16.01.2015, 22:39 3787

İşsizlik girdabı

Yüzlerce madencinin iş cinayetlerinde can verdiği 2014’ün Aralık ayının 18’inde 450 işçi kendilerini ocağa kapatarak iki gün eylem yaptı. Türkiye Taşkömürü İşletmesi redevanslı sahasında Hattat şirketler gurubuna bağlı Hema Madencilik’te çalışan 800 işçinin kan-can pahasına çalıştığı sekiz yıllık sürecin son fotoğrafıydı bu eylem biçimi. Ekmek davasına yerin derinliklerinde bedenlerini karanlığa gömen madencilere, ışık tutacak bir enerji yaratılamadı bacaağzında! İki tarafı idare etme gayretinde sendikacılar... Bitap düşmüş demokrasi platformcuları... Canhıraş çabalayan emek cephesinden basın mensupları... Yetmedi, yetemezdi de... Fakat bundan da bir ders çıkarılmalıydı! Hele de iki gün süresince bacaağazında kocalarına, oğullarına destek vermek için bekleyen kadınlardan alınacak dersler!

-          Sabah yiyecek torbasını eline verdim. İçinde ne mi vardı? Domates, ekmek, zeytin. Ne var da, ne koyacağım!

-          Ben de soğan, ekmek, domatesle yolladım kocamı ocağa...

-          Çocuklar “babam nerede?” diye soruyorlar. “Gelecek, vardiyada, işte” diye cevaplıyorum.

-          Benim oğlum işten son çıkarılanlardan. Feleği şaştı, morali bozuk ve köye uğramıyor.

-          400 lira kredi, 300 lira elden, kira, elektrik, su, çocuklar, kumanya... Benim adam diyor ki “işten atarlarsa kendimi vururum, valla.” Ben kapı kapı dolaştım “gelin” dedim herkese... Sonuçlanmadan biz burdan dönmeyiz.

-          Aha bunun adı Egemen. Dört yaşında. Bir de kızı var iki aylık. Babaları yedi yıldır bu ocakta çalışıyor. Emekliliğine üç yıl var daha. İşsiz kalırsa ne yaparız biz?

-          Seçim zamanı ağzımıza bir parmak bal çalanlar, dört duvar arasında karanlık bir odaya kapatsınlar kendilerini de bir düşünsünler bakalım,  ne oluyormuş!...Hastaneyi al, PTT’yi al, her yeri al... Bir canımız var!

Bu içerikte birçok söylemi oldu madenci eşlerinin, madenci analarının. “...Dört duvar arasında karanlık bir odaya kapatsınlar kendilerini...” diye, fevaran eden üç çocuk annesi kadının vurgulayıcı cümlesi belleklere kazındı!

Maden işletmesinin sahibi, burjuva politikacısı veya değişik markada yağdanlıktan kendini karanlık odaya kapatıp da düşünmesini bekleyemeyiz elbette. Bu cümle bizim, işçi ve emekçilerin ve en geniş cepheyi oluşturmak için mücadele veren devrimci-sosyalistlerin belleğine kazınmalı. Aydınların, yazarların, şairlerin, müzisyenlerin, sanatçıların...

     Şimdi bir işçi emeklisi ozanın dizeleri ile buluşalım;

     “Kaybolmuşum derinliklerinde yerin,

      Sarmış bedenimi bir orman gibi madenin zifiri karanlığı.

      Sanırsın yol vuruyorum merkezine dünyanın,

      Tulumum sırtımda hazır kefen,

      Hasret kaldım aylı aysız gecelere

      Gün mü ağardı dışarıda?

      Güneş mi doğdu meşelerin üstüne?

      Mor menekşeler baharı mı muştuluyor?

      Vakitsiz mi öttü çil horoz?

      Bir baş lambası ışığında kazma ucu,

      Tüm evrenim umudum.

      Gökyüzü üç bin ışık yılı uzakta...”

Mehmet Yılmaz Karaibrahimoğlu’nun “Madenci” adlı bu şiirini karanlık bir odada yineleyebiliriz. Belki küçük bir ışık, baş lambası amacıyla kulanılabilir. Bunu deneyebilirsek, yerin derinliklerinde ne olup bittiğini daha iyi anlarız.

Emekli edebiyat öğretmeni Hamit Kalyoncu, kazma vuruşları ile heceleyerek okunması için yazdı belki de “Aman of” şirini... Zifiri karanlık olgusunu biraz daha pekiştirelim!

     “Bu kara kömür vazgeçilmez bir sevda

      Babam da kazma salladı bu ocakta

      Bizim köylü hep burada

      Beş yüz altmış nakızda

      Her yan kömür

      Emekse emek

      Terse ter

      Tüüh... Tüüh...

      Vur ha toprağın karnına

      Hııh... Hııh...

      Aman offf...

      Yüklenmiş sırtıma Zonguldak

      Gitmesem edemiyorum

      Ekmek ister çoluk çocuk ana baba

      Ne diyeyim daha...”

Çok yalın, “...Ne diyeyim daha!..” Eli katmer nasır, ciğeri tıknefes, gözü kömür karası sürmeli madencinin evini çoluk çocuğunu geçindirebilmesi için boşluk vermeden çalışması gerekiyor. İşsizlik korkusunun ölüm korkusunun önüne geçtiği günümüz şartlarında, özelleştirme ve taşeronlaşma lehine alınan her karar madenciyi daha derinlere gömüyor. Hem de ailesi ve tüm sınıf kardeşleri ile birlikte!..

Havzanın çevre köylerinde yaşayan er kişilerin mükellef kabul edilerek, jandarma dipçiği ile ocağa çalışmaya iteklendiği 1940’lı yıllarda yaşananları “Ölümün Ağzı” romanında anlatan İrfan Yalçın, Kocası göçükte kalan Emine ile oğlu Hasan arasındaki konuşmayı şöyle aktarır:

-          Ne çabuk öğrendin üç beş ayın içinde madenciliği?

-          Öğrenmek için bi gün bile yeter, ana... İnsan ölmüş, ölmemiş, kimin umurunda orda? Senin ölün gömülmüş, gömülmemiş, kime tasa? İstersen bütün dünya ölsün gebersin! Taktığı yok hiç kimsenin... Var mı yok mu çokca kömür çıksın... Sade bu... Zar-zor diye bi şey icat etmişler, milletin anasını belliyorlar gece gündüz...

1940’lı yıllarda köylü; Tarlasında ekip biçtiği, besleyip sağdığı hayvanıyla kıt kanaat da olsa geçiniyordu. İşsizlik girdabı korkusunu bilmiyordu havza köylüsü. Bildikleri tek korku vardı, o da ocaklardaki ölüm girdabı. Bu nedenle, o yıllarda ailece direndiler bu girdaba.

Günümüzde ise, ekip biçme unutuldu, on yıllardır tarlalar nadasa bırakıldı. Hayvancılık da buna bağlı olarak geriledi. Çoluk çocuk büyüdü, torunlar serpildi, nüfus çoğaldı. Üç nesil bir maden emeklisinin maaşına bakar oldu. Çalışabilecek er kişi “ne iş olsa yaparım” düşüncesini kabul etti. Ekmek aslanın ağzındaydı! Her şey göze alınarak, işsizlik girdabına direnme başladı. TTK işçiliği mi? En ideali. Özel ocak! Farketmez. Taşeron! İş olsun da. Kaçak ocak! Tabii ki...

      “Ekmek ister çoluk çocuk ana baba / ne diyeyim daha...”

Madencinin yaşamından bir kesit anlatılmak istendiğinde, genellikle evinden ayrılırken karısı ile vedalaştığı an üzerine imge oluşturulur. Madencinin karısı “kocam işine gidiyor, acaba sağ sağlim evine döner mi?”  diye veya madencinin dünyasından anlatılır, “evime aileme dönebilir miyim?” diye... Kuşkusuz bu imgeler yine de geçerlidir. Fakat “işsiz kalmadan evime aileme dönebilir miyim?” düşüncesi yaşamın gerçekliği günümüzde. Yani işsizlik korkusu büyük girdap. İmge oluşacaksa, buradan oluşmalı!

Bedenlerini yerin derinliklerinde zifiri karanlığa gömen madencileri desteklemek için bacaağzında “susma sustukça sıra sana gelecek” diye slogan atan kadınlar, analar biliyorlar ki; koca işsiz kalırsa, oğul işsiz kalırsa evin direği yıkılacak. Ölüm ne ki?   

Yorumlar (0)
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 31 67
2. Fenerbahçe 32 63
3. Galatasaray 31 61
4. Trabzonspor 32 57
5. Gaziantep FK 31 50
6. Alanyaspor 32 49
7. Hatayspor 31 49
8. Karagümrük 32 48
9. Sivasspor 31 44
10. Göztepe 32 43
11. Konyaspor 31 40
12. Antalyaspor 32 39
13. Rizespor 31 35
14. Kasımpaşa 32 35
15. Malatyaspor 31 33
16. Ankaragücü 31 33
17. Başakşehir 32 33
18. Kayserispor 31 33
19. Gençlerbirliği 31 31
20. Erzurumspor 32 28
21. Denizlispor 31 26
Takımlar O P
1. Giresunspor 29 60
2. Samsunspor 28 54
3. Altay 28 53
4. Adana Demirspor 28 52
5. Altınordu 29 52
6. İstanbulspor 29 51
7. Ankara Keçiörengücü 29 49
8. Tuzlaspor 29 41
9. Bursaspor 28 40
10. Bandırmaspor 28 38
11. Ümraniye 28 38
12. Boluspor 28 32
13. Balıkesirspor 28 32
14. Adanaspor 28 31
15. Menemenspor 28 29
16. Akhisar Bld.Spor 28 25
17. Ankaraspor 28 19
18. Eskişehirspor 29 8
Takımlar O P
1. Man City 31 74
2. M. United 30 60
3. Leicester City 30 56
4. West Ham 30 52
5. Chelsea 30 51
6. Tottenham 30 49
7. Liverpool 30 49
8. Everton 29 47
9. Aston Villa 29 44
10. Arsenal 30 42
11. Leeds United 30 42
12. Wolverhampton 31 38
13. Crystal Palace 30 38
14. Southampton 30 36
15. Burnley 30 33
16. Brighton 30 32
17. Newcastle 30 29
18. Fulham 32 26
19. West Bromwich 30 21
20. Sheffield United 30 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 29 66
2. Barcelona 29 65
3. Real Madrid 29 63
4. Sevilla 29 58
5. Real Sociedad 29 46
6. Real Betis 29 46
7. Villarreal 29 46
8. Celta de Vigo 29 37
9. Granada 29 36
10. Athletic Bilbao 29 36
11. Levante 29 35
12. Valencia 29 33
13. Cádiz 29 32
14. Osasuna 29 31
15. Getafe 29 30
16. Huesca 30 27
17. Real Valladolid 29 27
18. Elche 30 26
19. Eibar 29 23
20. Deportivo Alaves 29 23
7
kapalı
Namaz Vakti 10 Nisan 2021
İmsak 04:44
Güneş 06:14
Öğle 12:59
İkindi 16:39
Akşam 19:34
Yatsı 20:59