Zonguldak ve Zonguldakspor tarihini araştırma uzmanı ve köşe yazarı Barış Işık, Zonguldakspor ve Samsunspor'un efsanesi olan ve bugün 37. ölüm yıldönümü olan merhum Muzaffer Badalıoğlu'nu yazdı.
BARIŞ IŞIK YAZDI;
"Ölüm; ben onu çiçeklerle giderken gördüm. Ölüm; ben onu yaşamları bilerken gördüm.
Obur doymazlıkların obur açlıklarında,
Ölüm; ben onu, varlıkları silerken gördüm.
Ama bir de yokluğun ve yüreğin önünde;
Ölüm; ben seni utanç ile titrerken gördüm. / Özdemir Asaf.
Muzaffer Badalıoğlu “Hakimiyet Milletindir” sloganıyla gerçekleşen 1960 ihtilali günlerinde 13 Kasım’da Zonguldak ilinde dünyaya gelir.
Futbola eğitim gördüğü Fener Orta Okulu’nun takımında başlayan Badalıoğlu kısa zamanda Zonguldakspor genç takımı tarafından keşfedilir ve futbolunu olgunlaştırmaya burada başlar. Genç Milli Takım tarafından aday kadroya davet edildiğinde ise henüz 16 yaşındadır. Gelecek vaat eden bir oyuncu profiline sahip olan Muzaffer 1978-79 futbol sezonunda Zonguldakspor forması ile profesyonel olur. Henüz 18 yaşında olmasına rağmen Gündüz Tekin Onay Hoca’nın gençlere önem vermesi sayesinde ilk sezonunda 17 maçta görev yapma başarısını gösterir.
Romanya karşısında ilk kez Genç Milli Takım formasını giydiğinde yine 18 yaşındadır ve elbette son olmayacaktır. 1978-79 yıllarında 18 Yaş altı Milli takımında tam 13 maça çıkar.
1979-80 sezonu Zonguldakspor ile kariyerine devam eden Muzaffer artık takımın defansının değişmez bir ismidir ve forma giydiği 29 müsabaka ile Zonguldakspor’un tarihindeki en önemli başarı olan lig üçüncülüğüne çok büyük bir katkı sunar.
1979-81 yıllarında bu sefer Türkiye 21 Yaş Altı takımının formasını 4 kez terletir. Zonguldakspor’un kazandığı 2 Ankara T.S.Y.D. Kupası’nda da kadroda yer almaktadır.
1980-81 sezonuna Candan Tarhan Hoca ile başlayan Zonguldakspor’da Muzaffer’in üçüncü sezonudur ve 23 maçta takımının formasını giyer. Türkiye A Milli Takımımız 1982 Dünya Kupası Elemeleri için Ankara 19 Mayıs Stadı’nda Galler ile karşılaşacaktır. İlk 3 maçında galibiyet yüzü göremeyen Millilerimiz 25 Mart 1981 tarihinde oynanacak müsabaka için kampa girmiş ve müsabaka öncesi son hazırlık karşılaşmasını Zonguldakspor ile yapar. 21 Mart 1981 tarihinde Ankara 19 Mayıs Stadı’nda oynanan karşılaşma Milli Takımımızın 6-1 üstünlüğü ile sonuçlanır.
Zonguldakspor’lu Muammer Birdal, Muzaffer Badalıoğlu ve Volkan Yayın Milli Takım formasıyla kendi takımlarına karşı mücadele ederler.
Muzaffer Badalıoğlu, 1981-82 sezonunda yine Candan Hoca ile şampiyonluk kaçıran Zonguldakspor’da 31 maç oynar ve takımı adına ilk golünü Galatasaray’a karşı kaydeder. 1982-83 sezonu sonrasında Zonguldakspor zirveden uzaklaşmaya başlar ama takım hala çok çetindir.
Muzaffer bu takımın önemli bir parçasıdır ve 31 maçta görev alarak 1 gol kaydeder. Zonguldakspor oldukça sert bir takımdır sezonu 57 sarı ve 6 kırmızı kart ile tamamlar.
Bu kartların 4 sarı ve 1 kırmızısı Muzaffer’e aittir. Muzaffer için 1982 ve 1983 yıllarının önemi oldukça fazladır. Türkiye Milli Takımımız EURO 1984 elemelerinde 6.grupta mücadele etmektedir. Muzaffer önce 22 Eylül’de Macaristan’a karşı 5-0 mağlup olduğumuz hazırlık maçında resmi olarak ilk kez A Milli formayı giyme şerefine nail olur. 27 Ekim’de Arnavutluğu 1-0 mağlup ettiğimiz ve 17 Kasım’da Avusturya’ya 4-0 mağlup olduğumuz grup maçlarında Zonguldaksporlu Muzaffer olarak Milli Takım’da ilimizi temsil eder. 22 Aralık 1982’de ise dördüncü ve son A Milli maçına Bulgaristan karşısında oynanan hazırlık maçıyla çıkar. 1983 yılında ise gençlik aşkı Şükran Hanım ile hayatını birleştirir.
1983-84 sezonunda futbolunun zirvesine ulaşan Muzaffer, Zonguldakspor ile iyi bir sezonu 32 maç ve 4 gol ile tamamlar. 1984-85 sezonu Muzaffer’in Zonguldakspor forması ile yedinci ve son sezonundur ve 35 maçta 2 gol ile Zonguldakspor kariyerini tamamlar.
Yedi sezonda Zonguldakspor forması ile 185 maça çıkan başarılı stoper toplamda 8 gol kaydeder.
1985-86 sezonunda gelecek vaat eden Zonguldaklı bir başka yıldız futbolcu Savaş Demiral ve Yaşar Yiğit ile birlikte 3.5 sezon formasını giyeceği Samsunspor'un yolunu tutan Muzaffer Badalıoğlu 1987 yılında iki kez de Olimpik Milli formayı giyme başarısını gösterir.
Şampiyonluk mücadelesi veren Samsunspor’un önemli bir oyuncusu konumuna gelen Muzaffer sonraki sezonlarda kaleci Hulusi ve Uğur Terzi’nin Samsunspor’a transferlerine vesile olur.
Samsunspor’da forma giydiği yıllarda talihsiz bir sakatlık yaşayan Muzaffer, sakatlık sonrası takıma döndüğünde onun yokluğunda stoperde forma giyen ve başarılı bir performans ortaya koyan takım arkadaşı yedek kalmasın diye hocasından kendisini sağ bek mevkiinde oynatmasını isteyecek kadar kocaman bir yüreğe sahiptir.
Mütevazi bir kişiliğe sahip olmasına rağmen futbol sahasında sert bir oyun stili olan Muzaffer bıçak gibi bir stoperdir. Takımı maç kaybettiğinde taraftarlara ayıp olmasın diye dışarı çıkmayan ve evinde oturan bir adamdır.
Dönemin gazeteleri tarafından Erdal Keser ve Raşit Çetiner’in futbol hayatını sonlandıran müdahaleleri sebebiyle “Kasap” lakabıyla anılmıştır. Çift dalma ve kayma yaparak rakipten top çalma konusunda uzman olan Muzaffer elbette bu hamlelerin faydasını gördüğü kadar dezavantajlarını da yaşamıştır.
1.82 boyunda 72 kilo ağırlığında olan Muzaffer kendisi ile röportaj yapan dönemin Türk Spor dergisine lise mezunu olduğunu, en sevdiği yemeğin patlıcan kebabı ve en sevdiği müzik türünün ise Türk müziği olduğunu söylemiştir.
20 Ocak 1989 günü Malatya deplasmanına giden Samsunspor takım otobüsü Havza yakınlarında hatalı sollama yapan bir kamyon ile çarpışır. Teknik Direktör Nuri Asan, Mete Adanır ve iki aracın sürücüsü olay anında can verirler. Muzaffer Badalıoğlu ise kaza sonrası kaldırıldığı Havza Devlet Hastanesi’nde vefat eder. Yugoslav futbolcu Tomic, takım kaptanı Emin Kar, Bulgar kökenli oyuncu Naser Beadini ve henüz 18 yaşındaki Yüksel Öğüten yaşam savaşı verir.
Samsunspor kafilesine olay yerinde yardım elini uzatan Diyarbakır deplasmanına gitmekte olan Çarşambasporlu futbolculardır. Samsunspor’un trafik canavarına karşı aldığı bu mağlubiyet tarihindeki en acı yenilgisi olur.
Muzaffer yolculuk öncesi çok şiddetli bir bel ağrısı çekiyordur ve oynayıp oynamama konusunda kararsızdır ancak futbola olan bağlılığı onu son yolculuğuna çıkarır. Her sabah asla eşi ile sohbet etmeden evden çıkmayan Muzaffer o sabah tek bir kelime bile etmez. Kazadan kısa süre önce kendisiyle bir söyleşi yapan Milliyet Gazetesi’ne bir insanın adı çıkacağına canı çıksın demiştir. Muzaffer yaşama gözlerini yumduğunda kızı Selen sadece 4 yaşındadır. Dönemin Sabah Gazetesi Muzaffer için “Kasap Öldü” başlığı atarak bütün sevenlerini yaralar.
Samsun halkı ve Samsunspor camiası Muzaffer’in emaneti olan ailesine ve Muzaffer’in ismine sahip çıkar. Önce onun adına Cengiz Topel durağının altına bir halı saha yapılır. Sonrasında Nuri Asan Tesisleri’ne kazada hayatını kaybedenlerin heykeli dikilir. Ve elbette Zonguldak halkı evladını asla unutmaz. Aradan yıllar geçse bile onu hep hatırlar.
Yılın Her Ocağı’nda, Mezarının Başında
Unutmadık seni, attığın golleri, efsane Muzaffer’i…
Hasret ve Rahmetle anıyoruz…"





