Al birini vur öbürüne!
Vay ki ne vay!
Bu millet artık kime inanacağını, kime güveneceğini bilemez oldu.
Herkes birbirine laf yetiştirme, birbirini suçlama, kendi hesabını görme derdinde.
Peki, bu milletin gerçek sorunlarını düşünenler nerede?
Her gün ekmek parası uğruna çalışırken hayatını kaybeden emekçiler, önlenebilir iş cinayetleri, hesabı sorulmayı bekleyen ihmaller…
Bir tarafta yolsuzluk iddiaları, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığına ilişkin soru işaretleri, diğer tarafta siyasi hesaplar, kapalı kapılar ardındaki pazarlıklar, pis iddialar ve bitmek bilmeyen koltuk kavgaları…
Emekli geçinemiyor, asgari ücretli ay sonunu getiremiyor, esnaf ayakta kalmaya çalışıyor. Gençler gelecek kaygısıyla yaşıyor, aileler çocuklarının yarınlarından endişe ediyor.
Peki, bütün bunlar yaşanırken halkın sorunları neden gündemin gerisinde kalıyor?
İş cinayetlerinin önlenmesini, ihmallerin hesabının sorulmasını, yolsuzluk iddialarının şeffaf biçimde araştırılmasını, kamu kaynaklarının halkın yararına kullanılmasını konuşmamız gerekmiyor mu?
Siyaset; kişisel çıkarların, makam pazarlıklarının ve karşılıklı suçlamaların değil, millete hizmetin adresi olmalı.
Bu millet kimin kiminle pazarlık yaptığını değil, kendi geleceği için ne yapıldığını görmek istiyor.
Artık biraz da işçiyi, emekliyi, çiftçiyi, esnafı, gençleri ve bu ülkenin geleceğini konuşun!
Çünkü mesele kimin kazandığı değil, bu milletin daha ne kadar kaybedeceğidir!.