayıda gazeteci katıldı. Gazeteciler, -600 kodunda kurulan sistem hakkında teknik ve operasyonel detaylarla bilgilendirildi.

“YAKLAŞIK ALTI GÜNDÜR ÜRETİMDEYİZ, SİSTEM ARTIK AKTİF”

HEMA Genel Müdürü Özkan Gökmen, yer altında gazetecilere yaptığı açıklamada, sistemin önce yer üstünde test edildiğini, ardından tüm ekipmanların parça parça yer altına indirilerek montajının tamamlandığını söyledi. Gökmen,
“Yaklaşık altı gündür üretimdeyiz. Tam mekanize madencilik Amasra’da artık fiilen başlamış durumda” ifadelerini kullandı.

ÜRETİM TAMAMEN TÜRK MÜHENDİSLERİ VE TÜRK İŞÇİLERİYLE YÜRÜTÜLECEK

Kurulum sürecinde üretici firmaya ait teknik ekiplerin sahada görev aldığını belirten Gökmen, performans sürecinin tamamlanmasının ardından üretimin tamamen Türk mühendisleri ve Türk işçileri tarafından sürdürüleceğini vurguladı. Şu anda 574 işçinin görev yaptığını aktaran Gökmen, üretim hacmi arttıkça çalışan sayısının 850’ye kadar çıkarılacağını ifade etti.

KADEMELİ BÜYÜME PLANI: HEDEF 5 MİLYON TON

Üretim hedeflerinin aşamalı olarak planlandığını dile getiren Gökmen,
“İlk hedefimiz yıllık 1,2 milyon ton. Ardından 2,5 milyon ton ve nihai hedefimiz 5 milyon ton üretim. Bu doğrultuda yeni panolar ve ekipmanlar sırayla devreye alınacak” dedi. İkinci mekanize üretim panosunun kurulumunun da tamamlandığını açıkladı.

AMASRA HAVZASI MEKANİZASYONA UYGUN, VERİMLİLİK YÜKSEK

Zonguldak havzasında genellikle manuel üretim yapılmasının jeolojik nedenlere dayandığını hatırlatan Gökmen, Amasra havzasındaki damar yapısının tam mekanize sisteme son derece uygun olduğunu söyledi.
“Elmayla armudu kıyaslamamak lazım. Burada jeoloji mekanizasyona izin veriyor” diyerek sistemin verimliliğine dikkat çekti.

BEDEN GÜCÜ DEĞİL TEKNOLOJİ: MADENCİLİKTE YENİ BİR KÜLTÜR DOĞUYOR

Tam mekanize sistemin sadece üretimi değil, madencilik kültürünü de dönüştürdüğünü ifade eden Gökmen, artık beden gücünden çok operatörlük ve teknik uzmanlığın ön plana çıktığını söyledi. Yürüyen tahkimat, kesici makineler ve bakım-onarım ekipleriyle daha nitelikli iş gücüne ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

AKILLI MADENCİLİK VE YAPAY ZEKÂ DESTEKLİ ÜRETİM DÖNEMİ

Dünyada konvansiyonel yıkama sistemlerinin terk edilmeye başlandığını vurgulayan Gökmen, yapay zekâ destekli akıllı madencilik uygulamalarına geçildiğini söyledi. Kömür ve taşın bant üzerinde yüzde 98 doğruluk oranıyla ayrıştırıldığını belirten Gökmen, bu yöntemin su kullanılmadan, tamamen çevreci şekilde gerçekleştirildiğini ifade etti.

LAVUAR TARİHE KARIŞIYOR: KÖMÜR ISLANMADAN, ÇEVREYE ZARAR VERMEDEN ZENGİNLEŞTİRİLECEK

Yeni sistemle birlikte kömürün kuru zenginleştirme yöntemiyle değerlendirileceğini kaydeden Gökmen, tesislerin kapalı alanlarda kurulacağını ve çevreye zarar verilmeden üretim yapılacağını söyledi. Bu sistemlerin Haziran-Temmuz aylarında yeniden basına tanıtılacağını açıkladı.

LOJİSTİK VE LİMAN SORUNU MASADA: EN DOĞRU YÖNTEM DENİZ TAŞIMACILIĞI

Üretilen kömürün ekonomiye kazandırılmasında lojistiğin kritik öneme sahip olduğunu belirten Gökmen, kara yolunun yetersiz kaldığını ifade etti. Ağır tonajlı araçların köy yollarında ciddi sorunlar oluşturduğunu vurgulayan Gökmen, en çevreci ve sürdürülebilir yöntemin deniz yoluyla taşımacılık olduğunu dile getirdi.

“BARTIN MADENCİLİK KÜLTÜRÜNE SAHİP, BİZ TERMİK SANTRAL DEĞİL KÖMÜR ÜRETİYORUZ”

Bazı çevreler tarafından olumsuz algı oluşturulmaya çalışıldığını söyleyen Gökmen,
“Biz termik santral kurmuyoruz, kömür üretiyoruz. Bartın madencilik kültürüne sahip bir kent. Temiz, güvenli ve çevreci üretim yapacağız. İstihdam sağlayacağız, aş sağlayacağız” dedi.

İŞ GÜVENLİĞİ EN ÖNDE: HEDEF KAZASIZ VE BELASIZ ÜRETİM

İş güvenliğinin her şeyin önünde geldiğini vurgulayan Gökmen, toz bastırma sistemleri, taş tozu uygulamaları ve yürüyen tahkimatlarla en üst düzey önlemlerin alındığını belirtti.
“Hedefimiz kazasız, belasız üretim. Buradaki herkes bize emanet” ifadelerini kullandı.

“UYUYAN GÜZEL” YENİDEN UYANDI: AMASRA KÖMÜRÜ EKONOMİYE KAZANDIRILIYOR

Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Amasra kömürleri için kullandığı “uyuyan güzel” benzetmesi, bugün gerçeğe dönüşmüş durumda. Yüksek kaliteli olmasına rağmen yıllarca değerlendirilemeyen Amasra taş kömürü, tam mekanize sistem sayesinde yeniden ülke ekonomisine kazandırılıyor. Uzmanlar, Amasra havzasındaki kömürün kalite açısından Zonguldak havzasının da üzerinde olduğunu belirtiyor.
Amasra’da başlayan bu yeni dönem, Batı Karadeniz’de madenciliğin geleceğini kökten değiştirecek bir adım olarak değerlendiriliyor.